twenty three*

5.4K 781 171
                                    

i think i've seen this film before and i didn't like the ending

-

taehyung
jungkook?

jungkook
efendim

taehyung
kahve?

jungkook
hyung?

taehyung
efendim

jungkook
kendin demleyebilirsin?

taehyung
neden suratıma bakmıyorsun

jungkook
bakıyorum ya
gülümsedim hatta

taehyung
yalan söyleme
geldiğim yirmi sekiz dakika oldu
geldiğim andan beri sana bakıyorum
içeriye ilk girdiğimde de yanına geldim selam vermek için
işim var deyip dergilerin olduğun yere gittin
geldikten sonra da hiç bakmadın bana
kahve de yapmadın

jungkook
senden başka kimse içmiyor

taehyung
tamam
görüldü (18.30)

jungkook
nereye gidiyorsun (18.37)

taehyung
eve

jungkook
daha çıkmama yarım saat var

taehyung
biliyorum
mingyuda kalacaksın zaten
neden bekliyorum ki

jungkook
sence şu an böyle davranması gereken kişi sen misin

taehyung
anlamadım

jungkook
sırf seninle ilgilenmedim diye kalkıp gidiyorsun
asıl çocuk olan sesin
hyung gerçekten bak
yanlış bir şey söylediysem özür dilerim ama
dün olan şey
ne anlamamı bekliyorsun ki
empati kursana
benim eski sevgilim böyle bir şey yapsaydı sana
ne düşünürdün

taehyung
jungkook sana olan şeyi anlattım
anlattım değil mi
yalan söylemiyorum inanıp inanmamak sana kalmış
eunbiyle bir alakam kalmadı
geçti gitti işte
üstelik aylar oldu

jungkook
onun için öyle değil demek ki

taehyung
gerçekten ne onun düşündüğü umurumda değil
senin de olmasa iyi olur
şarjım az telefonu kapatmam gerek
görüşürüz
gerçi sen bu gece de gelmeyecektin
gelmek istediğin zaman görüşürüz

-

parmaklarım arasında sıkıştırdığım anahtarlara bakarken gerçekten kötü hissediyordum.

saat çoktan gece yarısı olmuştu. ilkbahar serinliği yüzünden üşüyen bedenime sardığım kollarımla öylece duruyordum. içeriye girmem gerekiyordu. içeriye girmem, yine taehyung'un uzun tişörtlerinden birini giymem ve kocaman yatakta onun göğsüne sığınmam gerekiyordu.

işten çıktıktan sonra evin ilerisinde bulunan parkta oturup acaba çok mu abarttım diye düşünmüştüm saatlerce. fazla mı üstüne gitmiştim? belki de bu kadar hassas davranmamam gerekiyordu, farkındaydım ama elimde değildi. son iki ayda günlük rutinimden tutun, hayatımı yaşayış tarzıma kadar neredeyse her şey değişmişti. monoton bir hayatı benimseyen biri olarak bunlara alışmam başlı başına zorken karşıma çıkan ilk engelde tökezlememem işten bile değildi.

yeterince vakit kaybettiğimi fark ettiğimde anahtarı deliğe yerleştirip sessizce kapıyı açtım. içerisi kapkaranlıktı ve çıt çıkmıyordu.

yine aynı sessizlikte odaya yürürken yarı yolda sırt çantamı yere koymuş, üstümdeki ceketi çıkarıp askılığa gelişi güzel asmıştım. itiraf etmek gerekirse, fazlasıyla gergin hissediyordum. bencillik yapmıştım. tamam, onun da suçu vardı. bana bir şeyler anlatıp olacak şeylerden haberdar olmamı sağlayabilirdi ve böylelikle büyük bir tepki vermezdim. ama yine de bana durumu açıkladıktan sonra bile kalp kırıklığımı bahane edip bencilliğin peşine takılmak tam bir aptallıktı. onu da kırmıştım.

cardiganHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin