Başlangıç

536 60 18

"Bip, bip."

"Biiiiiiiiiiip

Ah! Yinemi. Bu sesten nefret ediyorum. Başka bir şekilde uyandıramazlarmı acaba?

" İçeri gel Era."

" Efendim anneniz kahvaltıya çağırıyor. Üzgünüm, rahatsız etmek istemezdim."

Era bizim yardımcımız Annemlerin değişiyle "köle".1 senedir bizim için çalışıyor.

Olay şu ki ; Yarın ölücek. Onlara bize verilenin binde biri kadar bile değer verilmiyor. 18 yaşına geldiklerinde 1 sene çalışmak üzere bir aileye verilirler. Yılın son günü ise hepsini öldürürler.

Bunun ne kadar saçma olduğunu anlatmama gerek yok sanırım ama ailem benim gibi düşünmüyor. Bir an önce soylarının tüketilmesi gerektiğine karar vermişler.
  
    4. Dünya savaşından sonra sadece insanların onda biri hayatta kaldı. Kimse için yeterli yiyecek veya su kalmadı. Artik paranın değeri yok. Yemeğin veya suyun varsa soylu, yoksa köle olursun. Ve en fazla 18 yıl yaşarsın.

Bunu değiştirecek gücümüz yok.

   Hiç istemesemde yatağımdan kalktım ve üstümü değiştirdim. Şaçımı tararken aynadan arkamda duran gözleri dolmuş Era'yı gördüm.
      Dokunsan ağliycak gibiydi ama yarin sabah ölücek ben değildim.Yarin yılın son günüydü.

"Asrın , lütfen birşeyler yap. "Dediğini duydum. Onu seviyordum ama elimden hiçbirşey gelmezdi. Kuralları kimse yıkamazdı, onlar ölmek zorundaydı.

Herzaman onlardan olabildiğince uzak dururdum, bağlanmaktan korkuyodum. Nekadar yakın olursam öldüğü zaman  okadar üzüleceğimi biliyorum.
  

Birkaç sene önceki yardımcımız öldürüldüğü zaman günlerce ağlamıştım, çok yakındık ve hergün beraber gizlice vakit geçirirdik. Köle olmasına ve bir seneden az zamanı kalmasına rağmen oldukça komik ve neşeliydi .Beni hep eğlendirirdi, güldürmeyi başaran nadir insanlardandı. Çok özlüyorum.

Era'ya yardım edemezdim, sadece olmaz anlaminda başımı sallıyabildim.

Birkaç saniye daha durdu bana baktı ve arkasını dönüp gitti. Elimdeki tarağı bıraktım ve kahvaltıya indim.

Kurulmuş büyük kahvaltı masasına ve bana dik dik bakan annemle babama baktım.

"Günaydın Asrın"

"Günaydın baba"

Yerime oturdum ve kahvaltıma başladım. Annemin bana baktığını farkedip gözlerimi ona çevirdim.

Sakin bir sesle "Bu akşam gitmemiz gereken bir yer var ve senin de gelmeni istiyoruz"dedi.

Şaşkın şaşkın anneme baktım, oysaki ben bugünü Era 'yla geçirecektim. Nasıl olsa son günüydü. Ama bunu onlara söyliyemezdim .Era'yla konuştuğumu gördüklerinde bile sinirlenirlerdi.

"Nereye gideceksiniz Anne?"

"Babanın bir tanıdığı, iş için."

"Gelmesem olmazmı çok yorgunum" dedim ikna edemiyecegimi bilsem bile.

Beni şaşırmadı ve "Hayir." Dedi ve kahvaltımıza devam ettik.

Kahvaltıdan sonra Era'ya moral vermem gerektiğini düşündüğüm için yukarı çıktım. O herzaman bana yardım etmeye çalışırdı , çok iyi kalpliydi. Onun için çok üzülüyorum ama ona yardım etmenin bir yolu yok.

Küçük odasında yatağına oturmuş düşünuyordu. Geldiğimi farkedince bana baktı

"Moral vermeye falan mı geldin?"dedi

Hafifçe başımı salladım.

Gülümsediğini gördüm

Yutkundum.

"Üzülerek yanlış yapıyorsun anın tadını çıkar."

"Ne yapabilirim ki zaten burdan çıkamıyorum."

Aklıma gelen tek şeyi yaptım.Kollarımı açıp sıkıca sarıldım.

Şaşkınca bana baktığını hissetim, daha sıkı sarıldım.

Gözyaşı omzuma düştü.

Biraz düşündükten sonra "Bir saniye " dedim ve odadan çıktım.

Odama ve kütüphaneye baktım sonra aklıma banyo geldi ve banyoya çıktım. Syg-non burdaydı . Bizim robotumuz , ona "gel" diye emir verdim ve Era'nın odasına girdik.

Kölelerin Syg-non' ları kullanmalarına izin verilmez. Şaşırmış Era'ya baktım ve "İstediğin herşeyi yapıcak, bugün istediğin gibi kullanabilirsin"dedim."Şimdi benim çıkmam gerek akşam tekrar gelirim, kimseye gözükme."

Gülümsediğini gördüm ve hazırlanmak için odasından çıktım.

1 SeneBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!