28 » SİNİR

3.9K 290 32

Hızla pansiyona geri dönerken arkamdan koşar adımlarla geliyordu. "Kıskandın işte,kabul et." dedi arkamdan söylenerek. Resmen itiraf etmemi bekliyordu. Peki ben itiraf eder miydim?! Ben de o göz var mı?! Hem ben... kıskanmadım bile!

'Kendini kandırma.' İç sesimi hiç çekinmeden küfür bombardımına tutup hırsla ilerlemeye devam ettim. Atlas'ın bana yetişmesi an meselesiydi ama onunla aramızdaki mesafeyi elimden geldiğince açmaya çalışıyordum. O gerizekalı benim sinirimi bozmuştu.

Sonuç olarak sinirim bozuk canım. Sadece bu yani. İşin içinde kıskanma yok, kıskanma söz konusu bile değil. Cık. Hayatta, yok yani. İhtimal bile yok.

Koluma dolanan bir cisim hissettiğimde hızım kesildi ve hışımla arkaya çevrildim. Bu tabii ki bileğimi kelepçe gibi saran Atlas'ın koca parmaklarından ibaretti. Başka ne olabilirdi ki?

Bu hareketi çok ani olduğu için neye uğradığımı şaşırmış bir ifadeyle suratına baktım. Ona 'ne yapıyon amk?' bakışlarımı gönderirken suratını kaplayan ciddiliğine son vermesi için bir kaç saniye suratını inceledim.

"Beni kıskanıyorsun işte." dedi gözlerini gözlerime kilitlemişken. Hayda. Çattık ya. Takıldı mı bu?

"Takılmış plak gibi tekrarlamaya devam mı edeceksin, ısrarla?" Başını iki yana salladı ve dilini dudakları üzerinde gezindirip içimde havai fişeklerin patlamasını sağladı.

"Hayır, sadece cevap bekliyorum." Ofladım. "Şaka mısın? Kıskanmadığımı 300 defa söyledim, yakında 500'e tamamlayacağım, sanırım ulaşmamız gereken skor 1000 falan?" dedim dalgacı bir sesle,ona takılırken.

Sıkıntıyla derin nefes verdi ve nefesi havada büyük bir halka bırakarak dağıldı. "Sadece..." Durdu ve kolumu sıktı. Bileğime dolanan parmaklarının basıncının artmasıyla kaşlarımı çattım. "Kıskandın mı?!" dedi üzerine basa basa inatla. İstikrarla, "Hayır." dedim ve bu kim bilir bu gece kaçıncı hayır deyişim oldu.

Bunu duymasıyla birlikte parmaklarını biraz daha tenime geçirdi. Derime saplanan keskin parmaklarının uyguladığı kuvvet yüzümü buruşturup dudaklarımın arasından ufak bir inilti kaçmasına sebep oldu. "Canımı acıtıyorsun,farkında mısın?!" diye cırladım bileğimi kurtarmak için çekmeye çalışırken.

Bileğimi bırakmadı ve yüzüne takındığı ciddi ifadesinden ödün vermeden "Farkındayım." dedi hırlarcasına. Sesindeki ton beni sadece saniyelik bir süreçte ürküttü. Ama hemen toparladım ve kolumu çekmek için direndim. Ama resmen parmaklarını bileğime katmak istercesine sıkıyordu ve cidden canım acıyordu. Orada iz kalacağını düşünmeden edememiştim. Bu beni daha çok sinirlendirirken burnumdan derin bir nefes aldım .

"Atlas!" diye ciyakladım. Sesim sessizlikte yankı bıraktı. "Bırak!"

Gözlerimin içine daldı ama bakışları fazla katıydı ve mavileri koyulaşmıştı. Gözlerime bakmaya devam ederken ani şekilde bileğimi bıraktı ve bu geriye doğru sendelememe neden oldu çünkü kendi kolumu kurtarmak için hala çabalamakla meşguldüm. Yere düşmekten kıl payı kurtulduğumda rüzgar gibi yanımdan geçti ve ben sokağın ortasında, karanlık bir sokağın ortasında öylece kalakaldım.

Hiç bir şey söylememişti. 

-----

Merhabaa, çok geciktim üzgünüüüüm. Elimden geldiğince çabuk yazdım ufak bir kısımdı farkındayım kısalığın, elimden bu kadarı geldi parmaklarım ağrıyordu ama yine de bölüm yazdım beklettiğimi göz önünde bulundurup. Oy ve yorumlarınızı bekleriiim, gelecek bölüm daha uzun olacak ve ıhmmm ekşınlı bir bölüm olacak ehehe ^^

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now