Comme un rêve.

1.6K 108 42
                                    

Eve geldiğimizde, Dylan'ın yüzü November Town'dan daha soğuktu. Bir ara arabada, Jake hakkında soru sormaya niyetlensede, sonrasında vazgeçmiş ve ona nefret ettiğimi söylediğim ne kadar şarkı varsa Spotify'dan açmıştı. Birkaç hafta önce beraber yaşama kararı aldığımız için benden kaçamayacağını, sıkıcı ve kasvetli oturma odamda otururken birbirimize bakıp birden gülme krizlerine gireceğimizi düşünüyordum fakat yanılmıştım.

Dylan, beni eve bıraktıktan sonra hiç durmadan gitmişti.

İtiraz etmeyecektim. Bedenim sanki üzerinde onlarca insan yürümüşcesine yorgun ve bitkindi. O yüzden odadan acil durumlarda kullandığım pamuklu battaniyemi alıp tek başıma kasvetli salonuma girdim. Dylan'ın evinden getirdiği ve pastel renklerle bezeli olan salonumla tezatlaşan süper kahraman heykelleri hemen şöminemin üzerinde duruyordu. Bazen onunla, olağanüstü şeylere fazla inandığı için tartışıyor, benim dayanamayıp bastığım kahkalarımla beraber geri barışıyorduk.

Ancak biliyordum. Olağanüstü şeylere inanan biri varsa, o da bendim.

Jake ve Noah'ın taşındığı ilk gün, uzaktan onu kıskançlıkla izlemiştim. Olağanüstüydü. Öylece ayakta dikiliyor dahi olsa bulunduğu ortama farklı bir hava katıyor, ağzından çıkan tek bir cümleyle insanları etkisi altına alabiliyordu. Jake gibi olmak istemiştim. Eğer onun gibi olursam, birbirimizin olurduk. Zamanla öğrendiğim şey ise beni ondan uzaklaştırmamış, aksine ona daha da fazla bağlamıştı ve bu korkunçtu. Birbirimizin olağanüstülüğüne hayranlık duymayı bırakıp, kusurlarımızı örtmeye çalışmıştık.

Düşüncelerimi pamuklu battaniyemle birlikte koltuğa attım. Yerde duran botlarım aceleyle giydim ve üzerime hiçbir şey almadan kapıyda doğru ilerledim. Ona gidecektim. Hayır, Dylan'a değil. Ne olursa olsun Dylan'ın kusurlarını kapatacak güce sahip değildim.

Kapıyı açtığımda çığlık atmamak için birkaç adım sendelemem ve ellerimle kendi ağzımı örtmem gerekmişti. Jake Gyllenhaal, elinde tuttuğu saten siyah çarşafıyla kapımdaydı. Sağ kolunu her zaman yaptığı gibi kirişe yaslamıştı, gözlerinden akan yorgunluğu aramızdaki mesafeye rağmen rahatlıkla görebiliyordum. Gömleğindeki kan lekeleri ise bariz bir şekilde kendine aitti.

''Jake! Eline ne-'' Panikle ona uzandım. Bahsettiğim şeyin bu olduğunu biliyordum. Onun mutluluğunu hissedemiyordum ama acısı tamamiyle içimdeydi. Onun acısı benim kalbimi parçalıyordu.

Yorgun gözlerini elinde gezdirdi. ''Sana bugün çok kaba davrandım.''

''Bana kaba davranmadın, Jake.''

''Belki yine benimle olmak istersin diye düşündüm ama...'' Gözleri uzaktaydı. Boşlukta bir şeyler aradığını bilerek gülümsedim. ''Sen çoktan onunla olmayı tercih etmiştin. Değil mi?''

''Bunu bildiğin halde neden buradasın?'' sesim fısıltı halinde çıktı. Eğer benden önce davranmamış olsaydı, onun kapısının önünde açıklama yapmak için bekleyen kişi ben olacaktım. Ve bu soruya verecek tek cevapım olacaktı; çünkü seninle uyumak istiyorum.

''Seninle uyumak istiyorum, Maisie. Bu gece seninle kalmama izin ver.''

Kirişe koyduğu kolunu nazikçe çekerek onu içeri soktum, yolda birilerinin olup olmadığına baktıktan sonra kapıyı kapattım ve arkamızdan iki kere kilitledim. Jake ise çoktan içeri geçmiş, Dylan'ın getirdiği eşyaları izlemeye koyulmuştu. Ancak ona açıklama yapmayacaktım, zaten böyle bir şeye ne gücüm ne de sabrım vardı. O yüzden uzakta kalarak onu izlemeyi tercih ettim. Eskiden yaşına rağmen genç olduğunu düşündüğüm bedeni artık çökmüştü. Beni bir hamlede kaldırıp taşıyan o kollar ve bacaklar artık çok zayıftı.

''Demek buraya taşındı,'' süper kahramanlardan birini eline alırken söyledi.

Gözlerimi devirdim. ''Çünkü sevgilim.''

''Tabii, sevgililer birlikte yaşarlar.'' Bilmiş bir tavırla söyleyip omuzlarını kaldırınca, gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.

''Çok yorgunum, uyuyalım mı?''

Koltuktaki pamuklu battaniyemi tekli koltuklardan birine fırlattım. Artık ona ihtiyacım yoktu. Jake bana sarıldığında, kendimi pamukların içinde hissedecektim. Ki öyle de olmuştu. Parmakları karnıma baskı uygulandığında, gözlerimi yumdum, bacaklarımı eskisi kadar kuvvetli olmayan bacaklarının arasına sardım ve siyah saten çarşafın bizi içine çekmesine izin verdim. Artık nefesi, kısalan saçlarımın arasında geziniyor, çıkardığı ufak mırıltılar kulak arkamı gıdıklıyordu. Bizim mutluluğumuzun resmi bu kadardı. Birlikte uyuyan iki yabancı.

''Bu gece benimle kal, Jake.''

staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin