Kader mi? Bence Şans...

11.5K 385 55
                                    

Multimedia Özgür Dalboy

☆★☆

"Peki anladım, mimarlık okuyorsun ilk senen ve çizim dersi için bizim üniversiteyi seçtin."

"Aynen öyle."

Eylül ile karşımızda koyu kestane rengine sahip saçlarıyla mavi gözlü bir kız oturuyordu. Fiziği gayet hoştu. Deyim yerindeyse manyak güzel bir kızla muhabbeti kurmuştuk. İkinci kez ona çarpınca bir kahve ısmarlayıp tanışma gereği duymuştum. Aslında direk ona çarpmadım. Kardan adama çarptım ve üzerine düşürdüm...

Gözlüklerim kırılmıştı ve en yakın zamanda yenisini almam lazımdı. Uzağı göremeyip bakıp bakıp netleştirmeye çalışmak başımı ağrıtıyordu. Kulaklarıma dolan gitar melodisini dinledim. Özgür'ün telefonu çalıyordu. Masanın üzerindeki telefon ekranı yanıp sönüyor Sevgilim yazısı görünüp kayboluyordu. Özgür bize bakıp mahçup bir şekilde sırıttı. Alt dudağını dişleri arasına sıkıştırıp telefonu eline aldı ve kulağına götürdü.

"Hey merhaba... Hayır ben kafedeyim kampüsün karşısında... Yanlız değilim... Tabii ki bekliyorum."

Telefonu kapatıp bize baktı.

"Şey üzgünüm gitmem gerek."

Ayağa kalktı ve çantasını boynuna taktı.

"Sizler harikasınız, buralarda yeniyim ve pek tanıdığım yok. Sizinle konuşmak cidden çok hoşuma gitti."

Eğilip montunu eline alırken güldü. Cidden hoş sohbet bir kızdı. Bu sırada garson kız ona bir zarf uzattı. Özgür zarfı eline alıp sessizce okumaya başladı. Daha ne olduğunu anlamadan. Yere düşmüştü. Bayılmıştı yani. Eylül ile aynı anda başına üşüştük. Kafasını kucağıma aldığımda Eylül arabayla hemen gelmesi için Berkan'ı aramıştı. Yakında olması bize avantaj kazandırıyordu. Ben bir yandan kollarımla Özgür'ü sararken bir yandan da başımıza üşüşen insanlara tepki gösteriyordum. Onu ayıltmaya çalışırken zaman hızlı geçiyordu. Arabanın ani fren ve korna sesiyle Berkan'ın geldiğini gördüm. İçeri dalıp kim olduğuna bakmadan kızı kucakladı ve kaldırdı. Peşinden fırladık.

Ben arabaya oturunca Berkan, Özgür'ün kafası kucağıma gelecek şekilde ayarladı. Ne kadar hızlıydı bilmiyorum, araba buzlu yolda kayıyordu ve aynı anda kim olduğunu sorguluyordu. Hastaneye varınca direk acil odasına aldılar. Biz de koltuklara oturduk. Berkan ile Eylül konuşurken ben elime ne ara aldığımı bilmediğim mektuba baktım. Binbir düşünceyle açıp okumaya başladım. Sessizce...

"Merhaba Özgür, sevgilim, bak vedaları uzun tutmam bilirsin. Ben gidiyorum. New York'da ki üniversite beni kabul etmiş. Evi satışa çıkardım içindeki her şey zaten senin, odamı topladım ve senin eşyaları toplamak için iki haftan var. Böyle ayrılmak istemezdim Özgür. Ama o kızla bana en büyük kazığı sen attın. Onu senin kollarında görmek ne demek biliyormusun? Çok merak ediyorsan evet senin yüzünden kaçıyorum buralardan. Ve gereken sadece bir hoşçakal. Kendine iyi bak. Haplarını da aksatma.

-Ela..."

Bu cidden garip bir mektupdu ve anladığım tek şey dudaklarımdan bir mırıltı halinde döküldü. "Lezbiyenmiş..."

Mektubu katlayıp Özgür'ün elimdeki çantasına sıkıştırdım. Ayağa kalkıp sıkıca Berkan'a sarıldım. Bir ikizin olmasının en güzel yanı da buydu. O bana hem abi hem küçük kardeş olabiliyordu. Bana her an destek çıkıyordu. Her an. Gözyaşlarım anlamadığım bir nedenle Berkan'ın omzunu ıslatırken. Doktor çıktı. Yanına gidip nesi olduğunu öğrenmek için çabalamam gerekiyordu ama hayır olmuyordu. Eylül gidip doktorla konuştu. Yanımıza geldiğinde yüzü asılmıştı.

Kalemin Kalbime DokunduHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin