1.BÖLÜM

36 2 0
                                                  

Yıllarınızın geçtiği yerden ayrıldığınızda nasıl hissederdiniz? Korkmuş,yalnız, mutsuz , mutlu ya da hissiz. Bence hissizlikte bir his çünkü şu an öyle hissediyorum. Her ne kadar taştan duvarlar da olsa yetimhane , sana kitap okuyan annen olmasa baban parka götürmese de iyiydi işte. Yemeğin vardı en azından,sıcak bir yatağın vardı. Kaygın bu kadar yüksek değildi. Şimdi bana ne olacak sorusunu bu kadar sormuyordun mesela. Peki ya şimdi? Ulan Alparslan ne yapacaksın diye soruyorum kendime son bir haftadır . Öncesi de var tabi de yumurta kapıya dayanmadan farkına varmamıştım olayların bu kadar. Ha ben kendimi tanıtmamıştım öyle değil mi bir saniye . Kafam o kadar dolu ki unutmuşum bu ayrıntıyı. Adımı söyledim zaten ben Alparslan. Annesi babası olmayan terk edilmiş, hayatının 18 yılını yetimhanede geçirmiş bir çocuğum. Anasız babasız büyümeyi iliklerime kadar hissederdim bu yetimhanenin köşelerinde . Şimdi ise buraya muhtacım çünkü kimsesizim. Kimsesizim derken acındırmıyorum kendimi çünkü gerçekten öyleyim. Aslında çocukken anne babamın beni görmeye gelmemesine çok üzülürdüm. Bazı arkadaşlarımın anne babası vardı mesela gelirlerdi görmeye . Benimse kapımı kimse çalmazdı hep uzaktan izlerdim onları. Zaman geçtikçe ve arkadaşlarımın ailelerinin sadece onları görmeye geldiğini yanlarına almadıklarını,arkadaşlarımın üzüntülerini idrak ettikçe iyi ki dedim iyi ki gelip de alıştırmamışlar kimsesiz yüreğimi ana baba sıcaklığına. Aradım sonra onları e yani ağaç kovuğundan olmadım sonuçta bir rahimde büyüdüm ve öncesinde o rahime itildim öyle değil mi?? Sonra ne buldum bilmek ister misiniz? 3 çocuklu mutlu bir aileye sahip bir baba ve biri 23 diğeri 25 yaşında iki kız çocuğuna sahip bir anne. Anlayacağınız yasak aşkın meyvesi benmişim ve bu meyveyi bir yetimhaneye atıp çürümeye terk etmişler. Bir insan yahu bir insan karnında büyütüp can, kan verdiği bir varlığı nasıl elinin tersi ile iter hele de daha önce yatmışsa anneliği? Peki ya kendine adam diyen konu mertlik olunca mangalda kül bırakmayan bir erkek kendine nasıl yakıştırır babalığı. Karşılarına çıktım ve aynen şu cevabı aldım: Hayatımızda her şey yolunda. Sen zamanında işlediğimiz bir günahın meyvesisin. Hayatımızdan attık yine geri geldin. Git, git ki huzur bulalım. Ve ikinci kez itildim ana baba dediğim insanların hayatından. Ne kardeşlerimi tanıyabildim ne de aile sevgisini. Gerçi bu cümlelerden sonra dilenmedim de ana babalık onlardan. Velhasıl dostlar şeytan bile günahının sorumluluğunu alırken omuzlarına ana babamın günahı benim boynuma bırakıldı. Şimdi ise kısa sürede olsa bana yuva olan bu yetimhaneden gitmek zorundayım içinde kuramadığım duygusal bağlardan azad ediyorum kendimi. Kendi yolumu çizmeye gidiyorum ve biliyorum ki anne babamın yolundan gitmek istemiyorum. Ben önündeki bir gram etten dolayı bana erkek densin istemiyorum . Aksine karakterimden dolayı adam olarak anılmak istiyorum. Valizimin çıkardığı ses dört duvar arasında yankılanırken düşünüyorum. Gücüm kuvvetim var sonuçta limon satar yine de kazanırım paramı. Bir de başımı sokacak yer buldum mu kurarım düzenimi elbet. Atıyorum kendimi Ankara sokaklarına . Malumunuz pahalı olan semtlere uğramıyorum bile, önceliğim bir iş bulmak çünkü pansiyona verecek param bile yok şu halde. Derken yolum emeklilerin çoğunlukta yaşadığı bir mahalleye düştü. Mahallenin sakinliğinden bile bunu anlamak mümkün . Diyorum ki şansın varsa Alparslan bir kahvede iş bulursun çaycılık da yaparım hem ben be varmış. Yolda mahalle kahvesini ararken ara sokaklardan bir itişme sesi duydum ve yolumu oraya doğru çevirdim bir de ne göreyim 25 yaşlarında pezevengin teki babası yaşında adama bıçak çekmiş kenarda Arkadaşı da gülerek onları izliyor.
+ Hadi dayıcım uğraştırma ve paraları sen yoluma ben yoluma diyor bıçaklı pezo
- Ulan it sana ahırdaki tereğimi vermem diye karşı çıkıyor bizim cengo amca . Acaba buralarda ahır mı var diye düşünmüyor değilim önce. Sonra bizim pezonun gittikçe sinirlendiğini fark ediyorum. Artık diyorum Alparslan hadi bir araya mı girsen . Derken adamın üstüne atıveriyorum kendimi. Aman bıçaklanmayalım şeytan doldurur diyerekten bıçaktan uzak duruyoruz. Bunu gören dayı durur mu gömüyor kafayı yandaki gereksize . Vur kır parçala sen kazan bu aşkı diyerekten tam birbirimize zafer gülüşü yapıyoruz ki ensemde bir sertlik hissediyorum düşmüyorum önce tabi bünye sağlam. Yere düşen cam sesleri dayının ulan pezevenk nidaları ile kafama cam şişe yediğimi idrak ediyor ve yere düşüyorum son sözüm ise
   ULAN PEZEVEEENK        

ELLERİNİ VERHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin