Adımın seslenilmesiyle birlikte oturduğum yerden kalktım ve sıcak çikolatamı alıp dışarı çıktım. Evim bir yokuşun başındaydı yüksekte kaldığı için oradan manzara çok güzel gözüküyordu. Burası küçük bir şehir. Evimin önüne geldiğimde yukarı çıkmak yerine sitenin içinde kalan çardaklara yönelip oturmaya karar verdim. Bu manzara için değerdi doğrusu. Hafif bir müzik açıp çikolatamı içmeye başladığım esnada bir kaç gündür peşime takılan o sevimli köpek çalıların arasından zıplayarak yanıma geldi. Ufak tefek bir şeydi. Onu kucağıma alıp onunla sohbet etmeye başladığımda nerden geldiğini sordum. Doğal olarak bana cevap veremedi fakat sallayıp durduğu kuyruğunun onunla oynamamı istediği anlamına geldiğini biliyordum. Tasması olmasına rağmen kirli gözüküyor olması onu mezun olan öğrencilerin her zaman yaptıkları  gibi sokağa bırakıp şehirden gittiklerini düşünmek hiç de zor olmadı. Onu eve götürüp  götürmemeyi düşünürken üşüdüğümü hissedip yerimden kalktım. Evet bu sevimli dostum da benimle birlikte geliyordu. Fakat aklıma evde onun için yiyecek herhangi bir şey olmadığı geldi. Köpeği banyoya bırakıp ona bir yere gitmemesini, ona mama alıp geleceğimi tembihledikten sonra yeniden dışarı çıktım. 

Buranın küçük bir şehir olduğunu belirtmiştim. Bu yüzden yakınlarda gidebileceğim tek bir market vardı. Kafelerin olduğu, öğrencilerin takıldığı bir sokaktaydı. Kulaklığımı takıp yürümeye başladığım sırada bu gitar çalan çocuğun bugün neden bu kadar dikkatimi çektiğini kendime sorup duruyordum. Sonunda sebebini bulduğum sırada markete geldim ve içeri girdim. Sebebi, onu sınıfta görmüş olmamdı. Ama her derste görmemiştim ya üst sınıftaydı ya da pek okulu umursadığı yoktu. Nedenini tam olarak çözemememle birlikte köpek için mama aramaya başladım. Reyonları gezerken ev için lazım olan ufak tefek şeyleri de elime aldım. Her şeyi alıp ödemeyi tamamlamamla birlikte marketten dışarı adım attım. Hava iyice soğumuştu saat 8'e  geliyordu. Adımlarımı sıklaştırarak eve doğru yürümeye başladım. Eve gidince ki planım köpeği yıkamak, ona mama verip ortalığı toplamak ve çağlanın attığı notlara bakmaktı. Yarın dersim olmadığı için köpeği veterinere götürecektim. gök gürüldemeye başlamıştı anlaşılan fırtına kopmak üzereydi. işte beni 10 yıl önceye yani bugüne döndüren olay tam olarak buydu. Eve doğru ilerlemeye çalışırken bir anda gözümün kararmasıyla olduğum yere yığıldım.

Gözlerimi açtığımda nerde olduğumu anlamaya çalışıyordum. başımda inanılmaz bir ağrı vardı. Bembeyaz duvarlarla bakışıyordum ki hastanede olduğumu kolumdaki serumdan anlamış oldum. Çevreme göz atarken yan koltukta birinin uyuduğunu gördüm. Kim olduğunu anlamaya çalışırken onun gitar çalan çocuk olduğunu fark ettim. NE ? Neler olduğunu çözmek için uğraşırken odanın kapısı tıkladı. İçeri üzerinde beyaz forma olan bir adam girdi. Doktor olmalıydı. 

"Kendinize geldiniz demek küçük hanım. Arkadaşınız sizi buraya getirdiğinde bayılmıştınız. Bayıldığınız süre biraz uzun sürdüğü için sizi gözlem altında tutmaya karar verdik bu gece misafirimiz olacaksınız. Korkulacak bir şeyiniz yok yağmur yağarken fırtına bir anda doluya dönüşmüş ve başınız yarılmış. Onun dışında ciddi bir hasar olduğunu sanmıyoruz. Yine de tedbir amaçlı misafirimiz olmanızı istiyoruz. Şimdiden geçmiş olsun." 

dedi ve ben ağzımı bile açamadan geldiği gibi gitti. Bu çocuk ve ben arkadaş değildik ki. Hem nasıl oldu da beni hastaneye getirmişti ki ? Acaba bayıldığım sırada orda mıydı ? Kafamdaki düşünceleri bir kenara bırakarak yanımdaki masada duran telefonuma uzandığımda saatin gece 1 olduğunu gördüm. Aklıma evde köpeğin tek başına kaldığı geldi. Acaba karnı acıkmış mıdır diye endişelenirken gitarcı çocuğun uyandığını fark ettim. 

"Ah demek kendine geldin. Nasıl hissediyorsun?" diye sorduğu sırada 

"Sen kimsin?" diye cevabı yapıştırıverdim. 

GirdapHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin