Cesurlara

480 88 15
                                        

Eski yazdıklarımı okuyorum da... Ne kadar güzel yazmışım, şahane. Ama aynı zamanda artık yazacak her şeyi tükettiğimi de büyük bir endişe ile fark ediyorum. Yani Wattpad'in el kitabını yazmış birisi daha ne yazabilir ki? Sürekli bu durum üzerinden bir şeyler yapmak bana artık çok yapay ve aşağılık bir şey gibi geliyor. Sanki ben sürekli bu durumun sırtından bir şeyler kazanmaya çalışıyormuşum gibi. Sanırım bu bir yaşlılık bunalımı.

Ne yazılabilir, ne yapılabilir, insan ne yazarsa özgün olmuş olur? Bütün bunlar kafamda dolanıp duruyor. Elbette şahane eserler vardır ama bunlar benimki gibi pörsümüş beyinlerden uzaktadır.

Darlanmayın guzum ben sizi bu dar zamanda güldüreceğim. Bölüm atmaya söz verdim ama güldürmeye söz vermeyeyim. İçiniz darlanabilir fakat ben bu hatırlatmayı yapmak zorundayım lütfen KPSS, TUS ve İngilizce çalışalım. Başarılı olalım. Muasır medeniyetler seviyesine çıkalım.

Yahu başkaları ciddi tavsiye verirken herkesler toplanıp ciddiyetle dinliyor, ben ağzımı açınca millet hadi ulan güldür bizi köle muamelesi yapıyor. Ben üzülüyorum.

***Dünyamızın selameti için ellerimizi yıkarken ve dişlerimizi fırçalarken musluğu kapatalım. Bu dünya bizim tapulu malımız değil. Yazı arasında sevgi dolu kamu spotları.***

Tarih şu anda 22.03.2020, saat 00.14. Beni derinden yaralayan bu olayı yaşandığı anda kaleme almak istedim.

Wattpad'deki kitaplar ve insan üzerindeki etkileri üzerine sağlam tezler yazdığım için yine bu kitaplar üzerine araştırmalar yapıyordum. Anasayfada isminde bad boy geçen bir kitap karşıma çıktı, bu neymiş diye bakarken sesli söylediğimi fark ettim. Beni duyan arkadaşım da "Wattpad'de düzgün kitap mı var, Allah kahretmesin." diyerek dalağı titreyene kadar güldü. Ben de oyada kitap yazıyoyum abi, diyemedim. Sabah olsun rezilliğimi okula yazdırmaya götüreceğim.

Bu sitede geçirdiğim uzun yıllardan sonra bu siteye ait birkaç acı gerçeği sizinle paylaşmak istiyorum.

Öncelikle oy alamayacaksınız, buna alışmanız lazım. Her köşe başında insanın karşısına çıkıp korkutan dilenciler gibi davranmanıza gerek yok. Çünkü bu hayatın bir gerçeği, yalnızca bu sitede değil çok benzeri Youtube'da da var. İzlenme sayısı ile videoya verilen oy sayıları arasında dağlar kadar fark var. Ancak buradan çıkarılması gereken tek sonuç şu: Siz hayatınızın büyük bir bölümünde uğraştığınızın çok daha azını kazanmayı başaracaksınız. Yani bundan çok daha fazla çalışmanız gerekiyor.

Kitabınız okunmuyorsa iki seçenek vardır:

1. Çok şahane olduğu halde abidik gubidik işlerin arasında kaybolmuştur, insanlar değerini bilememiştir.

2. Abidik gubidik yazmışsınızdır.

Üçüncü bir seçenek yok ki. Saygısızlık olmasın diye abidik gubidik yazdım ama bunun yerine çok ağır argo kelimeler gelecek. Normalde kitapları konularına göre değerlendirmekten nefret ederim. Zira eleştiri seçilen konu üzerine değil konunun işleniş biçimine göre yapılır. Yani bir kitabı kendi değer yargılarımıza göre eleştiremeyiz. Eşcinsel unsurlar barındıran bir kitabı homofobik bir bakış açısıyla ele alamayız. Ya da çocuk gelinlerle ilgili bir kitaba holiganca saçma sapan tepkiler veremeyiz. Çünkü burada asıl mesele konu değil onun işleniş biçimidir. Yeniden aynı örneğe dönecek olursak çocuk gelinleri konu alan bir kitapta pedofili güzellemesi (konunun kötü işlenişi) de yapılabilir, çocuk yaşta yapılan evliliklerin birey ve toplum üzerindeki olumsuz etkisi de tokat gibi işlenebilir (burası da konunun mis gibi işlenen kısmı).

Ama iki gözümün çiçekleri, bu insanlar hem saçma sapan bir konu seçiyor hem de işleyişi eline yüzüne bulaştırıyor. Konu felaket olsa da işleniş biçiminden kurtarır biz de hayran hayran bakarız. O da yok. Fark ettiyseniz eleştirisini yaptığım kitap konularının çok büyük bir kısmının öncülerinin basılmış kitapları var. Çünkü onlar daha önce kimsenin yazmadığı bir konuda yazmıştı, toplumun ilgisini çekmişti ve büyük bir sükse yapmışlardı. Bu yazarların başarısını görüp evde ne yazsam diye saçlarını yolanlar da aynı yolu tutturmaya karar verdi. En nihayetinde bir baktık ki her yerde böyle kitaplar var. Risk alacak kadar cesur olmayı öğrenmelisiniz.

Yazar olmak aynı zamanda defalarca kez yere düşmeyi, tökezlemeyi göze almak demektir. Yani siz insanları kolundan tutup oku ulan yazdıklarımı diye darlayamazsınız. Hayatın her alanında olduğu gibi yazarlıkta da başarısızlıklar mevcuttur. Yazdığınız bir kitabın kimse yüzüne bakmıyorsa bir yerde bir hata yapmışsınız demektir. Sıkılmadan, bıkmadan tekrar tekrar düzeltmeniz gerekiyor.

Yazar olmak hayatında hiçbir vasfı olmayan insanlar tarafından hunharca eleştirilmeye de hazırlıklı olmayı gerektirir. Bir kitap yazarsınız ve dersiniz ki işte yine döktürdüm, çıkarıp masaya vurayım. Nobel ödülümü getirin. Ama okuyucular tam aksini düşünüyor olabilir. Kitaplar ve okuyucular parmak izi gibidir, hiçbirini birbiriyle eş tutamazsınız. Aralarında hakaret edenler de olacak (benim ağır ergenlik dönemlerimde yazdığım kitaplarımın altındaki atom mühendislerinin yazdığı hakaret dolu yorumlar gibi), dertlenip karaciğerinizle rakı sofrasına oturmanıza gerek yok.

Bir saniye, ciddiyetten burnum kanamaya başladı. Sabah kahvaltısında kimse yemediği halde sofrayı kalabalık göstersin diye her seferinde buzdolabından çıkarılıp inatla masaya konan bir reçel gibiyim. İşte o kadar.

*Bu bölüm risk alacak kadar cesur olanlar için yazılmıştır.

**Bugün dünya su günü, suyu ziyan etmeyin.

***Wattpad'in Türkçe versiyonundan bıktım, yakın bir zamanda İngiliççe bir kitap yazmayı düşünüyorum ama yabancı dildeki kitaplara bakarsanız onlar da aynı bok. Yani sözün özü tencere kazanı dibi kara olduğu için suçluyor.

****Çok yaşlandığım için esprili yanlarım küflendi, komiklik yapamıyorum.

*****Ekteki şarkıyı koydum çünkü bir sebebi yok, bölümü yazarken bunu dinliyordum.

******Kapese çalışın evladım. 

MuhalifHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin