the hope of his life

2.9K 82 104
                                    

Onu kaybetti.
Ama kendini buldu.
Ve bu, onun için her şeydi.

-

Acı ve korku bütün zihnini ele geçirmiş ve gözünü karartmıştı. Ne yaptığının farkında değildi ve kendine gelene kadar bundan sonra yapmaya devam edeceklerinin de farkında olmayacaktı.

Kendisiydi halbuki. Kendi düşünceleri. Kendi hisleri. Kendi vücudu. Ama anlayamadığı bir yük vardı omuzlarında. Tamamen kendisi olan bu varlığı durdurmak onun için çok zordu.

Acı. Korku. Endişe. Öfke. Nefret.

Onun için her şey bu beş kelimeden oluşuyordu.

Damarlarında akan kan ona acı veriyordu.

Ne kadar cesur davranıyorsa, o kadar korkaktı.

Bu şeyin asla bitmeyecek olmasından endişe duyuyordu.

Nefes alan, almayan veya nefes alışına son verdiği her şeye öfkeliydi.

Nefret ettiği şey ise, tam olarak kendisiydi.

Kafasındaki kararsızlık, bilinmezlik onu uçuruma doğru sürükleyecekti bir gün. Şimdilik bununla savaşacak gücü vardı. Fakat bu gücün son kırıntılarını kullandığından haberi yoktu.

Güzel yüzünü kimsenin tanımaması için - ya da fark edilmek istemediğinden - ceketinin kapüşonunu kafasına geçirip fermuarını boğazına kadar çekti ve ellerini ceplerine soktu.

Bildiği tek şey Jacob'a gitmesi gerektiğiydi. İkinci kez düşünmeden ayakları onu Jacob'ın olduğu sokağa yönlendirmişti bile. Sakinleşebilmek adına bulduğu tek yolu - beyaz tozları - bir an önce alması gerekiyordu.

Eğer onları almazsa bu gece olan her şeyi hatırlayacaktı. Zihnine sahipti. Her şeyi görüyor ve hissediyordu.

Ama yönetemiyordu.

Uzun zamandır tanıdığı Jacob'ın sürekli takıldığı ara sokağa girdi. Yüzünü her zaman yaptığı gibi öne eğdi. Neyse ki, Jacob onun ne istediğini bildiğinden bu garip davranışlarını sorun etmiyordu.

Haftada bir kez buraya düzenli olarak uğradığı için paketi hep hazırdı. Parayı uzatıp titreyen parmaklarıyla paketi aldı.

Kendini uyuşturmadan yapması gereken son bir şey vardı.

Onun evine doğru yürüdü.

Ezbere bildiği adım sayısı rutin olarak bunu yaptığı için asla aklından silinmiyordu.

Evine yaklaşınca adımlarını yavaşlattı. Kız içerideydi. Tek başına kaldığı ev, etrafta bu zavallı adam olduğu sürece güvenliydi fakat güzel kızın bundan haberi yoktu.

Adam bahçedeki ağaçlardan birinin arkasına gizlendi ve perdeleri açık pencereden kızı izlemeye başladı.

Hayranlık ve acıyla bakışlarını kızın üzerinde gezdirirken kalbi acıdı.

Elini sol göğsünün üzerine koydu. Kızın isminin kazılı olduğu yere. Hope yazan ve her dokunduğunda ona güç veren o yere, bir kez daha dokundu.

Bu kız, elindeki paketin içindekinden daha çok uyuşturuyordu adamı.

Ama ona da öfkeliydi.

Kendini gerçek hissettirebilmeyi başaran tek varlığa bile öfkeliydi.

Nedenini ise bilmiyordu.

Bu onu daha çok öfkelendiriyordu.

Kontrolsüzdü.

dissociative 🔥 zmHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin