13.Kızıl Cadı

359 669 35
                                        

Merhaba hoş geldin 🤍

Biraz uzun bir bölüm oldu yarısını şimdi attım diğer yarısını da bitirir bitirmez atacağım. İyi okumalar canlar sizi seviyorum 🌼

Mir'in anlatımı:

Aylar devrilse yerini yıllara bıraksa, yıllar devrilse yerini yüzyıllara bıraksa da değişmeyecekti geceyi aydınlatan renkler.
Mavi ve kırmızının en parlak tonları yine apartman duvarlarına vuruyor, camları kırıp geçmek ister gibi ısrarla dönüyordu. Sokağı aydınlatan renkler, meraklı komşuları evlerinden dışarıya dökmüştü. Haber yakalama uğruna sarı beyaz şeritleri geçmeye çalışan ekip, başkalarının acılarını paylaşarak karın doyuran habercilerden başkası değildi.

Geç kalmıştım. Gizli geçiti bulmak uğruna emelimden sapmış, bir katilin daha izini kaybetmiştim. Uzun boyumdan dolayı eğilip sarı beyaz şeritleri geçtiğimde robot polis tarafından durduruldum.

"Geçiş izninizi ve kimliğinizi gösterin lütfen."
Mekanik sesin ricası, ellerinden çıkacak elektrikle emire dönüşebilirdi. Göstermezsem, ellerinden elektrik vererek beni saniyeler içinde etkisiz hale getirebilirdi.

Boynumdaki çipi, içinden sarı ışık çıkan camdan gözlere tuttuğumda robottan mekanik bir kaç vızıltı çıkmıştı.

"Taranıyor, bakleyiniz. Taranıyor, bekleyiniz. Tarandı. Mir Karahan. 2558 yılı İzmir doğumlu. Yaş 26. 1891 adet katil yarasa öldürmüş, 14 seri katili yakalamış bir avcı..."

Avcı... Kelle veya ödül avcısı...

Ne polis, ne katil. Geçimimi kazandığım yol, insanlık tarihininin tozlu sayfalarından çıkıp gelen ilk meslek olan avcılıktı. İster karın doyurmak için geyik veya tavşan avlamak olsun ister para karşılığı yakalanan suçlular olsun. İkisi de geçim kaynağıydı. Ben de ailemin katilini bulmak uğruna çıktığım bu yolda insanlığa zarar verenleri acımadan avlıyordum.

Güçlü zayıfı daima ezerdi. Büyük salgın sonrası değişen genetik yapı, ortaya çıkan yeni türler, bize hayatta kalma savaşını öğretmişti. Yaşamak için güçlü olmak zorundaydın. Güçlü olan vampirler, eğer çok fazla kan içerlerse akıllarını ve zaten azıcık kalmış olan insanlıklarını tamamen kaybedip katil yarasaya dönüşürlerdi. Katil yarasalardan biri, bir vampirin belki bir akrabası veya dostu olabilirdi. Belki de bu yüzdendi insanlara ve kurtlara katil yarasalar saldırdığında müdahale etmemeleri veya görmezden gelmeleri.

Katil yarasalar, güçlü duyulara sahip olduklarından dolayı robot polisleri hissediyor ve onlar daha gelmeden kaçmış oluyorlardı. Onları yakalayıp öldürmek de biz insanlara veya kurtlara kalıyordu. Bu güçlerin savaşıydı. Güçsüz ve masum insanların hayatta kalma, güçlü ve saldırgan vampirlerin kam emme hırsıydı.

Bense bu savaşta masumları korumaya ve onlara zarar verenleri yakalayıp öldürmeye and içmiştim.

"... Giriş izni yok. Şeritin dışına çıkınız."
Robotun talimatını bir insan iptal etmişti.
"Giriş iznini ben veriyorum. Baş komiser Ezel Uyar tarafından Mir Karahan izinlidir."

Kumral, mavi gözlü adamın boyu meslektaşlarının bir çoğunu geçmekteydi. Şişkin kasları siyah tişörtünü zorlamakta, belindeki tabanca ve rozetle, polis kimliğini açığa çıkarmaktaydı. Sıkmam için uzattığı elini hiç bekletmemiş, yılların özlemiyle tokalaşmıştım.

"Gel içeriye geçelim, burası ufacık bir haber için bekleyen akbabalarla dolu."
Onu takip ettiğimde apartmanın içine girmiş, bir çok üniformalı polisin arasından geçmiştik. Sessiz bir köşe bulduğumuzda yerleştirilmiş polis sandalyelerine oturup konuşmaya başladık.

KANLI AVHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin