1-hiçbir şey bilmiyordum.

313 47 92
                                                  

Bundan iki yüz altmış sekiz yıl önce yaşanmış bir efsane vardır. Köyümüzün bütün gençlerinin adı gibi bildiği, yaşlıların sır olarak sakladığı ve küçüklerin dinlemekten korktuğu bir efsane. Hey, hey sakin olun, size bu efsaneyi anlatacağım fakat bundan önce size kendimden bahsedeyim; Byun Baekhyun. Daha dün yirmi iki yaşıma girdim. Bunun anlamı nedir bilir misiniz? Artık reşit bir bireyim. En önemlisi ise istediğimi yapmakta özgür, artık insanlara hesap vermeyecek kadar cesurum. Yani galiba artık cesur olabilirim çünkü dediğim gibi daha dün yirmi iki yaşıma girdim. Efsaneyi anlatmadan önce sizlere yaşadığım hayatı kısaca bahsedeyim.

Kendimi bildim bileli Misty köyündeyim. Atalarımız seneler öncesinden bu topraklara yerleşmiş. Onlar bu topraklara geldiği zaman burası sadece dümdüz bir alanmış. Kendi çabalarıyla seneler boyunca birlik beraberlik içinde yaşayıp, bu ovayı yaşanılabilir hale getirmişler. Ve unutmadan, atalarımız soyumuzun devam etmesi için kendi aralarında evlenmişler ve çoğalmışlar. Çoğlamışlar... Biraz kaba oldu, kabul ediyorum. Anladınız siz ne demek istediğimi.

İşte o zamandan bu zamana kadar yaşayıp gitmişler ve işte sonuç; biz buradayız. Büyük bir köyümüz, topluluk içinde mutlu bir şekilde yaşamaya çalışıyoruz. Yani ben hariç herkes mutlu bir şekilde yaşıyor desem daha doğru olur. Çünkü bu köyde artık mutlu değilim.

Köyün sınırını geçmemiz yasak ve bunu inanın yaşlılardan başka kimseler bilmiyor. Küçük çocuklar sınırları geçmeme konusunda zaten mutlular, gençlerin bazıları umursamıyor bu durumu ama benim gibi bazı gençler bu durumdan memnun değil. İnanın sebebini bilsek bu duruma anlayış gösterebiliriz belki, fakat hayır, söylememe konusunda ısrarcılar. Henüz öğrenecek yaşa gelmemişiz. Daha ne kadar büyümemiz gerekiyor yahu, dün yirmi iki yaşıma girdim...

Ah tabi ya, efsane. Size şu meşhur efsaneyi anlatmayı unuttum.

İki yüz altmış sekiz yıl önce, atalarımızın da burada yaşamaya başladıkları zamanlarda köyümüzün kaçık bir hatunu varmış. Tom'a göre harbiden kaçık birisiymiş. Kaçık kelimesini size anlatmama izin verin, zira bu bana göre kaçıklık değil çünkü.

Köyümüzün asırlardan belli olan tek kuralı sınırları geçmemek. Kaçık kadın bir gece sınırların ardını çok merak etmiş. Orada gerçekten ne olduğunu merak etmiş ve gece sınırları geçeceğine karar vermiş. Kimseye söylememiş çünkü birisi öğrenirse kesinlikle bu duruma izin vermeyecekti. Kaçık kadın akıllı. Ve işte beklenen zaman gelmiş, kaçık kadın gece yarısı herkesin uyuduğuna emin olduktan sonra köyü terk etmiş. Sınırları bir şekilde geçmeyi başarmış. (Tom kesinlikle sınırların geçmenin çok zor olduğunu söyler.) Kaçık kadın köyü terk etmeden önce odasındaki yatağına not bırakmış. Notta ne yazıyor kesinlikle bilmiyorum.

Kadının köyden uzaklaşmasının üzerinden tam sekiz saat geçmiş ve karşısına başka bir köy çıkmış. Söylenenlere göre insanları daha kalıplı, dişleri sivri, çoğunun erkekten oluşan -tabiki kız da var- insan topluluğuymuş. Sadece et ile beslenmeleri de cabası. Tom bundan bahsettiğinde neden salata yemediklerini kendimce çok sorgulamıştım. Oysa ben salatayı çok severim. Pekala devam etmeliyim, kaçık kadın hiç şüphe etmeden, tanımadığı topraklara adım atar atmaz bayılmış. Neden bayıldığını kimse bilmiyor, kaçık kadın ve oradaki insanlar dışında.

Uyandığında kendisini bir sandaliyenin üzerinde bağlı bulmuş. Kaçık kadını sıkı sıkıya bağlamışlar. Ağzını bantlamayı da unutmamışlar. Kaçık kadın ağlamaya başlamış ve köyüne dönmek istemiş. Ağzını bantladıkları için konuşamıyormuş ama söylenenlere göre kaçık kadını, köyün en saygın erkeği -Tom böyle hitap etmişti adama- ne hissettiğini, istediğini ve söylediğini anlayabiliyormuş. Şu vurgu yapacağım yere dikkat edin, sadece köyün en saygın erkeği anlıyormuş.

leave me alone // omegaverseHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin