Bu bölümü belki on kere yazıp silmişimdir. Son zamanlarda yorumlar o kadar az ki, içimde yazma isteği hiç kalmadı. Hikayenin iyi gidip gitmediğini sorgular oldum. Sanırım beğenilmiyor bu yüzden de kimse yorum yapmıyor.
Son zamanlarda bebeğimden dolayı bölümleri geç attığımın farkındayım sizden özür dilerim. 🌼
Kitabım beğenilmese de ben ilham geldikçe yazmaya devam edeceğim. Bana destek olan okurlarıma da çok teşekkür ederim. 🤍
◽◽◽
İyi okumalar...
Akrebin yelkovanı soktuğu, saniyenin zehirlendiği anlardan biriydi. Gecenin yaratıkları şehrin sokaklarına yayılırken, kötülükde bir virüs gibi hızla yayılmaktaydı.
Apartmanın kameralarını ve kapıdaki güvenlik robotunu etkisiz hale getiren adam, yüzünde pis bir gülümsemeyle yavaş yavaş attığı adımlarını dört yüz üçüncü kata yöneltmişti. Asansörü kullanmak yerine merdivenleri tercih eden adama bugün Azrail eşlik etmekteydi. Hiç bir yorgunluk belirtisi göstermeden çıktığı merdivenler ne hiç almadığı soluklarını kesmiş ne de varlığı bile belli olmayan kalbini zorlamıştı. Vampir bedeni, dört yüz üç katı, iki basamaklı merdiveni tırmanır gibi tırmanmıştı.
Bastığı gri renkli temiz fayansların sonunda gri çelik kapıya ulaşmış, hiç çekinmeden zili çalmıştı. Aslında zili çalan adam, kapının önünde bekleyen Azrail'di.
Hiç bir şeyden habersiz eceline kapıyı açtığını bilmeyen kızıl saçlı, ela gözlü, estetikli vücudunu saran kırmızı elbiseli kadın, adamı görmenin mutluluğunu yaşıyordu.
Buğday tenli kollarını adamın kireç beyazı boynuna dolamış, zevkle kıvrılan dudakları hoş geldin öpücüğünü adamdan çalmıştı.
Adamın kolları, kadının ince beline sarıldığında kadın kısa bir anlığına aradığı huzuru bulduğunu sanmıştı. Kapattığı gri çelik kapının hayatına mal olacağını bilseydi belki de o gece kapıyı kapatmaz, kollarını adamın boynuna dolamaz, koşar adımlarla polise giderdi. Tabi yapabilseydi...
"Dosyayı almaya geldim."
Adamın pürüzlü kalın sesi, çıplak odanın duvarlarında yankılanmıştı. Bir amaç uğruna gelmiş, istediğini elde etmeden de gitmek gibi bir niyeti yoktu.
"Dosyayı veremeyeceğimi söylemiştim. Benim için ne kadar değerli olduğunu biliyorsun sen benim tek aşkımsın fakat sana da veremem. O isimler geleceğimizin tek ışık kaynağı. Zamanın anahtarı."
Kadının sıkıntıyla söylediği sözler, adamın canını sıkmıştı. Dosyadaki isimlere ulaşmak için kadının ona aşık olmasını sağlamış istediğini de elde etmişti fakat hala isimlere ulaşamamış olmak tüm planlarını yerle bir ediyordu.
" Tamam verme. Seni sevdiğimi biliyorsun senin üzülmeni istemem. Madem çok önemli o isimler, bir kere bile olsa görmesem de olur."
"Bir kere gösterebilirim sanırım. Gel benimle."
Adamın oyununa kanan kadın, eceline gittiğini bilmeden odadaki gizli kasayı göz taramasıyla açmıştı. Kadın ölünce göz taramasının hiç bir işe yaramayacağını bilen adam, emeline ulaşmış dosyayı masanın üzerine bırakmıştı.
" Bakmayacak mısın? "
" Eve gidince bakarım."
"Onu götüremezsin sevgilim. Bir kere bakabilirsin ama götüremezsin."
Kadının kararlı duruşu, adamın planlarını bozamazdı. Bir kişinin daha ruhunu alıp önceki kurbanlarının yanına yollamak onun için çocuk oyunuydu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
KANLI AV
FantasyAskıya alındı Yıl 2584... Ölüm, İstanbul sokaklarında geziyor kurbanı olan katilleri tek tek avlıyordu. Bedeninden damlayan kanlar, sokakları suluyordu. İnsanlığın bitip tükenmeyen arzularını karşılamak için kullanılan silahların yerini, kanlı kes...
