3-

53 1 0

   Yatağım ne güzel.  3 saat uyumuşum. Melis'e baktım ama içeride değil.  Çok normal. Akşam 10 olmuş, bu saatte bu kız neden evde dursun. Nasılsa yarın çalışmıyor.

   Biz üniversitedeyken Melis güzel, bakımlı ve inek öğrenciydi. Sanırım 3,44 ile mezun oldu okuldan.  Bir ayın tamamını yalnız geçirdiğini hatırlamıyorum. Onun hep sevgilileri vardı benim hep kankalarım... O şık partilerin kızıydı ben içmeli sıçmalı... Ama işte akıllı kızdı, vize-final zamanları çalışmaya kapatırdı kendini. O bitmeyen sevgilileri de işe yaradı. Sevgililerinin ve arkadaşlarının oluşturduğu geniş çevre, yüksek not ortalaması ile bu alımlı bayan birleşince okul biter bitmez iş buldu. Bu hatun iş hayatını böyle kurdu. Sonra da devam etti yükselmeye. Kimi zaman iş yeri de değişti ama maaşı hep yükseldi. Akıllı kız akıllı!

    Ben ise üniversiteden mezun olduktan sonra aileme artistlik yaptım. Eve dönmüyorum diye. Sonra götüm götüm iş aradım. 7 ayın sonunda nihayet buldum mesleğimi icra edebileceğim o yüce kurumu.  Ben de yükseldim. Melis kadar hızlı değil ama şu an hayatım fena değil. Sağolsun Melis eski yırtık-erkek  Ayça'yı aldı; evirdi çevirdi. Hala sert hallerim tavırlarım ama biraz daha kız oldum. Kabayım hala biraz ama oldum, oldum.  

   Adım adım düşünürsek; Melis ile üniversiteden arkadaşız. Aynı bölüm mezunuyuz. İkimizden şehir dışından geldik İstanbul'a yani pek çok öğrenci gibiyiz aslında. İlk 2 sene aynı yurtta kaldım. 2 oda arkadaşım vardı. 2 si de benden büyüktü ama iyi anlaşırdık, birbirimizin herşeyini bilirdik. Gerçi şu an pek ayrıyız. Haklarında en son duyduğum  kapı kenarında yatanın geçen yıl evlendiği. Tabi ki düğününe de çağırdı.Gitmedim. Evet evet, en sona ben kaldım. Diğer kızın yurttan ayrılma bahanesi o yaz yapacağı düğündü zaten. O kız yurttan ayrıldığını söyleyince bir aydınlanma yaşadım. Yurdun ayrılanabilir bir yer olduğunu n ayardına vardım. Sanki oraya dünyanın parasını veriyorum diye ölümüme kadar orada kalacaktım. Yok artık,daha neler! Bu aydınlanma ile ben de yurttan ayrıllmaya karar veredim. Vee hop! Kendimi başka bir yurtta buldum. Birazcık daha pahalıydı ama okula daha yakın, 2 kişi kalıyoruz...  bir sürü bahane sıraladım tabi ki aileme.  Yıl boyunca kavga ettik o kızla. Pis kaltak! Her neyse ağzımı bozmuyorum. Kavgaların sonunda büyük adımımı attım ve yeni okul yılına yeni ev arkadaşımla yeni evimde girdim. Ev yeni değildi tabi,orada yeni olan bendim.  Melis'in ev arkadaşı ayrıldığı için ben talip oldum onun odasına. Mis beleş, emlakçı derdi yok nasıl taşınmayayım ben  bu kızın yanına. Böylelikle 3 yıldır tanıştan ibaret olan biz birden ev arkadaşı olduk. Ondan sonra birlikte yaşadığımız olaylar, ilişkiler, hayatımıza girip çıkan insanlar, iz bırakanlar, canımızı yakanlar, attığımız kahkahalar, sabahlamalar derken can ciğer kuzu sarmasıyız. Öğrenciliğin kalıntılarından kurtulduğumuz an Pavlov'la taçlandırdık hayatımızı. Okul bittikten 1 yıl sonra yani. Uzun lafın kısası yaklaşık 8 yıllık ev arkadaşım bu zilli. Hala daha da birbirimizin göz bebeğiyiz.

   Bu 8 yılda benim 2 erkek arkadaşım oldu, hadi 2,5 olsun. Sonuncusu Berk mandası!  Eski sevgilisinin kollarında şu an.  Kızacak kadar da beraber olmadık aslında. Sadece 3 ay. Çok seviyor da değildim. Arkasından yataklara düştüğüm de söylenemez ama ayıp değil mi yahu. Adam benden ayrılıp eski sevgilisine döndü.  Bari ben ayrılsaydım. Sevmiyorum falan deyip ardından arkamı dönüp kapımı çarpsaydım! Onun yerine bu manda bana bir mesaj attı.' Olmuyor, yoruldum, bıdı bıdı...'gel yüzüme söyle! Adam değil işte. Aman neyse ne!

