2: Çıkış Bileti

918 173 161
                                    

Chase Atlantic - Right Here

selam.

oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın.

iyi okumalar babygirller. :*

_______

Ne yaptığım ve bundan sonrasında ne yapacağım konusunda bir fikrim olmadan önümde duran çivit rengi karavana, elimde bir çanta dolusu para ile bakıyordum.

Bu para, neredeyse bir harabeye çevirdiğim evimden ayrılırken aldığım arabanın satılmasından geriye kalan miktardı. İçinde ne kadar olduğunu bilmiyordum ama ortalama bir şekilde harcama yapan bir insana senelerce yetebilecek kadar olduğuna şüphem yoktu.

Doğum gününde sınırlı üretim bir otomobili, hediye olarak alacak kadar şanslıydım. Bir zamanlar bebeğim olarak görüp üzerine titresem de kurtulmayı istediğim ilk şey olmuştu ancak süreç, benim için oldukça ağrılı geçmişti. Böyle bir aracın, cep yakacak bir pahası vardı ve alıcı bulmak, düşündüğüm kadar da kolay değildi. Bunlarla uğraşmayı hiç istemediğim için bu hayatta güvendiğim tek kişinin, iş arkadaşım Jisung'un, üzerine yığmayı seçmiştim bütün bunları. Neyse ki çok soru sormayan, söyleneni olduğu gibi yapan ve yaptıran bir tipti. Sadece ona gideceğimi söylediğimde, gülümsemiş ve kafasını sallayıp benim için bununla yakından ilgileneceğini dile getirmişti.

Aslında, ailemin yaptıklarımdan haberlerinin olması çok da umrumda olan bir şey değildi. Engel olmaya çalışsalardı çoktan olmuşlardı diye düşünüyordum. Kredi kartlarım halen bloke edilmemişti ve peşimde beni izleyen birileri de yoktu. Bundan emindim çünkü daha önce beni gizli gizli izleyen adamlar tuttuklarını da biliyordum. İşte, bunu yapabilecek kadar iğrenç bir zihniyete sahiplerdi.

Muhtemelen şu an için ilk öncelikleri, bu olayın hiçbir şekilde medyaya yansımaması olacaktı. Kimsenin benim evden ayrıldığımı, hem de o şekilde ayrıldığımı, ve eşcinsel olduğumu bilmemesi gerekiyordu. Jisung'un şirketimizde çalışmasından dolayı, arabamı satışa çıkardığımı ve daha bir sürü şeyi öğrenmiş bile olabilirlerdi fakat şu ana kadar önüme hiçbir engelin çıkmaması, gitmemi şimdilik pek de umursamadıklarına işaretti.

Bu da benim işime gelirdi. Nereye gideceğimi bilmeden çıktığım bu yolda, önüme kimsenin çıkmasını istemiyordum. Hayatımda ilk defa, yapmaktan hiç şüphe duymadığım bir karar almıştım ve kendimle, gurur duyuyordum. Özgüvenim, yerine gelmeye başlıyordu. İstediklerimi yapabilmek için önüme çıkan her türlü şeyi yıkabilecekmiş gibi hissediyordum.

Uzun bir aradan sonra, gerçekten özgür hissediyordum.

Yeni insanlarla tanışmayı, farklı hayatlar tanımayı, gerçekten gözüm kapalı güvenebileceğim birilerine sahip olmayı, denemek isteyip de çekindiğim için yapmadığım şeyleri yapmayı, zamana ayak uydurarak yaşamayı değil de zamanın bana ayak uydurmasını, daha yirmilerimin ortasına bile gelmemişken seksen yaşında gibi hissetmemeyi, adımı hatırlamayacak kadar içmeyi, sabahına akşamdan kalmış bir şekilde uyanmayı, vücudumu sayısız dövmeyle kaplamayı, gün doğumunu elimde anlamsız kağıt parçaları yerine belki de başka birinin eliyle karşılamayı istiyordum.

Ve bu karavanla birlikte, bunların sadece bir istekle sınırlı kalmayacağından emin olacaktım.

Çıkış biletim, buydu. En iyi şekilde kullanıp pişmanlık duymadan yaşayacaktım.

"Pekala," dedim, kendi kendime etrafa bakınırken. Günlerdir sıvası dökülmeye yüz tutmuş bir otelde konakladığım için şimdi buna alışmam kolay olmayacaktı. Daha önce hiç etrafımda hizmetli personellerin olmadığı, kendi kendime sahip çıktığım bir hayatım olmamıştı.

hit the roadHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin