Zeynep...

57 20 11
                                    

Turuncu kapaklı yoklama defterinin kapağından tutup kapattım.Kafamı bu defa tüm öğrencilere yönelttim.Ellerimi deftrrin üzerinde birleştirip kalemi aldım.Tükenmez kalemi elimde çevirerek Zeynebe baktım.Türkçe ders kitabı ve çalışma kitabı masanın üzerindeydi.Çantasında dolaşan eli ile birşeyler arıyordu.Ve bir iki saniye sonra kollarını çantadan çekti.Minik ellerinde bir kurşun kalem,bir silgi,birde açacak vardı.Bu kadar araç o minik ellerine sığmamış olacak ki, masaya çıkaracakken açacak ve silgi masaya düştü.Modunu bozmadan kalemi yerine koydu.Ve düşen açacak ve silgiyide yerine koyup doğruldu...Ona baktığımı görünce kafasını önüne düşürdü.'Neden bu kadar çekingensin Küçük hanım...' Dudaklarımı yukarıya doğru kıvırıp Zeynebe seslendim."Zeynepçiğim...Bize biraz kendini tanıtır mısın?" Elleri ile masadan destek alıp ayağa kalktı.Güler yüzlülüğümü bozmadan tekrardan sordum."Çekinmene gerek yok Zeynepciğim...Hadi bize biraz kendinden bahset." önüne düşürdüğü kafasını kaldırdı.Önce etrafına sonrada gözlerini yüzüme çevirdi.Ela gözlerine değen güneş göz rengini daha da canlılaştırdı.Yutkunarak,"Benim adım Zeynep..."Dedi.Tekrardan başını önüne düşürerek,"Benim hiç kardeşim yok.Babamla yanlız yaşıyoruz.Buraya yeni taşındık,Babam küçük bir firmada çalışıyor..." Demesi ile yüzü düştü sanki ona birşey diyicek ve oda çok üzülecek gibi hisediyordu...Kalemi defterin üzerine bırakıp ellerimi birleştirdim.Ciddi bir tavır ile,"Peki Annen,O nerede?"demem ile kafasını kaldırıp derin derin yüzüme baktı.Ağzını açıp konuşacakken birden ağzını kapattı.Derin bir nefes alıp verdi ve,"Annemi bilmiyorum..."Dedi.Orta sıralarda oturan meraklı çocuk Berk,"Nasıl yani...Senin annen yok mu?"dedi...Bu lafa bozulacak oldu ki birden yüzü kızardı.'Neyi var bu çocuğun?' Elimi masaya vurarak,"Sesiz olun." Zeynebe bakıp"Tamam Zeynepciğim... Tanıştığımıza memnun olduk.Demi çocuklar."Sınıfın hepsi "Evet." Demesi ile kapımızın üzerindeki siren çaldı.Tenefüs vakti gelmişti.Sirenin sesini duyan çocuklar bağıra çağıra"Kantineee..." Diye bağırdı.'Aç oburlar...' Sandalyeye astığım ceketinin omuzlarından tutup çektim.Masanın üzerindeki çantamı da alıp koluma taktım.Masadan ayrılacakken gözüm Zeynep'e takıldı.Yine başını önüne eğmişti.Koluma yaktığım kiremit rengi çantamı kolumdan çıkartıp masaya koydum.Sıraların arasından geçip son sıralara doğru yürüdüm.Zeynep'in sırasının karşısındaki sıraya oturup yüzüne baktım.Allahım özene bözene yaratmıştı sanki.Bu dünyada hatta ömrüm boyunca gördüğüm en güzel kız çocuğuydu.Annesi çok şanslı... Böyle Masum bir kıza sahip olduğu için.Elimi çenesine götürerek yüzüme sabitledim yüzünü.Ela gözleri ile gözlerime baktı.Ona gülümsedim...Sadece gülümsedim...Gülümserken ufak parmaklarını yanağıma götürdü.Ne yaptığını anlamadım.Taki sol yanağımda oluşan küçük çukura değdirince.Anladım ki, minik parmakları Gamzem ile buluşturmak tı amacı .Gamzemin üzerinde dolaştırdığı minik parmağını çekerek"Çok güzel..." Dedi.Gözlerinin içine bakıp,"Teşekkür ederim."Dedim. Onu üzecektim ama soruyu tekrardan sormak istedim."Zeynep...Sey..."
"Efendim öğretmenim."
"Zeynep, Peki hiç anneni gördün mü?"Başını her defasında önüne düşünüyordu.Ki belliydi morelini bozduğum."Hayır öğretmenim.Yüzünü hiç görmedim."Gözleri doldu...Ela gözlerine dağılan göz yaşları göz bebeklerini dahada küçültünce göz rengi dahada canlılaştı.Bir kaç saniye masaya bakıp elini yüzüne götürerek dolan gözünü sildi.Annesinin yüzüne hasretti belli.Oturduğu sıradan doğrulup ayağa kalktı.Önümden geçip kapıya doğru yürüdü.Öğrencilerin bir anlık heyecanı ile kapattığı kapıyı açıp dışarıya çıktı...Oturduğum minik sıradan kalkıp masaya doğru yürüdüm.masanın üzerine attığım çantamı alıp koluma taktım.Arkamı dönüp kapıya yöneldim.Tam çıkacakken birden siren çaldı.Kendi kendime sırıttım.Tekrardan arkamı dönüp yerime geçtim...Sınıfa giren minik öğrenciler yanıma üşüşerek,"Öğretmenim daha öğretmenler zili çalmadı."Dediler...Ne garipti ki,Bende farkındaydım.Küçük bir tebessüm ile yerlerine geçmelerini istedim... Yavaş yavaş içeriye giren öğrencilere bakarken bir tarafımda Zeynep'e düştü.Onunda kapıdan içeriye girdiğini görünce rahatladım.Göğsümü sıkan nefes onu görmem ile çözüldü...Nedense onu gerçekten ama gerçekten çok sevdim.Belkide sınıfımda Annesi olmayan tek kişi olduğu içindir.Bilmiyorum...Gercrkten
