Telefonuna eski sevgilisinden gelen mesajları bildirim panelinden okuyan esmer, derin bir iç çekti.Kafasını kaldırıp odasının camından dışarı baktı. Uçan kuşları izledi bir süre derin düşünceler içinde.
"Taehyung, artık yetmez mi?" Gelen soruyla ilgi odağını abisine çeviren genç bir an durakladı.
Gerçekten yaptığı adil miydi? O bunu hak ediyor muydu?
"Hayır, abi. Jungkook hastalığımı öğrenirse çok üzülür. Onun yaşamakla ilgili hayalleri var. Ona bunu yapamam. Hem daha iyileri çıkacak karşısına, hasta olmayan." Önündeki adam derin bir nefes çekmiş ve sakin olmaya çalışmıştı.
"Kendine hastalıklı bir deli muamelesi yapmayı bırak Taehyung, iyileşeceksin tamam mı? Sadece yanında Jungkook'a ihtiyacın var, gidip ondan ayrılıp onu iki ay boyunca tek başına bıraktıktan sonra burada iyileşmen imkansız tamam mı? Hastalığın içini karattığı yetmiyormuş gibi onu özlüyorsun ve bu daha da üzülmene sebep oluyor." Esmer olan derin bir iç çekti. Kemikli ellerini kaldırıp saçına götürecekti ki bir anda koluna giren ağrıyla duraksadı.
"Abi hangi dizideyiz? Mucize mi olacak Jungkook geldiğinde? Onu üzmekten başka bir işe yaramayacağım. Ayrıca şu an hayatını yaşamalı. Ben onun zamanını çalacağım, hastane odalarında sürekli yanımda olacak ve dışarı çıkıp eğlenemeyecek." Taehyung böyle biriydi işte. Bazen doğru kararlar verdiğini düşünüyordu ama aslında hayatının en büyük hatasını yaptığını bilmiyordu.
Akciğer kanseri olmasaydı ve kanser midesine de sıçramamış olsaydı belki de şu an her şey daha güzel olabilirdi. Ama aslında onun tek ihtiyacı Jungkook'tu. Jungkook'u üzeceğine olan inancı o kadar fazlaydı ki, günden güne özlemle yanıp tutuşan ruhu artık yitip gitmek üzereydi ve o bunun farkında bile değildi.
Daha henüz birkaç kez tedavi olmuştu ve kurtulmayacağına inancı o kadar tamdı ki artık hiçbir tedaviyi kabul etmiyordu. Onu ikna edebilecek tek bir kişi vardı ve o da Jeon Jungkook'tan başkası değildi. Lâkin Taehyung onu yanında istemiyordu.
"Taehyung, senin çocukluk arkadaşın olarak söylüyorum artık, lütfen kabul et de gelsin buraya. Çocuk bu sabah kapıma ağlayarak geldi. Böyle daha mı iyi sanıyorsun? İkiniz de çökmüş vaziyettesiniz, eğer son zamanlarınsa bile ileride pişman olmamak için izin ver de gelsin. Benim hatrıma kabul et de gelsin çocuk. Ağlamaktan bitap düşecek yakında." Kafasını sarı saçlı çocuğa çevirdi Taehyung. Herkesi üzüyordu zaten, Jungkook eğer buraya gelirse ve Taehyung'ı bu şekilde görürse daha fazla üzülmez miydi?
"O sadece seni görmek istiyor. İzin ver Taehyung, her gün sana yalvarmaktan biz de bıktık. İkiniz de gün geçtikçe daha da çöküyorsunuz, böyle de bizi üzüyorsun haberin olsun. Hadi gidelim Jimin, sen de düşünüp karar ver Taehyung." Gamzeli çocuk, dönüp nişanlısının elini tuttuktan sonra kardeşine son kez bakıp ardından hastane odasının kapısını açıp dışarı çıkmıştı.
Taehyung, uzun süre düşündükten sonra artık karar vermişti. Jungkook yanında olursa belki de her şey daha güzel olurdu.
Umarım, dedi Taehyung. Umarım.
▪
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.