BÖLÜM 2: TANIŞMA BİTTİ

43.4K 1.4K 86
                                    

Dünyanın en saçma cümlesini az önce kurmuş gibi baktım ona. Gözleri uzaktan daha koyu görünüyordu ama o kadar da koyu olmadığını farkettim. O kadar derinden bakıyordu ki, bir anlığına şeffaf olduğumu ve hemen arkamı görebildiğini düşünüp huzursuzca kıpırdandım. 

"Dünya." diye öne atıldı Efe. Adımı bir başkasından duymaya hiçbir zaman alışamayacağım, diye düşündüm. 

"Aynı okulda okuyoruz." Efe'nin sesi çok ilgili ve heyecanlı çıkmıştı. Daha beş dakika önce tanışmamıza rağmen tüm sıcaklığını gösteriyor ve beni her geçen saniye daha da utandırıyordu. Bazen gerçek bir kereste gibi davranıyordum. Soğuk, kuru, sert bir kereste. 

"Burada başka okul mu var sanki, etrafına bak." Sarp gözleriyle etrafı süzerek, tekrar önüne döndü. Derin bu sırada çoktan eski yerini almış, tek kelime etmemişti. Az önce düşündüklerim için pişman oldum. Burda kereste olan ben değildim, oydu. 

Okula geldiğimizde nereye gideceklerini bile bilmediklerini düşündüm. Efe ve Sarp okulu inceliyorlar, etrafı meraklı bakışlarla süzüyorlardı. Derin'se çantasından çıkardığı mavi sert kapaklı dosyasına kısaca göz atıp, eliyle Efe ve Sarp'a üst katı işaret etti. 

"12-A. Üst kata çocuklar."  Sesinden ne düşündüğü anlaşılmıyordu ama hareketleri resmen benden hoşlanmadığını bağırıyordu. Onları orda bırakıp, merdivenlere doğru yürüyecektim ki, az önce Derin'den duyduğum sözler kulağımda yeniden yankılandı. Aynı sınıfta mıydık?! Sınıf sayısı az olduğundan buna şaşmamalıydım ama açılan ağzımla bu pek de mümkün değilmiş gibi göründü.

Hızlıca merdivenleri çıkmaya başladım. O kadar hızlı çıkmıştım ki, basamaklar bittiğinde nefes nefese kaldığımı farkettim. Sınıfın kapısını iki kere hafifçe tıklatarak içeriye girdim. Hemen arkamdan da Efe, Sarp ve Derin girmişti. Gözlüğünün  üstünden sınıfı süzen hocanın bakışları önce beni sonra uzunları buldu. Elindeki kitabı eski, cilası kavlamış masaya bırakırken alaycı bir ifadeyle beni süzdü. Yine bir kusurumu bulacak, geç kaldığım için on kere özür dilettirecekti. Her zaman yapıyordu bari bugün yapmasaydı diye geçirdim içimden. Bugün gerçekten de iyi geçmiyordu. 

"Hoşgeldiniz Dünya Hanım, hoşgeldiniz. Umarım derin uykunuzu bırakıp gelmek zor olmamıştır." Sesine yerleştirdiği alay ve samimiyetsiz komik olma isteği o kadar kötüydü ki, elimle ağzımı kapatarak kusma isteğimi bastırdım. Yaptığımı anlayan bir kaç arka sıradan küçük kıkırdılar yükseldi. 

"Geçebilir miyim?" diye sordum baygın ses tonumla. Bu kadın ben de daha çok uyuma isteği getiriyordu. Eliyle "yerine" işareti yaptı.  En arkanın bir önü olan sırama oturup, çantamı arkadaki boş sıraya koydum. Yanım ve arka sıra boştu. Ayaklarımı uzatarak rahatça oturabilmek ve tabi ki, kalabalıktan saklanmak için burayı seçmiştim. 

"Sizler yeni öğrenciler olmalısınız." dedi resmiyet takındığı ses tonuyla. Öğretmenden çok, katı yürekli bir dadıya benziyordu. Sırıttım. 

"Kendinizi kısaca tanıtıp, bulabildiğiniz boş sıralara oturun." 

Sözü ilk önce, öğretmene en yakın duran Efe aldı. Onda ilk gördüğüm şey, bu huyuydu. Her zaman sosyalmiş gibi duruyordu. Konuşkan ve kesinlikle sevimli. 

"Adım Efe Soylu. Buraya diğer arkadaşlarımla yeni taşındık ve zorunda olduğumuz için bu okula kayıt yaptırdık." Son söylediğğiyle birlikte sınıfta büyük bir karmaşa çıkmıştı. Kimisi gülüyor, kimisi haklı olduğunu birbirlerine fısıldayarak eğleniyorlardı. Öğretmen donuk bakışlarını sınıfta gezdirip, herkesi susturdu. Kıkırdayarak sırada kaykıldım. Herkes moron gibiydi ama onlarla beraber okul daha çekilir olacak gibiydi. 

SİYAHHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin