For every story tagged #WattPride this month, Wattpad will donate $1 to the ILGA
Pen Your Pride

Baekhyun mutfağa gitmeden önce son bir kez yüzüne baktım. Tıpkı o günki gibi gülümsüyordu. O gülümsemesinin ardından güzel şeyler olmamıştı hiçbir zaman.

09.03.2008

" Ta-da ! yakışmış mı? " kafamı sırıtarak aşağı yukarı salladığımda yanıma gelip bana sarıldı.

" Bu senin doğum günün! Neden bana sen hediye alıyorsun ki aptal? " Gülümseyerek konuştuğu için ciddi olmadığını anlamıştım. Tabii ki hediye almak hoşuna gitmişti.

" Gülümsediğini görmek istedim. " 

" Peki , şimdi sıra senin hediyende." Arkama geçip gözlerimi kapattı. Beni her zaman yaptığı gibi yönlendirerek yürüttü. Her zaman beni yönetirdi, ne derse yapmamı söylerdi.

" Hazır mısın?"

" Evet." Ellerini gözlerimden çekip belime sardı ve çenesini omzuma koydu.

" Ne görüyorsun Taeyeon?" 

" Odanın yarısı beyaza yarısı siyaha boyanmış." dediğimde kafasını aşağı yukarı salladığını omzuma baskı yapan çenesinden anlamıştım.

" İki anlamı var. Ben siyahsam sen beyazsın." 

" Neden? "

" Beni düşündüğünde aklına iyi anlar mı kötü anlar mı geliyor ? " 

" İyi anlar." hiç düşünmeden cevap verdiğimde yine gülümsedi.

" Bu hoşuma gitse de bu kadar iyi niyetli olman sinir bozucu." hiçbir şey söylemeden bekledim. Bir insan neden birine siyah-beyaz boyanmış bir oda hediye ederdi ki? Üstelik bu kişi sevdiğin insansa daha da tuhaf oluyordu.

" İkinci neden.. ne? " istemeyerek sorduğumu anladı ve derin bir nefes aldı. Açıkçası bir an önce şu saçma hediyeden kurtulmak istiyordum. 

" İkinci neden sevgilim.. Beyaz tarafı seni ne kadar sevdiğimi gösterirken siyah tarafı senden ne kadar nefret ettiğimi gösteriyor." Hiçbir şey söyleyemedim. Yanağıma çarpan nefesi ve söyledikleri yüzünden miğdeme kramplar girmişti. Beni sevdiğini söyleyip nefret ettiğini de söylüyordu. Bu nasıl sevgi olabilir ki o zaman? 

"Peki sen Taeyeon? Sen benden nefret ediyor musun?" dolan gözlerimi umursamayıp sesimin titremesine engel oldum. Çünkü ben onun aksine kendimden emindim.

" Hayır..Seni seviyorum." 

06.01.2014

" Taeyeon sürekli dalıp gidiyorsun? " Önümdeki masaya kahve koyulunca kendime geldim.Kahve bardaklarımız bile değişmemişti. Fakat yine bardak altlığı koymadan masaya koymuştu.

" Sana kaç kere bardağın altına altlık koymadan masaya koyma diyeceğim?" ayağa kalkıp mutfağa gittim ve üst dolaptan zıplayarak iki altlık aldım. Kafasına fırlatırcasına masaya koyduktan sonra kendi altlığımı yerleştirdim. Baekhyun az önce benim oturduğum koltuğa oturmuştu.

" O koltukta rahatsız olmuyor muydun sen? " sırıtarak kafasını salladı ve çaprazımdaki koltuğa oturdu.

" Unutmamışsın." 

" Burada birkaç günden fazla yaşadım, balık hafızalı değilim. " Kahveyi içmeden masaya geri koydum. Unutmanın bir yolu yoktu ki zaten.. Unutsaydım seni tekrar tekrar gördüğüm her an kalbim sıkışır , parçalanır mıydı? En azından sen gelene kadar her şey yolundaydı.

" Eve gideceğim ben derdin neyse çabuk söyle." 

" Hızlandırılmış program istiyorsun yani?" 

" Evet mümkünse." kafasını aşağı yukarı sallayıp ayağa kalktı ve elimi tutup beni de kaldırdı. Siyah-beyaz odaya girdiğimizde neden buraya geldiğimizi sormak için ona dönmüştüm ki dizlerinin üzerinde bana bir yüzük kutusu uzatırken buldum onu.

" İstediğin gibi hemen söyleceğim." Kolumu tutmasına rağmen arkamı dönüp gitmeyi denedim. Her deneyişimde bileğimi biraz daha sıkıp beni eski yerime getirdi.

" Dur ve dinle! Bak.. eskiden yaşadığımız şey pek de güzel değildi biliyorum. Çok bencildim ve bunun için üzgünüm. " 

" Ah.. Farkında olmanda iyi bir şey." gözlerimi devirdiğimde derin bir nefes aldı.

" Son bir bencillik daha.. sonra her şey daha iyi olucak. Taeyeon, tekrar sevdiğin adam olmama izin ver." Gözlerine bir süre boş boş baktım. 

" Bu odayı sana ilk gösterdiğim günü hatırlıyorsan unut! Her şey farklı olucak burası tamamen beyaz olucak. " Beklentili gözlerle bileğimi tutan ellerini ellerimle buluşturdu. Bu kadar kolay olacağını mı zannediyordu?

" Bana bu odayı ilk gösterdiğin gecenin sonunu da hatırlıyorum Baekhyun. Onu da unutmamı ister misin? " Baekhyun birden ayağa kalkıp ellerimi daha sıkı tuttu. Gözleri dolan ben olmalıyken onun gözyaşları akmaya hazır hale gelmişti. Küçümsenemeyecek kadar iyi bir oyuncuydu.

" Taeyeon ben.. çok üzgünüm. " Ellerimi hızla çektim. 

" Ama ben değilim. Bir daha karşıma çıkma lütfen, miğdemi bulandırıyorsun." arkama bakmadan asılı olan mantomu ve çantamı alıp evden çıktım. Her şey bu kadar kolay olamazdı.. Eski aptal kız değilim ben. 

Bölüm Sonu

Höf sınav haftam yeni bitti ruhsal çöküşteyim.

Gecikti çok üzgünüm.. 

Yorumlarınız ve beğenilerinizle desteğinizi göstermenizi dilerim :*

Ice QueenBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!