bölüm 2

4.4K 399 354
                                              

bölümde geçen şarkılar:
lost in your light - dua lipa ft miguel
hooked on a feeling - blue swede
d (half moon) – dean

bahsedilen şarkılar:
if i aint got you - alicia keys

ufacık bir +18 sahnemiz var, haberiniz ola

yanlışlarım varsa uyarmaktan çekinmeyin lütfen

iyi okumalar😋

~~ ~~ ~~

"onunla ne zaman tanışıyorum, tae?"

elini yüzüne kaparken inledi taehyung. aynı konu. "asla, chim onunla asla tanışmıyorsun."

suratını astı jimin ve tam bir çocuk gibi ayağını vurdu yere. "neden ki? ben senin en yakın arkadaşınım! onunla tanışmama izin vermezsen senin için iyi olduğunu nasıl onaylayabilirim?"

"jeongguk oldukça iyi benim için." dedi taehyung bir göz devirmeyle ve jeongguk'un ödünç almasına izin verdiği kitabın sayfalarını çevirmeye geri döndü.

taehyung jeongguk'la tanışalı bir buçuk ay oluyordu. resmi olarak çıkmıyorlardı, herhangi bir ismi yoktu ama taehyung onu dinleyen herhangi birine jeongguk'u anlatırken ondan erkek arkadaşı olarak bahsediyordu. jeongguk'un taehyung'un arkadaşlarıyla tanışması bu kadar uzun zaman boyunca ertelenmişti, jeongguk onlarla tanışmak istemiyor diye değil de taehyung onu mümkün olduğunca uzun bir süre sadece kendine saklamak istediği için. jeongguk geçmişte birkaç gere göz ucuyla görmüştü onları ama taehyung onu yalnız kalsın diye grup hangi mekanda çalıyor olursa olsun kolunu beline sarıp oradan uzaklaştırmakta hızlı olmuştu şimdiye kadar. taehyung jeongguk'tan utanmıyordu, –jeongguk'tan asla utanamazdı- arkadaşlarının onu utandırmak için neler söyleyeceğinden bıkmış olmasıydı nedeni. taehyung'a kalsaydı jeongguk onlarla muhtemelen asla tanışmazdı ama jimin ısrarcıydı, onunla geçirdiği bir günden sonra eve döndüğünde her seferinde ona resmi olarak tanışacaklarını soruyordu.

"eğer senin için iyiyse neden onunla tanışmamıza izin vermiyorsun, hmm?" jimin ellerini beline koydu ve taehyung'a doğru eğildi doğru bir tespit yapıyormuş gibi.

"çünkü hepiniz utandıracaksınız beni? bu senaryoda sorun jeongguk değil jimin, sensin."

jimin'in ağzı bir karış açık kaldı bir iç çekmeyle dramatik bir şekilde elini kalbine koyarken. "tae- tae! lafını geri al!"

hayır, taehyung lafını geri almıyordu. jimin en kötüsü olurdu çünkü neredeyse bütün hayatı boyunca tanıyordu taehyung'u. jimin güney köreden transfer olduğundan, ilkokuldan beri birbirlerinden ayrılamazlardı. taehyung'un çalışma arkadaşı olarak eşleştirilmişti çünkü bütün sınıfta –hayır hayır, bütün okulda- hem ingilizceyi hem de koreceyi akıcı konuşan tek çocuk oydu. gayri resmî olarak taehyung onun çevirmeniydi ama aynı zamanda ingilizceyi öğrenmesine de yardım etmişti. o zamandan beri en yakın arkadaştılar ve taehyung jimin için resmen ölebilecekken jimin onun hakkında jeongguk'la paylaşmaya dünden hazır olduğu çok fazla utanç verici şey biliyordu. taehyung çoktan kendini utandırmakta iyi bir iş yapmıştı jeongguk'un önünde kimsenin yardımı olmadan, teşekkürler. jeongguk taehyung'u saçma bir şekilde geriyordu iyi anlamda, taehyung'un elleri onun yanında her zaman titriyordu ve kalbi deli gibi atıyordu. taehyung'un bütün havası ve hoşluğu jeongguk'un varlığında ortadan kayboluyordu.

"iyi." ofladı jimin. "geri alma. ama erkek arkadaşının arkadaşlarınla tanışmasını istemediğini düşünmesini istiyor musun gerçekten?

taehyung jimin'e bir bakış attı. "ama siz çocuklarla tanışmasını istemiyorum."

my guy pretty like a girl (and he got fight stories to tell) . taekookHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin