Merhabalar. Hikayemi takip edenleri beklettiğim için özür dilerim. İki haftalık bir sınav haftasından çıktım ve kar tatillerinde ilk fırsatta bölümü yazdım. Umarım beğenirsiniz. Yorumlarda düşüncelerinizi belirtirseniz çok mutlu olurum :D İyi okumalar ^^

Multimedia : Bölümde adı geçen Melanie Brown ve bölüm şarkısı Snow Patrol-Chasing Cars

MATT

Hayatın bir yolculuk olduğunu öğretirler size. Başlangıcı ve sonu olan, uzun veya kısa bir yol. Sonundan sonra yeni, daha güzel bir başlangıç yapılacağını bilirsiniz. Ama başladığınız yere geri dönemezsiniz. Bu yolda geri vites yapamazsınız. Ve bir kere yoldan çıktınız mı, yeniden yola giremezsiniz, yolunuz artık, belki biraz erkendir ama bitmiştir.

Peki, o zaman Matt, şu an nerdeydi? Kendi yolunun neresindeydi? Yeniden mi başlamıştı? Yoksa kaldığı yerden devam mı edecekti? Peki ya bu yeniden başlayış, onu kendi yörüngesinden saptırmış ve hiç bilmediği bir yola çıkarmışsa ne olacaktı? Bu soruların cevabını henüz hiç kimse bilmese de, bilinen şey artık Matt'in zamanın ötesinde kalmış, gerçek anlamda "ölüm"den dönmüş biri oluşuydu.

Alyssa'nın dudaklarından çıkan ilk sözcükler, başta anlamsız gelmişti. Beyni almamıştı. Ya sonra? "100 yıl sonra"nın manası beynine oturunca? Ayazda başından aşağı bir kova su dökülmüş hissettirmişti. Daha sonra başka şeyler de duymuştu. Lawrence&Kennedy Hastanesi'ndeydi. Alyssa, onun doktoruydu. Onu asıl şok eden, kızın büyük ihtimalle ağzından kaçırdığı cümleydi.

"2013 yılında, denizde, yıldırım çarpması ile öldün, burada hayata döndürüldün."

Duyduğu şeyden yaşadığı şok, bir kez daha "kriz" geçirmesine sebep olmuştu. Ciğerleri işlevsiz kalmıştı. Gözleri kararmış, göğsü kızgın yağla kavruluyormuşçasına yanmaya başlamıştı. Alyssa, hemen ayağa fırlamış ve makineye gidip birkaç tuşa basmıştı. Son gördükleri bunlardan ibaretti. Sonrasında, üçüncü kez kendini karanlığa teslim etmişti.

Üçüncü kez uyandığında aynı yerdeydi. Yanında Alyssa yoktu. Vücudunda bu sefer, eskisinden daha az iğne vardı ve yalnızda sağ kolundaydılar. Ağrısı yoktu, nefes alış verişi normaldi. Parmaklarını oynatmaya çalıştı. Yapabildiğini fark edince, hepsini teker teker kıtlattı. Bunu yapmayı sevdiğini hatırladı. Eskiden, yani ölmeden önce, de sık sık bunu yapardı... Ama birileri buna gıcık oluyordu.

"Kim?" ... Zihninde bu soru yankılanırken daha acı bir gerçeği fark etti. Kendi geçmişi olmadan, bilmediği bir geleceğe hapsedilmişti.

"Neden?" Birinin bunu yapmasının sebebi ne olabilirdi? Ölüler, Tanrı'nın ruhlarına merhamet etmesini dileyen dualarla gömülür veya yakılır, böylece bu dünyada işleri biterdi. Öteki dünyaya uğurlanırlardı. Kimler ve neden, bu düzeni bozacak bir şey yapsın ki? Dünya, ölülere ihtiyaç duyacak kadar kötü bir halde miydi? Hem nasıl yapmışlardı? Ölümünden sonra yakılmadığı ortadaydı. Ama mezarda da 100 yıl içinde çürümesi, sadece iskeletinin kalmış olması gerekirdi?

"Fazla düşünüyorum." Ama düşünmeden orada yatmak, cevapsız sorularının beyninde yankılanmasına izin vermek sinir bozucuydu. Yatmak da sinir bozucuydu. Oldum olası hastanelerden ve hasta yatağında yatmaktan nefret etmişti. Şimdi ise tek yapabildiği bembeyaz hastane duvarıyla bakışmaktı.

Odadan çıkmalıydı. Belki Alyssa'yı bulur ve ondan yanıtlar alırdı. Ama nasıl? Odanın kapısı yoktu. Yani, giriş-çıkış, duvarın bir kısmının kaybolmasıyla yapılıyordu. Ve bunun nasıl yapıldığını doğal olarak Matt bilmiyordu.

REDITUM : Geri Dönüş [ ASKIDA ]Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!