Dudaklarımın kıpırtılarına karşın yumuşak ve sıcak dudakları kıpırtısızdı.Gözleri hala kapalıydı ve göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu.Aslan'ı bilerek ve isteyerek öpüyordum o ise bana söz verdiği gibi ben istediğimi belirten bir şey söylemediğim sürece karşılık vermiyordu.İşi biraz daha kızıştırmak istedim bu yüzden.Dudaklarımızı ayırıp

-Beni asla öpmeyeceksin.

Dedim.Derin bir nefes aldı.

-Dedim ya sen istemezsen as-

Sözünü bitiremeden tekrar dudaklarındaydım.Sandalye yerine kucağına oturmayı tercih etmiştim.Şaşırmıştı.Aslan Akel'i şaşırtmıştım!

Dudakları sımsıkılığını korusada dudaklarının ardında inliyordu.Kucağına oturduğumdan Jr.Aslan'ı da altımda hissedebiliyordum.

Duygularım...Onları fırlatıp bir çöpe atmıştım.Onlar beni zayıflatıyordu.Aslan'ı arzuluyordum.Bu en başından beri böyleydi.O da beni arzuluyordu ve bunu inkar etmiyordu.Yine de bana güven verebiliyordu.Deniz'in psikopat araba saldırısında hayatımı kurtarmıştı, ondan öncesinde bana Siyah'ın kapılarını açmış sokakta kalmamı önlemişti, bana yeni kıyafetler almıştı...

Beni önemsiyordu.Belki de bu ilgiye olan açlıktı beni bu kadar cezbeden.Ya da Güneş'i unutmak istiyordum ve Aslan'ı bu yüzden kullanıyordum?Ben bu kadar alçak mıydım?Belki de alçalmıştım.

Kalçalarımla ona sürtünmeye başlayıp saçlarını avuçladım.Çok zorlanıyordu.Vücudumu ona bastırıp ateşimi ona da bulaştırdım.Düşünmüyordum.Sadece istiyordum.Kendimi kullanılmış hissetmek istemiyordum.Ben kullanmalıydım.

Dudaklarından nefes nefese ayrıldığımda hınzırca gülümsedim.Gözlerini açmış iştahla bana bakıyordu.Ben kuzuydum o ise benim aslanım. Eğer ufak bir onay verirsem beni parçalardı.

-Güvenimi.kazandın.Dedim üstünden kalkarken.Gözlerinde büyük bir hüsran vardı.Alçalmak istememiştim daha fazla.Ayrıca Aslan bana güveniyordu başkalarının bana yaptıklarını ben de yapamazdım.Ama içimden gerçekten de bir an her şeyi unutmak ve Aslanla sevişmek geçmişti.

Sandalyeme geri dönerken, o, dağılmış saçlarını düzeltmek ve derin nefesler almakla meşguldü.Hala şaşkın ve hormonlarının etkisindeydi

-Bundan emin misin?Dedi toparkandıktan sonra.

Gülümsedim.

-Evet.

-Peki o zaman anlat.

Çatalımı kocaman bir salama batırıp ağzıma tıktım ve hızlıca çiğnedikten sonra

-Sürekli peşimde dolandırdığın bir çocuk var ya hani...

İsmini anmak bile istemiyordum.

Kaşlarını kaldırdı.

-Güneş mi?

-Hah, evet işte o.

Çayımı yudunlayıp oldukça önemsiz bir şeyden bahsediyormuş gibi çatalı havada savurdum.

-Ben onla yattım.Yani ona aşık olduğumu sanıyordum ve onunda beni sevdiğini falan...Sonuş şu ki:kandırıldım!

Boğazımdaki düğümü geçiştirmek için çayımdan koca bir yudum aldım.Gözlerim yaşarmıştı!Yeniden mi?Ah, hayır!

-Aras...Ben...Ne diyeceğimi bilemiyorum.

Uzun bir müddet sessiz kaldı.Ben ağlamamı gizlemek için başımı eğmiş ağzıma sürekli bir şeyler tıkarken o hiç bir şey yemiyordu.

-Güneş...Demek o üzdü seni?

Dedi sonunda.Sesi ürpertici çıkmıştı.Başımı yüzünü görmek için kaldırdığımda ağladığımı da görmüş oldu.

-Ah, ağlıyor musun?Bu çocuk bu kadar önemli mi senin için?!

Sesi buz gibi ve keskindi.Bakışları ise her zamanki buzdan duvar etkisini gösteriyor ve yüzüme yüzüme çarpıyordu.Elimin tersiyle gözyaşlarımı sildim.

-Ha-hayır.Dedim zorlanarak.

Tek kaşını kaldırdı.

-Eğer senin için önemli değilse onu işten kovacağım Aras.Senin yakınında bulunmamalı.Seni bu kadar üzmüşken olmaz.

Güneş'i kovacak mıydı?!

Benim için...Yoksa kendi için mi?Beni kıskanıyor muydu yoksa?

-Ben...

Güneş'i önemsiyor muydum peki?Önceden evet.Şimdi?

O benimle oynamıştı.Eğlenmek birkaç zevkli dakika geçirebilmek için.Bir cezayı hak etmiyor muydu?

Fakat...

Kalbim ortadan ikiye bölünmüştü.

-Onu önemsemiyorum...

Çıktı bir anda ağzımdan.İçimde yine bir şeyler parçalandı.Ama gururum...Gururumdu bana bunları söyleten.Aslan memnun bir şekilde gülümsedi.Telefonunu çıkarıp kulağına götürdü.

-Hemen işine son veriyorum.

Dedi.

Başımı sallamakla yetindim.

O sırada telefonum titredi.Cebimde olduğundan bile haberim yoktu ama...

Bir mesaj gelmişti.

Kimden:Sürmeli Salak

Ben ...Üzgünüm Aras.Ama beni anla.Seni üzdüm ve kırdım biliyorum.Ama ben böyle bir ilişkiye hazır değilim.Dün gece zaafıma yenik düştüm.Bir daha seni rahatsız etmeyeceğim, işten istifa ediyorum.

Kendine iyi bak, velet!

Mesajı okumamla gözlerim kocaman olmuştu ki Aslan konuştu.Kaşları çatılmıştı.

-Bir saat önce istifa etmiş.Maaşını da olduğu gibi geri iade etmiş.

Güneş...

Gerçekten de pişman mısın?

O zaman neden benden kaçıyorsun?

-Onu boşverelim o zaman.

Dedim duygusuz bir sesle.Soğuyan çayımdan büyük bir yudum aldım.

Güven...Güneş'e tekrar güvenebilir miydim?İnsan sevdiğine güvenebilmek isterdi.Aslında her şey bir güven meselesiydi değil mi?

Aslan'a güveniyordum.Ama Güneş...Ben na saçma bir batağın içindeydim!

Yb!Hadi bakalım.Aras'ın kafasında deli sorular yine!Eh hadi yorumlarınızı ve votelarınızı bekliyorum:)

ARAF(Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!