Bilmiyorum... Dönemin 2. haftasındaydık.Biraz eylenceli animasyonlar yapmamız,oyunlar oynamamız şarttı.Bu nedenden ötürü sesiz sesiz suratıma bakan öğrencilere bakarrak,"Evet çocuklar,Sizce biraz da oyun oynamak gerekmez mi?" Dedem ile birlikte sınıfta bir gürültü koptu."Eveeet...evet öğretmenim." Diye bir ses...Bu sınıfıma ilk kıyağım olduğu için biraz heyecan vardı tabi.Önümdeki yoklama defterini kapatıp ayağa kalktım.Masanın üzerindeki çantamı alıp koluma taktım.Öğrencilere bakarak,"Herkes kapının önünde sıraya dizilsin."Demem ile herkes kapıya doğru yürüdü.Birbirlerini itenler,kaydıranlar..."Çocuklar... Çocuklar lütfen birbirinize zarar vermeden girin sıraya." Dememle,Bana baktılar.Gülümsemek kadar güzel birşey yoktur şu dünyada.Her gülüşün kenarı bir gül,Her sevincin bir kenarında çiçektir.Hani,"Sen gülünce yüzünde güller açıyor..."demekte burdan olsa gerek.Dudaklarımı kulaklarıma yetişinceye kadar çekip gülümsedim.Tabi gülümsemem ile beni ciddiye alıp nazik ve narin bir şekilde sıraya girdiler kapı önünde.İlk sırada duran Elif'e seslenip,"Elifciğim.Kapıyı açıp yavaşça ilerler misin?"dememle Ayşegül'ün eli gri renkteki kapı koluna gitti.Sakin bir şekilde kapıyı açıp ilerledi.Ardından,Ali, Ömer, Fatmagül,Serap,Bilal,Naz, Çiçek,Güney,Kerim,Şenol,Gizem,Arda,Berk Can,Mert, Abdullah,Kerem,Yunus emre,Evin,Hazal,Sultan, Yeter,Zeynep,Helin,Gamze, çıktı...Kapıya doğru ilerlemem ile arkamı döndüm.Minik ayakları ile yavaş yavaş ilerliyor Zeynep'e"Gel bakalım güzellik," diyip,minik parmaklı ellerinden tutum.Kapıdan çıkınca Güzel yüzü ile Ufak bir gülümseme kapladı.Bahçeye inince Çocuklar çoktan kocaman bir halka oluşturmuştu.Halkanın içine geçecekken Zeynep halkanın dışında kaldı.Belliki, Gelmek istemiyordu yada oynamak.Kenarda duran banka doğru yürüyüp oturdu.Başını da bize doğru çevirip seyretti... Boynumdaki pembe çiçekleri olan beyaz  flörü açıp,Hazala uzattım.Hazal,"Öğretmenim başlıyorum."Demesi ile başım ile onay verdim.Hazal çemberin dışına çıkıp,"Yağ satarım,Bal satarım,ustam ölmüş ben satarım.ustamın kökü sarıdır satsam on beş liradır."Demeesi ile,flör Berk Canın arkasına düştü.Hazal var gücü ile çemberin etrafında koşarken Berk Can da aynı hızla onu kovaladı.Nedense bir yandan çocuklar ile ilgileniyorum bir yandan da Zeynepten gözümü alamıyorum.Yeter ve Sultan'ın arasından geçip çıktım.Çocuklar güzel güzel eylenirken Bende Zeynebin yanına,Banka doğru ilerledim.Ona yaklaştığımı fark edecek oldu ki,Bankın sol tarafına doğru kaydı.Yanına oturup,"Zeynepciğim...Hadi gel sende katıl bize."
"İstemiyorum öğretmenim."
"Neden bizim ile oynamak istemiyor musun? tatlım." Diyip elimi yanağına götürdüm.O bal sarısı gözleri ile,
"Çünkü ben hiç oyun oynamayı bilmiyorum."Diyince içimi burkan bir nefes çıktı dudaklarımın arasından."Nasıl yani oyun oynamayı bilmiyorum?"
"Öğretmenim benim hiç arkadaşım olmadı."
"Neden? Peki,"
Yüzünü ekşiltip,"Çünkü babam sokağa çıkmama izin vermiyordu.Bazen ondan habersiz çıkınca benim burama kemeri ile vuruyordu."Diyince elini tişörttüne götürüp yukarıya sıyırdı.Göbeğinde derin derin patlak izleri vardı.'Aklım almıyor bir baba nasıl olurda bu kadar zalim ola bilir!?'Zeynebe bakıp gülümsedim."Anladım canım."
"Öğretmenim birşey sora bilir miyim?"
"Tabi,Dinliyorum canım."
"Öğretmenim sizin kızınız var mı?"
Bu soruyu utanç verici bakışlarım ile"A yok güzelim.Henüz Evlenmedim..."
"Kızınız yok mu?"
Çocuk olduğu için pek algılıyamadı.
"Hayır canım yok."
"Bir kızınız olsaydı çok şanslı olurdu."
"Neden?birtanem..."
"Çünkü çok güzel ve iyi bir anne olurdunuz."

ALAYCI...Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin