paris.//jake.

1.1K 88 44
                                    

JAKE//

Noah, market sepetine birkaç gereksiz şeyi daha atarken planımız hakkında mırıldandı. "Onu eve çekmemiz gerekiyor. Böylelikle dışarıda iz bırakmayız ve sonrasında kolayca tüyebiliriz."

"Orası kolay." dedim, rafların arasından gizlice ona ve kız arkadaşlarına bakarken. Her gün giydiği gereksiz gömleklerin aksine bugün siyah bir elbise giymişti, saçlarından bağımsız birkaç tel bu sefer alnının üzerinde salınıyordu ve teni ölüm gibi bembeyazdı.

Noah, hemen yanıma eğilip boşluktan onu süzdü. "Neresi kolay? Baksana, akşam parti var ve muhtemelen kalabalık bir yerde olacak."

Söylediği son şey üzerine, elimde tuttuğum, az önce Maisie'nin çantasından gizlice aldığım anahtarı havaya kaldırdım. "Evet kalabalık bir yerde olacak ama muhtemelen evine giremeyecek."

*****

Uzun cama biteviye çarpan yağmur, bir süre sonra belli bir ritim kazanıyor, karanlık evin içinde tuhaf melodisiyle geziniyordu. Az önce, gerginliğimi atması adına bahçenin arka kapısını açmıştım ve içeri giren toprak kokusu dahi koltuğun üzerinde titreyip duran bedenimin yatışmasını sağlamamıştı. Kendimden korkuyordum. Yıllar önce, koca bir sınıfa neşeyle ders anlatan adam yerine bir katile dönüşmek üzereydim.

Düşüncelerimi bölen, Maisie'in bağırma seslerini duyunca kafamı filmli camlara biraz daha yasladım. Kapının önünde çaresizce çırpınıyor, son bir ümitle şarjı biten telefonunu açmaya çalışıyordu.

O kadar güzeldi ki... Ancak bu bozuk düzenin içerisinde, ikimizde katildik. O, çok sevdiğim birinin yaşaması gereken onlarca yılı elimden almıştı ve sıra ondaydı.

Dakikalar sonra, gece boyunca yapmasını beklediğim hareketi yaparak, çitlerin üzerinden emin olmayarak atladı, bahçeme girince bir süre soluklandı ve uyanık olmasam duyamacağım bir şekilde kapıya vurdu.
Titreyen bedenimi fark etmemesini umarak kapıyı açtım, beni daha rahat görebilmesi adına antirenin ışığını açarken, şaşkın bakışlarının üzerimde gezindiği fikrini yok saymaya çalıştım.

"Anahtarlarımı arkadaşımın evinde unutmuşum ve bu yüzden dışarıda kaldım. Balkondan girmeye çalıştım ama eve girince ötmeye başlayan bir alarm sistemi var. Bu saatte polislerle uğraşmak istemedim."

Evinde alarm sistemi var, diye tekrarladım içimden. En kısa zamanda bu sorunu halletmem gerekiyordu.
Hiçbir şey söylemeden, kapıyı arkasına kadar açık bırakarak içeri geçtim. Kurbanım -ona böyle seslenmem bile tuhaftı- olacak kişiyle değil konuşmak, göz teması dahi kurmak istemiyordum.

Islanan botlarını ve çoraplarını söylenerek antirede duran ayakkabılığın üzerine gelişi güzel bıraktı. Ardından, tuhaf bir gülümsemeyle sıcak parkelerin üzerine keyifle basarak, Noah'ın sanki çok gerek varmış gibi özenle süslediği salonu incelemeye koyuldu.

"Seni rahatsız etmedim umarım. Arkadaşın yok mu ?"

Yine cevap vermeden, uzun L koltuğun başına yerleştirdiğim battaniyeyi ona uzattım ve omzundan  iterek onu şöminen başına sürükledim. Sanki ben ona dokunur dokunmaz kasılmış, belli etmemeye çalışarak omzunu yavaşça parmaklarımdan çekmişti. Bu battaniyenin ısınmak için olduğunu sanıyordu fakat hayır, o battaniyenin içinde dakikalar sonra cansız bir beden sarılı olacaktı.
Deri koltuklardan birine geçince, ben de yanına istemeyerek de olsa oturdum.
Gözlerini kapatmış, siyah ojeli ayaklarını ise şömineye yaklaştırmıştı.

"Dikkat et ayaklarını yakacaksın." dedim.
Sanki dünya dışı bir varlık konuşmuş gibi, gözlerime şaşkınlıkla baktı. O bakışların üzerimden çekilmesi için konuyu değiştirmem gerektiğini fark edince,
"Adın ne ?" diye devam ettim.

Doğruldu. "Maisie... Maisie Harlow."
Göbek adını söylememişti. Belki de gerçekten benim ne kadar tehlikeli biri olduğum hakkında fikri vardı ve kendini tamamiyle bana açmak istemiyordu. Sürekli dizlerini döven ellerinden, dudağının kenarını ısırıp durmasından bunu kolaylıkla anlayabiliyordum.
Maisie Paris Harlow, dedim içimden, Sen kötü olamayacak kadar güzelsin.

"Jake... "Kahve içer misin, Maisie ?"

"Çok iyi olur ama istersen ben yapabilirim, zaten çok-"

"Sen ısın. İstersen yukarıda Noah'ın sevgilisinin giysileri var. Böyle ıslak oturursan hasta olacaksın." Yukarıda Noah'ın sevgilisinin giysileri yoktu. Sadece duvarda sesi izole eden bir sistem vardı. Silah sesini birkaç ev ötede oturan arkadaşlarının duymasını istemediğim için, işimi odada halletmek daha mantıklı bir hareketti.
Mutfak çekmecesine koyduğum silahı aldım, bel boşluğuma yerleştirdikten hemen sonra beni duyamayacağı şekilde basamakları tırmanıyordum ki, biri delicesine kapıyı çalmaya başladı.

Siktir, polisi mi aramıştı?

Silahı tekrar aynı yerine koydum. Gömleğimi düzelttim ve kapının arkasındaki sabırsız kişiyi görmek için yavaşça araladım "Merhaba, ne istemiştiniz?"

"Hey, ben yan komşunuz Maisie'nin arkadaşı Ida," bir süre soluklandı. O arada beni baştan aşağı süzmeyi ihmal etmemişti. "Kapıda kalmıştı, ona yedek anahtarlarını getirdim fakat bulamıyorum. Onu gördünüz mü?"

Maisie, sen ve senin berbat arkadaşların...Geldiğimden beri planımı berbat etmekten başka bir şey yapmıyorlardı. "Kendisi çok ıslandığı için buraya geldi. Biraz beklersen, onu çağırabilirim."

İçimden küfürler ederek, yukarı çıkan merdivenleri bu sefer ikişer üçer tırmandım, açık olan odanın kapısına geldiğimde ise bir şey duraklamamı sağlamıştı.
Maisie odanın ortasında durmuş, saçlarından tahta zemine akan su damlalarına aldırmadan, parmaklarını saten örtümün üzerinde gezdiriyordu. Bir an, sadece kısa bir an, o parmakların gömleğimin üzerinde gezindiğini ve tenime değmeden hemen önce, tenimi bir kumaş parçasının üzerinden dahi ısıtabildiğini hayal ettim. Gözümde cansız bir bedenden daha fazlasına dönüşmüş, bu hayale pembe burnu ve dudakları da girince, kapının arkasından rahatsızca kıvranmama neden olmuştu.

Gözleri filmli camlara kayınca, bacaklarımdaki rahatsızlığı yoksayarak odaya girdim.
"Arkadaşın Ida geldi, kapıda seni bekliyor."

Hiçbir şey söylemeden, bedenini yanımdaki boşluktan özenle geçirdi ve az önce benim yaptığım gibi merdivenleri koşarak indi.
Ben ise, odanın ortasında durmuş, onun bedenimde yarattığı bu garip etkiyi düşünüyordum.

Her şey zorlaşmadan, işlerimi halletmeliydim.

staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin