2.Bölüm: ''Kara Toprak ve Kızıl Deniz.''

532 53 11
                                    

Bölümü güzel yorumuyla bizi mutlu eden inci tanesine ithaf ediyoruz.

Bölüm şarkısı: Rihanna- Unfaithful

James Arthur- Impossible

2.Bölüm: ''Kara toprak ve Kızıl Deniz''

Ægroto dum anima est, spes est

''Hasta nefes aldıkça umut vardır.''

Uzun bacaklarını kendi elleriyle yaptığı ahşap yatağın kenarından aşağı sarkıttı. Oturur pozisyona geçtiğinde yavaşça gözlerini araladı ve karşısındaki camdan dışarı baktı. Ormanın içindeki kulübesi her daim karanlık olsa da gündüz ve gece ayrımı yapılabilecek kadar ışık alıyordu ve gördüğü kadarıyla ay nöbetini güneşe devretmek üzereydi.

Gözünü ovuşturup tutulan bedenini esnetti. Kulübenin her daim soğuk olmasına rağmen soğuğa büyük bir direniş gösteren bedeninin üzerinden siyah çarşafı yan tarafa atıp yataktan kalktı. Düzensizliğe tahammülü olmadığı için üzerinden attığı pikeyle yatağın üzerini özenle örtüp yastığını düzeltti. Çıplak ayaklarına komut verip evi esir altına alan sessizliği, attığı her adımda ahşap zeminden çıkan çığlıklar bir bıçak gibi kesip attı. Bu sesin onu rahatsız etmesi gerekirken o, bundan rahatsız olmak bir yana dursun, oldukça keyif alıyordu. Dudaklarından dökülen ıslık eşliğinde etrafına baktı ve odasının karşısındaki banyoya girdi.

Aynanın karşısına geçti ve yastığın yüzünde bıraktığı izi ovuşturdu. Çenesini kaldırıp yüzünü bir sağa bir sola çevirerek kirli sakalına bir göz gezdirdi. Kesmeye değecek kadar uzamadığına kanaat getirince musluğu açtı.

Suyun az aktığını görünce depoya su doldurması gerektiğini aklının bir köşesine kazıdı ve elini yüzünü soğuk suyla yıkadı. İsyankâr bir şekilde havaya kalkan inatçı saçı ıslak elleriyle düzeltip saçına öylesine bir şekil verdi.

Yeniden ahşap zeminin çığlık atmasına sebep olan adımlarla odasına döndü ve kayın ağacından yaptığı küçük dolabını biraz kurcalayıp siyah, çok kalın olmayan, dar bir kazak çıkardı.

Her ne kadar soğuğa karşı gelse de iyiden iyiye kendini hissettirmeye başlayan soğuk havanın etkisiyle sızlayan teni, kazakla buluşunca memnuniyetle gevşedi. Kazak üzerine sanki ıslakmış gibi yapışmış adeta bedeninden bir parça olmuştu.

Altına, eline ilk geçen siyah pantolonu giyip odanın sadece bir kenarını kaplayan büyük masanın önüne yürüdü. Beline siyah deri bir av kemeri geçirdi. Üzerine iki kırmızı, bir siyah haberci fişeği sabitlerken bugün gerekli olsa bile bunları kullanamayacağı aklına geldi.

Zaten ne zaman kullanmıştı ki bunları?

Normalde ona eşlik etmesi gereken nöbet arkadaşı Daren, birkaç gün önce geçirdiği kazada yaralanmıştı ve sonuç olarak Atlas bugün yalnız nöbet tutacaktı.

Genelde insanlarla gerektiğinden fazla iletişim kurmaktan pek hoşlanmaz, tek başına nöbet tutmak da onun için hiç zor olmazdı. Hatta ödül bile sayılabilirdi.

Siyah kazağının üzerine siyah deri kaplama bir koruyucu yelek geçirdi ve kemerlerini bağlayarak iyice sıkılaştırdı.Sırtına, üzerinde av silahlarının asılı olduğu iki askıdan oluşan taşıyıcı kemeri takıp kancalarından koruyucu yeleğine sabitledi.

ZİNCİR| Kaybolan RuhHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin