Bu bölüm elifkok982  ye hitafen yazılmıştır.
Bu bölümü yazmama çok yardım eden canım arkadaşım Aycan'a teşekkür ediyorum.
Multimedia- Justin
Human-Cristina Perry

#Stiles#

Kollarımda uyurken hiç bir ağırlık hissetmiyordum. Bu kız nasıl bu kadar hafif olabilir? Tanrım! Çok sevimli görünüyordu. Benbeyaz suratı, vişne renginde öpülesi dudakları, şu anda kolumu gıdıklayan uçlarının mavi olduğu siyaha yakın kahve saçları...

    Paspasın altındaki gizli bölmeden(kız paspasın altına gizli, onun orada olduğunu bilmeyen biri için neredeyse görünmez bir bölme yaptırmıştı) yedek anahtarı alıp kapıyı açtım. Yukarı yatağına çıkarttım. Ama bu elbiseyle uyuyamazdı. Elbise straplez olduğu için üzerini değiştiremezdim. Elbiseyi çıkarttığım anda göğüsleri... Tamam... sakinim.

Görevimiz tehlike(eğer Luce uyanırsa)

Dolabına gidip bol bir tişört aldım. Elbisesinin fermuarını açtım ve tişörtü giydirdim. Elbiseyi tişörtün altından çektim ve tehlikesiz bir şekilde hallettim görevimi. Tişört hem bol hem uzundu. Dizinin bir karış üstünde bitiyordu. Altına bir şey giydirmeme gerek yoktu. Zaten onu yapacak mecalim de kaldığını sanmıyorum. Luce ağır değildi hatta sanki kollarımda yokmuş gibiydi ama kolunu yukarıda tutarsan bir süre sonra  yoruluyor.

    Yorganı açıp Luce'yi yatırdım. Şu an çok masum görünüyordu. Alnından öpüp örtüyü örttüm. Evinde birsürü oda vardı ama o odaları kilitli tutardı. Misafir geldiğinde temiz bulsun diyeymiş. Ben de aşağıya salondaki kanepeye kıvrıldım.

   Kırmızı vıcık vıcık bir yolda yürüyordum, ormanın içinde. Ileride bir kadın silüeti vardı. Bir cesedin üzerine eğilmişti. Ne yapıyordu?
   Bir süre sonra farkettim. Boynundan kanını içiyordu. Bir an afallayarak bir adım geri attım. Bastığım yerdeki dal çatırdadı. Kadın kafasını kaldırdı ve bana baktı. Sadece kırmızı parlayan gözleri ve bembeyaz uçlarından parlak kırmızı kanın damladığı sivri(bir insana göre kat be kat daha sivri) dişlerini görebiliyordum. Beline kadar gelen saçlarının uçları üst tarafa göre daha açık bir renkti. Ama ne renk olduğunu göremiyordum. Sanki... ona yaklaştığımda bana zarar vermeyeceğini biliyormuş gibiydim. Yanına doğru yavaş yavaş yürümeye başladım. Ayın ışığı tam yüzüne vuracakken bir çığlık duydum. Çok çaresiz ve tiz bir çığlık ve ardından ağlama sesleri.

#Luce#

Gecenin karanlığında ilerliyordum. Bana aydınlık gibi geliyordu. Yerler kan içindeydi. Kanın ağır 0- kokusu beni deli ediyordu. Hangi canavar bu kadar güzelim kanı boşuna ziyan ederdi ki... Biraz ileride arkası dönük iki kişi duruyordu. Bir kız ve bir erkek. Ama sadece kızın kalp atışlarını duyuyordum. Bir kız ve bir ceset...
   Kız kafasını çocuğun boynundan kaldırdı. Saçlarını önüne almıştı. Bana birazcık dönse kim olduğunu görecektim. Tüm kanın bittiğine kanaat getirip cesedi yere attı. Yere artmasıyla cesedin bana dönmesi bir oldu. STILES! Vampir hızında kızın yanına gittim. Korkarak onu bana çevirdim.  Bu bendim...

#Stiles#

O çığlık sayesine uyanmıştım. Çığlık Luce den geliyordu. Korku ve aceleyle Luce nin odasına ulaştım. Dizlerini kendine çekmiş, kafasını dizlerine dayamış ağlıyordu.

-Luce? Iyi misin?

Daha kendi rüyamın etkisinden çıkamamıştım. Karanlık odanın kapı pervazından ona bakıyordum. Saçları... aynı rüyamda gördüğüm kızdaki gibiydi. Düşüncelerimi def edip yanına oturdum. Konuşmadan onu kendime çektim ve sarıldım. Kafasını göğsüme dayayıp bir süre ağladı. Sakinleştiğini anladığımda konuştum.

Melez VampirBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!