29 » TAMAM, KISKANDIM

4.2K 280 43

Sinir küpüne dönmüş bir şekilde pansiyona daldığım gibi burnumdan solurken iki elimi belime yerleştirdim. "Beni orada bırakıp gitmekte ne?!" diye bağırdım kapıyı çarptıktan hemen sonra. "Gecenin bir yarısı beni orada bırakıp pansiyona geldin!" İnanamıyormuşçasına çıkan cırlak sesime karşın o kadar sakin bakışlarla karşılık veriyordu ki, üzerine atlayıp suratını yumruklamak isteğimi arttırıyordu bu bakışları.

"Sinirimi bozdun." dedi rahatlıkla, ağzını yayarak. Gözlerim dehşetle irileşirken olduğum yerde tepindim. "Şaka mısın! Benim sinirim bozulmadı mı sanıyorsun?!" Sinirle saçlarımı çekiştirdiğimde güldü.

"Olabilir, bu arada sabah misafirimiz gelecek." Kaşlarım çatıldı. Ne misafiri? "Kim?" dedim hala sesimi alçaltmayı başaramamışken.

"Sabah görürsün, yat uyu şimdi." Ellerimi iki yana açtım ve sinirle ayağımı yere vurdum. Resmen benimle dalga geçiyor. Ay çıldıracağım! Tansiyonum çıktı, yeminle tansiyonumu çıkarttı.

"Uyumayacağımı biliyorsun, şimdi söyle Atlas!" dedim kelimelerin üzerine basa basa vurgularken. Başını iki yana sallamakla yetindi ve pikeyi üzerine örtüp kolunun üzerine, yan döndü. Hadi ama! Kaileye almıyor resmen! Ve ben beni kaileye almayan insanlara işkence çeşitlerimi uygulamaktan çekinmem!

Gidip üzerine atladım ve suratına getirmeyi amaçlayarak onu yumruklamaya başladım. Ama çok geçmeden dönüp sırtını yatağa yasladı ve bileklerimden kavrayıp çatık kaşları eşliğinde bana baktı. "Ne yapıyorsun?!" diye kükrediğinde bileklerimi çekiştirip kurtarmak için çabaladım. "Bıraksana!"

Bileklerimi bırakmaya niyetli gibi görünmüyordu. Bu yüzden devreye ayaklarım girdi. Hayalarına tekme geçirdiğimde inleyip gözlerini kapattı ama ısrarla bileklerimi bırakmamıştı. "Lanet olsun Su!" diye inlerken bir kez daha tekme geçirdim. Oh olsun.

Gözlerini açamadan yine büyük bir hırıltıyla inlediğinde sırıttım. İçimin yağları eridi, oh canıma değsin! Sen misin beni orada bırakıp giden, al sana işte!

"Su!" Evi inletecek şekilde bağırdı ve ardından beni hızla altına aldı. Daha ben ne olduğunu bile anlayamadan zaten serbest bırakmadığı bileklerimi başımın üzerinde sabitledi ve bacaklarıyla bacaklarıma baskı uygulayarak beni kıpırdamayacak şekilde bıraktı. "Çekil üzerimden!" diye inledim, ağırlığını üzerime verdiği için zor konuşuyordum.

"Eğer ki çocuğum olmazsa Su..." Yüzüme bağırırken gözlerimi yumdum. "Bana bağırmayı kes!" diye inledim altında acı çekerken. Sanırım kaburgalarım kırılıyordu. Bağırsaklarım birbirine karışmadan kalksa bari.

"Her zaman üstte olmayı severim Su," dediğinde yüzümü buruşturdum. "Gerçekten iğrenç olduğunu yeniden ispatlamana gerek yoktu, ben zaten biliyorum bunu. İn şimdi üzerimden." dedim acı dolu bir şekilde çıkan sesim eşliğinde.

"Yoo." dedi keyifle gülerken. "Atlas, canım acıyor, hayvan gibi ağırsın!" Nefes nefese söylediğimde gülüşünden ödün vermedi. Ve kıpırdamadı bile.

"Aa, şimdiden mi Su? Oysaki ben bu şekilde uyumayı planlıyordum. Sonuçta bir tekmeye daha göz yumamam." Bana göz kırptı. Göğsüm sıkışmaya başlamıştı. "Lanet olsun, in Atlas! İnsene ya in olum in ya!" Nefesimin el verdiğince konuştum isyankarca.

"Az önce tekmeler savururken gayet cesaretliydin Su, ne o geri karşılık almayacağını mı düşündün?"

"Ne yani bana vuracak mısın?" Küçük Emrah moduna girdim mi acep?

"Sana vurmadım," dedi kendini savunarak. "Ve vurmayacağım da." diye eklediğinde derin bir nefes aldı rahatlıkla. Bense nefes almakta bile güçlük çekiyordum. Üzerimde 90 kiloluk herif var amk! Yok be çok mu abarttım? 80 var mı?

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now