    Ondan 2 yıl önce de 2 yıllık Tolga vardı. Çok sıkılmıştım. Onu ben bitirdim yani pratikte. Ay böyle her şey üstüme üstüme geliyordu.  Adam benden soğusun diye yapmadığım kalmamıştı. Artık her şeyden kavga çıkarır hale gelmiştim. 'A' dese neden 'E' değil diye başlıyordum resmen. En güzel sesli harf falan. İşte saçmalık saçmalık üstüne bindi. Adam da fıttırdı en son.  Bir kere ayrılalım der gibi oldu ben de 'öyle mi?'dedim.' Aklına ayrılık düşmüş beyefendi, devam etmeyelim öyleyse.' Sonra  iki üç kere daha saçmaladık ve bitti. Sonrasında yalvardı ama olmadı tabi. 'hayır, geri adım  atamam. Bitti demiştin' bir de böyle gururlu gururlu ama dolu gözlerle baktım tavana. Böylelikle dedim ki gururumdan dönmüyorum ama bak ağlamaklıyım çünkü hala istiyorum. Hepsi senin hatan.  6  ay bir ilişkiyi  atlatma durumları oldu ve iz bırakmadan bitti.   

  Buçuk kısmı da üniversitedeki son senemde. Yani Melis'le ilk senemizde. Vizeler sonrası bir partiye gittik ve Melis'in arkadaşı kontenjanından faydalanarak Melis'in sevgilisin arkadaşıyla tanıştım. Üniversiteliydim. Tabi ki işler hiç ciddiye binmedi. İlk ay bol mesajlaşmalı flört dönemi geçirdik. Sonra da bütünlemelere kadar beraber sayılırdık. Sayılırdık çünkü benim son senemdi ve bitirrme projem tezim derken harcadım bir nevi çocuğu. Dayanamadı ve postayı koydu, ayrıldık.  Bir daha da görmedim çocuğu. Aklıma da gelemedi. Ayrılmamıza neden olan yoğunluğum beni ayrılık acısından da uzak tuttu. Melis de çoktan ayrıldığından tekrar  bulamadık birbirimizi. Bulamadık demek ne kadar doğru bilemiyorum, ben hiç aramadım onu ve onun da beni aradığını sanmıyorum.

  Melis'in sevgililerine hiç girmiyorum. Ciddi,uzun süreli ilişkileri de oldu. Ama genel olarak bir şıpsevdi. Şu an duruldu gençlik çağlarına göre(HALA GENCİZ!!).Üç  aydır kimse yok. Kız kıza eğlencelerimiz zirvede yani bu aralar. Egemen'i atlatıyor. Üç yılını verdi. Kolay değil. Gözlemlerime göre hızlı bile atlattı. Son iki ay sürekli kavga ediyorlardı. Kaç kere uyuyamadan gittim işe.

  Benim arkadaşım iyi olsun da gerisi önemli değil. Canı sağolsun. İlk iki haftayı atlatamayacak sandım. İşten izin aldı, sürekli ağladı. Kilolarca dondurma yedi. Bütçemiz de zorlandı ama şu an o kadar iyi ki ; ya da bana öyle geliyor. Aman susayım da nazar değmesin. Gerçi bana yeniden birilerini yamamaya başladı. Demek oluyor ki Melis kendine geliyor.

Beraber geçirdiğimiz 8 yılın sonunda ben de değiştim. Melis e erkekler konusunda ağırbaşlılık geldiği doğru. Bunun nedeni ben miyim yoksa zamanın doğal işleyişi mi bilmiyorum. Onun değiştiği kadar ben de değiştim. Hatta belki daha çok.  Gerilim, polisiye ya da ne bileyim bel altılı komedi filmlerinden romantik komediye geçtim. Daha çok topuklu ayakkabı giymeye başladım.  İşte bu zamanın getirisi doğru. Ama bütün o romantik filmler her insanın hayata geliş amacının ruh eşini bulmak olduğunu gösteriyor. Doğal olarak böyle kırılmalarımda, incelmelerimde etkisi büyük.  Eskiden yalnızlık 'oh ,ne güzel'ken şimdi 'yaa, tamam uzattın ama' oldu. Demem o ki yıllar, kötü insanlar,güzel insanlar, enerjiler,Melis ve filmler sayesinde Ayça bir tuhaf oldu.

   İtiraf edeyim, galiba artık ben de birini istiyorum. 

PAVLOV'UN SAHİBİBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!