2-yalanmış, her şey.

226 38 80
                                                  

"Baekhyun şu odunları da getirsene." Chen elindeki baltayı havada sallayarak odun getirmemi istiyordu. Pekala bende herkes gibi köyde çalışıyordum ama odun getirmek bu çalışmaya dahil değildi. En son Sehun benden odun getirmemi istediğinde taşıyamamıştım ve belimi kırmak üzereydim. Tom ve Jongin'e göre çelimsiz ve zayıf birisiydim. Yiyip külo almıyordum ve hadi ama burda kas yapabileceğim herhangi bir alet bile yoktu. Şehire gitmeyi bırakın, köyün sınırlarını bile geçmemiz yasaktı. Chen gibi ağacın dallarına asılıp kol çalışamıyordum. Dal kırılır diye ödüm kopuyordu. -Tabii Chen'e göre bu çelimsiz halimle asla dalı kıramazmışım ama umrumda değil-

"Tanrı aşkına Chen, en son odun getirmeye çalıştığım zaman belim kırılıyordu." Chen'e ölümcül bakışlarımı fırlattığım zaman kıs kıs gülmeye başladı. Üstünde ki beyaz atletiyle alnındaki terleri silip, "Şaka yaptım Baek, bana öyle bakma korkuyorum. Öldürecekmişsin gibi bakıyorsun." dedi. Ses tonu sevecen çıkıyordu. Bakışlarımı bozmadan, "İşte tam olarak öyle bakıyorum." dediğimde daha fazla ciddi kalamadım ve ikimizde kahkaha atmaya başladık. Chen yerden bir kaç tane odunu alarak yeniden baltayla keseceği esnada durakladı ve ciddi bir şekilde bana döndü. Yerden kopardığım çiçeğin yapraklarıyla seviyor-sevmiyor yaparken Chen'in sesiyle ona baktım.

"Sehun ile halen sevişmediniz mi?" diye sordu. Gözleri gözlerimde oyalandığında bakışları elimdeki yaprakları yarısı koparılmış çiçeğe baktı. Bir şey söylemek istemiyordum. Bu konuları konuşmak camımı yakıyordu. 10 yaşımdan beri Sehun'a aittim. Sehun'dan başka kimseyle olmadım, kimseyle öpüşmedim ve tanrı şahidim, kimseye o gözle de bakmadım. Yirmi iki yaşında bakir birisiydim ve hadi ama yaşıtlarım çoktan bakirliğine elveda demişlerdi. Üstelik yirmi yaşlarına gelmeden önce. Kalbımı basardım ki Chen'de bakirliğine hoşçakal demiştir. Tom zaten evli birisiydi, Jongin'in ise kız arkadaşı vardı. Galiba bakir olan halen bendim.

Omuzlarımı silkerek, "Yapmadık ve galiba hiçbir zaman benimle sevişmeyecek." dedim. Yüzüm asık, sesim kısık çıkmıştı. Daha on sekiz saniye önce kahkaha atıyordum ve işte şimdi modum sıfırdı. Sehun benimle sevişmiyordu. Chen kafasını anladım dercesine sallayarak yaptığı işe geri döndü. Bende fazla umursamadım ve çiçeklerin kalan yapraklarını acımadan kopardım. sevmiyor.

Elimdeki çiçeği sinirlenerek yere fırlattım. Sevmiyor? Ne demek sevmiyor?

Bozuktu işte bu çiçek.

"Bebeğim, yüzünün hali ne böyle." Arkamdaki ses ödümü patlatmıştı ve olduğum yerden sıçrayarak ciyaklamama sebep oldu. Sehun gelmişti. "Korkuttum mu?"

"Hayır, sadece dalmıştım. Ne zaman uyandın?" ayaklanarak üstümü silkeleyerek karşısına geçtim. Mayhoş bakışlarıyla beni süzüyordu. Ah tanrım, o bana bu şekilde baktıkça sertleşmemem imkansızdı. İçimi doldurmasını istiyordum, acımadan teni tenime çarpsın istiyordum. Olamaz, altımdaki fazlasıyla sızdırmaya başladı bile...

Sertleştiğim için dudaklarımı ısırıp gözlerimi kapattım. Şimdi domalmamı istese hemen domalabilirdim. Galiba dayanamıyorum. "Şimdi uyandım," dediği esnada eliyle burnunu kapattı.

Pis mi kokuyordum?

Beni kolumdan sertçe tuttuğu gibi peşinden sürüklemeye başladı. "Sehun, canımı yakıyorsun. Neler oluyor nereye gidiyoruz?" peşinden sürüklediği için yetişemiyordum ve nefessiz kalmıştım. Ağzından bir şeyler mırıldandı ama duyamadım. Nefes alışverişleri düzensizleşmişti ve elleri zangır zangır titriyordu. Kolumu tutan eli, canımı fazlasıyla yakıyordu.

Bir kaç metre yürüdükten sonra ahıra geldiğimizi fark ettim ve tam soracakken ahırın kapısını açtı ve beni sert bir şekilde çamura fırlattı.

leave me alone // omegaverseHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin