10.) UNUTULMAYAN ANILAR.

18.8K 1.2K 133
                                        


Unuturum sandığım anılarım, sanmakla kaldığım geçmişimle bir olup toprağından arınıp gün yüzüne çıktığında; bittiğini sandığım oyunun aslında başlangıç çizgisinde olduğumu bilmeden nefesimi tüketmişim.

***

Geçmişe bulandı gelecek, gelecek peşinden sürükledi ardından geleceği. Söyle şimdi, kim yalancı kim yabancı?

❝Benden gide gide doğru olduğuna inandığın yolda ve seçimde ilerlerken gittiğin o yolda pişmanlıklarla bana geri döneceğini biliyorum

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

❝Benden gide gide doğru olduğuna inandığın yolda ve seçimde ilerlerken gittiğin o yolda pişmanlıklarla bana geri döneceğini biliyorum. Benim bildiğim ama senin bilmek, kabullenmek istemediğin gerçek sana olan saf sevgimdi. Görmek istemedin. Ve sen geri döndüğünde görmek istemediğin, uğruna ardında bıraktığın o sevgiden kendine bir pay bulamayacaksın.❞

UNUTULMAYAN ANILAR.

Kalbim yerinden çıkmak istercesine atarken sakinleşmem mümkün değildi. Hava soğuk olmamasına rağmen tir tir titriyordum. Boğazımdaki bağ kördüğüme dolandığında belime sarılı olan kollardan sıyrılarak geri adımlar attım.

Baba.

Ben az önce Bilge'ye baba demiştim!

Yıllar sonra dilimden dökülen o kelimenin yabancılığını hissetmişti dilim.

Bir liman, sığınak olarak bildiğim babamı yıllar önce geride bırakarak hayatıma devam ettiğimde o günden sonra bir kez olsun 'baba' kelimesi içtenlikle çıkmamıştı dilimden ve yüreğimden. Dört harften oluşan o tek kelimenin kıymetinin bendeki yeri çok ayrı olmuştu.

Bir konuda herkesten çok şanslıyım.

Hayatıma iki güzel adam girdi, ikisiyle herhangi bir kan bağımız olmamasına rağmen beni yıllar önce ailelerinin bir üyesi olarak kabul etmişlerdi. Buna şans mı denir kader mi bilmem ama o ikisi hep iyikilerimin arasında daimi yerini koruyacaklardı. İkisinin varlığı bana kol kanat ve güç verirken yokluklarıyla baş edebilmek şüphesiz benim için en zor imtihanlardan birisidir. Şimdi ise öylece ayakta dikilmiş, beni en başından beri olmayan kızı yerine koyan adamın dolu elâlarına çekinerek bakıyordum. Dudaklarıma buruk bir tebessüme yer verirken bir şey daha dememi bekler gibi bir hâli vardı. Belki de bir kez daha ona baba dememi istiyordur. Olamaz mı?

Ne diyeceğimi bilmeyerek öylece suspus oluverdim. Suskunluğum aramızda can bulurken titreyen sağ elini usulca kaldırıp saçlarımın arasından gezdirdi. "Ben..." Sesi bir başka gelmişti kulaklarıma. Heyecan ve biraz korku barındırıyordu ses tonu.

Gözlerini yumup açtı. "Beni bir baban olarak görmen ve bunu dile getirmen..." Cümlelerini yarım bıraksa da ne demek istediğini, daha doğrusu söylemek isteyipte dile getirmekte zorlandığı kesik cümleleri kendi içimden o söylemeden tamamlıyordum. Evet, gözleri ve sözleri ona bir kez daha baba dememi istiyordu. Ancak çekiniyor da. Benden alacağı cevaptan, geri adım atmamdan korkuyordu. Aslında ben tüm kalbimle onu ikinci babam olarak kabul etmiştim. Ona baba dememek için önümde bir engel de yoktu. Engeli olmadığı hâlde bunu aşamayan kendimdim. Bebeklikten on beş yaşıma kadar bana sahip çıkan adama ihanet ediyormuşçasına bir hisse kapılmadan edemiyordum. Yine de tekrardan diyemez miyim? Bu kez isteyerek ve özlemle? Bilge'de layığıyla bu kutsal görevi yerine getirmedi mi? Getirdi. Öyleki eski benden geriye bir iz bırakmadı. Eskisinden daha güçlü ve kendini bilen bir genç kız olmuştum.

SUYUN FISILTISI (1)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin