1 ~ SAHİPSİZ NOT

1K 111 52
                                                  

“İşte bunu yapmamalı. İnsanlarla oynamamalı. Bir yerleri var, bir ince yerleri, işte oraya değmemeli...”

|Yaşar Kemal|


14.03.2020

Duyduğum telefon sesinden rahatsız olarak yüzümü buruşturdum. O kadar uykusuzdum ki, göz kapaklarımı açmak için üstün bir çaba sarf etmem gerekmişti. Muhtemelen bu duruma alışık olmasam, şu halsizlikte telefon sesini duymam bile imkânsız olurdu. Ancak alışkın olmam, sızlanmayacağım anlamına da gelmiyordu.

Ağlarmış gibi sesler çıkararak gözlerimi araladım ve yastığımın altındaki elimi kaldırarak başucumdaki komodine doğru uzattım. Çalar saatimin yanındaki telefonumu elime aldıktan sonra gözlerimi birkaç kez kırpıştırdım ve bakışlarımı kısarak ekrandaki ismi okumaya çalıştım. Yasemin.

Beklediğim yerden aranmıyor olmak beni şaşırtırken, hızlı denebilecek bir şekilde doğruldum ve telefonu açarak kulağıma götürdüm.

"Yasemin?"

"Tamay... Çok, çok üzgünüm. Daha dün gece nöbette olduğunu ve iki gündür doğru düzgün uyumadığını biliyorum ama yapacak bir şeyim yok."

Uyku mahmurluğunun yanında üst seviyede baş ağrısıyla uğraşırken, en yakın arkadaşımın sözlerini anlamlandırmak benim için bir hayli zordu.

"Neyden bahsettiğini anlayamıyorum, düzgün anlatır mısın lütfen?"

"Canım, beni şimdi hastaneden aradılar ve acil doğum için çağırdılar ama Gökhan evde değil, bu gece nöbete kaldı. Annemleri de biliyorsun, şehir dışındalar ve hafta sonu dönecekler. Sare'yi de evde yalnız bırakamam."

Arkadaşımın derdini anladığımda iç çekerek ayaklarımı yataktan aşağı sarkıttım. "Tamam, bebeğim. Sıkıntı yok. Ben hemen gidiyorum hastaneye."

"Canım arkadaşım, teşekkür ederim. Nasıl ödeyeceğim hakkını?"

Aceleyle ayağa kalktıktan sonra dolabıma doğru ilerlerken hafifçe gülümsedim. "Güzel bir pazar kahvaltısıyla ödersin tatlım. Neyse, ben şimdi kapatıyorum. Hazırlanıp hemen çıkacağım."

"Yeter ki iste! Teşekkür ederim, teşekkür ederim!"

Ona öpücük yollayarak telefonu kapattıktan sonra yatağımın üzerine fırlattım ve dolabın kapağını açarak üzerime giyebileceğim basit bir şeyler seçtim. Hızla üzerimdeki gecelikten kurtularak dolaptan çıkardıklarımı giyindim ve hemen ardından telefonumla komodinin üzerindeki arabamın anahtarını alarak odamdan çıktım.

Telefonumu ve anahtarımı eşofmanımın cebine tıkıştırırken, yatarken saldığım saçlarımı bileğimdeki lastik tokayla hızla bağladım ve merdivenleri atlayarak inmeye başladım. Dış kapıya doğru yöneleceğim sırada elindeki su bardağıyla mutfaktan çıkan Tuana'yı görerek duraksadım. Kız kardeşim beni karşısında gördüğü için birkaç saniyeliğine şaşırsa da bu duruma alışık olduğundan sakince "Hastaneye mi abla?" diye sordu. Başımı sallayarak yanına ulaştım ve saçlarının tepesine bir öpücük kondurdum.

DOLUNAYIN VECHİHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin