Nikah

37 2 0
                                                  

Düğünden önceki gece telefonu elime alıp mesajlara girdim. Azerin profilin resmine bakarken buldum kendimi dağınık siyah saçlarıyla çok güzeldi. Onu hep jilet gibi simsiyah takımlarla gördüğümden bu spor hali çok hoşuma gitmişti. Biyografisinde bir tarih görmemle işkillendim. Neydi bu ? Ben yarın bu adamla aynı çatı altında hatta aynı odada olacaktım. O ise bi tarih atıp sonsuzluk sembolü bırakmıştı oraya. Stresten uyku girmeyen gözüm dahada açıldı. Kendimi zorla uykuya teslim ettim. Sabah çok erken kalktım elimi yüzümü yıkayıp odaya girdiğimde telefonum çalıyordu. Arayan Azerdi.
- Oo gelin hanım hala uyuyor musun sen?
- Hayır ben hazırlanıyorum ne zaman kapıda olursun?
- aşağıya in hadi
-Ne ? Neden bu kadar erken geldin düğün akşama değil mi?
- hadi in
- saat çok çok erken olduğundan kimseye ses etmeden indim azer arabaya yaslanmış pozisyonda beni bekliyordu. Beni görünce güneş gözlüğünü çıkarıp uyuz bir bakış attı.
" Geç arabaya!"
- ne diyorsun sen hiçbir yere gelemem annemle-
- başlatma şimdi bin şuraya
İlk kez bu kadar asi görünce korktum. Ne olabilirdi ki akşama düğünümüz vardı zaten..
- nereye götürüyorsun beni
- Yaw sen hep böyle misin
- Nasılım?
- çok soru soruyorsun böyle dır dırla nasıl olcak bu işler
- sabahın kaçında gelip evden kız kaçırır gibi alıyorsun, sorduğumdada kızıyorsun ben napacağım böyle azer.
Sesimdeki hüznü farkedince arabayı sağa çekip yüzüme baktı
" tamam üzülme sen böyle yapınca bende üzüldüm. O günde böyle masumdun mağazada. Hep böyle misin sen? "
Gözlerine bakamamıştım. Utandım ilk kez böyle konuştu benimle.
Sorusuna cevap veremeden konuşmaya başladı;
- biliyorsun imam nikahımız olmadı bizim son güne bırakılmaması gerekirdi. Ama eskiden beri hayalimdi oraya karım olacak kişiyi götürmek orada nikah kıymak.
Duyduklarım karşısında etkilenmiştim. Kim olsa böyle olurdu. Azer göründüğü kadar sert biri değildi demekki. Ona içim birazdaha ısındı şuan.
Kocaman bi avlunun önünde durduk
Ben etrafa bakarken azer yüzüme bakmadan kapımı açtı. Doğma büyüme adanalıyım buraya daha önce hiç gelmemiştim çok huzurlu burası.
Sessizliğimi koruyarak azeri takip ettim küçük mescid gibi bir yere girdik içerde bir imam ve bir kaç kişi vardı. Gözlerime inanamadım arkadaşım leyla ve kuzenim ayşe de buradaydı. Tebessüm ederek hepimiz yere oturduk  o an içimi anlam veremediğim bir huzur kapladı. Hocanın sorduğu sorulara karşılık verdik. Ne isteme ne söz de böyle heyecanlanma yaşamamıştım. Bir kınam olsaydı belki onda da yaşayamazdım. Hoca mehir den bahsettiğinde anımsadım ne olduğunu. Azerden bir şey isteyecektim. O an aklıma ilk gelen şeyi söyledim bir dağ evi. Belki biraz pahalıya patlayacak bir şeydi ama azer beyoğlu için çokta pahalı sayılmazdı.
Azer imama teşekkür ettikten sonra Şahitlik yapan arkadaşlarımızla da vedalaştık. Yüzümde engel olamadığım gülücükler vardı. Bunu farkeden azer de mutlu olmuştu anlaşılan
- seni kaçırdığımı sanıyordun
- ama nerden bilebilirdim ki. Çok mutlu oldum çok iyi düşünmüşsün.  Azer yüzüme bakmadan sessizce;
Belki böyle yavaş yavaş seversin beni.
-Azer...
-benim sevmem çok zordur daha hiç aşık olamadım ben elif. Yanımda nikahlı karım oturuyor ama hakettiği sevda bende yok.
- o biyografindeki tarih neyin tarihi?
biraz öksürdü boğazını temizledi.
- ???
- Abimin ölüm tarihi.
- hi! B-ben bilmiyordum özür dilerim. Ben sandım ki...
- sen sandınki sevdalı olduğum kız var onla alakası var değil mi elif? Eğer bir gün gerçekten aşık olursam oraya aşık olduğum o tarihi atacağıma söz vermiştim . Sözümü tutmama yardımcı olur musun?

BÖLÜM SONU.

AZERWhere stories live. Discover now