51- Güzel Günler (patr-1)

3.1K 127 3

YAZAR NOTU: Merhabalar! Bugün erkenceyim ha ne dersiniz? :D Tamaaamm buraları geçtim... Ehem, asıl söyeleyeceğim şey şu ki önümüzdeki 3 hafta boyunca şu otutrmaya çalıştığım düzen bozulabilir. Bir üniversite öğrencisi olarak üzülerek belirtmeliyim ki; final haftam yaklaşıyor. Diğer kısmı haftaya yetirştirmeye çalışacağım ama olur mu bilemiyorum. İnşallah yetişir...

MULTİMEDYA: Hazar ve Seda  çifti ;)

İthaf; @fundaahin

İyi okumalar :*

"Aşkım! İlk önce Changdeokgung Sarayı'na gidelim! Açılışımız Saray ile olsun."

Burnunu havaya dikip kıkırdayan karıma gülümsedim sadece. Bir yandan elinde ki telefonu kurcalarken diğer yandan benimle konuşuyordu. Şuan o kadar tatlı ki... Ah! Halim hal değil. Gören de sabaha kadar hiç uyumamışız değilde kardeş kardeş uyumuşuz sanır! Nedir bu doyumsuzluk anlamıyorum ki! Hayır yani kendim kaşındım, git Kıvanç gibi ıssız bir yere gezecek görecek  yer olmasın. Ne güzel çıkmazdık odadan, bende belki şu doyumsuzluğumu bastırabilirdim. Hani birazcık olabilirdi.

"Sen beni dinliyor musun?"

Ellerini beline koymuş sinirle bana bakınca oturduğum yataktan kalkıp adım adım yanına gitmeye başlayınca, nasıl bir ifade varsa yüzümde, her adımımda geri adım atmaya başladı kocaman gözlerle.

"Ne! Niye bakıyorsun öyle?"

Daha sözü bitmeden sırtı duvarla buluşmuştu. Hain fikirler eşliğinde hiç ses etmeden onu duvar, kolların ve bedenim arasında sıkışacak hale getirdim.

"Nasıl bakıyormuşum ki?"

Dedim sonra. Tüm cadılığına rağmen yanakları kızardı.

"Şey... Şey gibi bakıyorsun... Gece ki gibi."

"O zaman nasıl bakıyormuşum ki."

Dedim kıkırdamamak için kendimi tutarken. Ama gülümsememe engel olamadım. Ben gülümseyince ise tüm cadılık kalkanlarını tekrar takındı!

"O bakışların ne istedigini biliyorum ama rüyanda görürsün! Kore'ye gelmişiz gezmeden mi gideceğiz yani! Asla olmaz!"

Evet taktik değiştirme zamanı! Burnumu saçlarına gömüp derin, çok çok derin bir nefes aldım. Sonra sırasıyla alnını, burnunu ve dudaklarını öptüm. Daha dudaklarına ulaşmadan kıvama gelmişti bile. Ellerini kollarıma koyduğuna göre eridi bile denebilir.

"Hım... Bu tatdan uzak kalmak zorsa benim suçum ne Devâ'm, hı?"

Tekrar dudaklarına yöneliyordum ki , nasıl oldu emin değilim, kollarımın arasından çıktı! Ben ise duvara bakmaya başladım saf saf!

"Seul kenti diyorum, çok eğlenceli bir yer ve ben gezmeden git-mem!"

Daha ben yakalayamadan odadan çıkan karım ile derin bir nefes aldım. İşim var bu hatunla ya! İstediği illa olacak. Of!

---Kıvanç---

"Aşkım."

Elimde ki kahvaltı tepsisini şifonyerin üstüne koyup yüzünde ki gülümseme ile tatlı tatlı uyuyan karımın yanına, yatağa oturdum. O hala derin bir uykunun kollarında olduğu için uyandırmak bana düştü tabi bende bunu fırsata çevirdim.

CAN SUYU'M (Tamamlandı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!