2-

96 2 0

Pavlov'la beraber hazırlanıyoruz. Benim minik(!) köpüşüm. Köpüşüm ne ya? Anlaşılan ömrü hayatımın kalanına yetecek kadar Pepee izlemişim. Kalçalarımın hemen altına kadar gelen irice bir köpektir kendisi. Bir tanedir benim Pavlov'um. Son 6 yıldır düşe kalka ilerliyoruz onunla. Adına yakışır şekilde deneysel amaçlı yanımda olduğu da oldu beyefendinin.  Haftalık pizzaları önce o attı mideye, kamp vakitlerimizde mantar zehirli mi değil mi o söyledi bana. Her yıl kampa gittik muhakkak. 1 hafta olduğu da oldu kampın, 4 haftasonu peş peşe gittiğimizde. O 2 yaşındayken başladık. Onun da tatile ihtiyacı var bana kalırsa. Onun içinden peşinden sürüklendiğim kamplardan hiç pişman değilim efendim. Hem de hiç.

-          İyiyim Pavlov. Kesinlikle duş açtı beni. Bak gözlerime nasıl da kocaman yapıyorum. Yine gereksiz akşamdan kalma enerjisi var ben de.  Söylesene bana niye insanları bitiren bu gün beni bu denli canlı yapıyor?

Çatladı, çatladı. Nasıl da vuruyor kapıya.

-          Haydi! Seni bekliyorum kızım! Çatladım çatladım.

-          Tamam ya.

Nasıl da gevşek bir insanım kimi zaman. Ama yakışıyor yahu bana. Baksana ne tatlıyım.

-          Geliyor musun sen de Pavlov?

Tabi ki geliyor. Melis gezdirmiş ama bensiz evde durmak hiç onluk değil. Sadık Pavlov. Sadık köpeğim var ama sadık bir sevgilim yok. Sadık bir sevgilim yok derken, sevgilim hiç yok. Nasıl sadık olsun. Sonuncu- sevgili Berk- resmen kaçtı benden. Bunu düzelteyim; resmen kaçtı benden eski sevgilisine. Canımın içi madem unutamadın onu ne diye başlıyorsun yeni ilişkiye. Hayır,haydi başladın beni mi buldun bu iş için en uygun aday olarak. Daha erken kavuşmanıza neden oldum gerçi.  Beni gördükten sonra koştun çünkü kıza.O nedenle seni haneme sevap point olarak yazdım.  Haydi yine iyisin.

-          Haydi!

Açtım kapımı.

-          Hazır ve nazırım emrinizde,bayan.

-          Hele şükür!

-          Yağmur yağıyor, Yarabbi şükür!

-          Alıyorum şemsiyeyi,tamam.

-          Ne goller attı Hakan Şükür.

-          !!

-          Çıktım çıktım.

Merdivenlerimi bile seviyorum. Darlar. Benim kilo almamam için böyle yapılmışlar bana kalırsa. Evrenin bana mesajı. 'Bak Ayça, eğer daha fala kilo alırsan yuvarlanacaksın buradan.  Top misali.' ya da 'Canım ya, sen hayırdır? Merdivene sıkışmışsın. Yıkıyorlarmış senin için binayı.'  Evren çok sever beni. En öndeki beni geçmeye çalışan Pavlov'la ben yarış yapıyoruz adeta. Melis ise salına salına iniyor merdivenlerden.  O gerçek bir prenses.

-          Makarna mı salata mı?

-          Öüyorum Melis,pizzaya.

-          Ya ama pizzalık değil benim makyajım.

-          Canım arkadaşım İtalyan pizzası yemeğe gidelim?

-          Olur.

İnanamıyorum. Sesimdeki kinayeyi farketmedi bile. Ama ses çıkarmayacağım ve söylediğime sadık kalacağım zira söylerken ki hayali bile güzeldi pizzanın.

Yol ne kadar uzun geldi şu an gözüme. Aslında yürümeyi çok severim. Uzun yolları şakı söyleyerek aşabilirim ama şu beş dakika bitmek bilmiyor şu an. Ayak tabanlarım değil şikayetçi olan;boş midem ve haliyle boş başım.

PAVLOV'UN SAHİBİBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!