Bölüm 1

712 99 39

Bölüm 1

Kendimi Moğolistan'da Dukha Türklerinin arasında bir şamanın çadırında bulmadan önce de bir hayatım vardı.

En yakın arkadaşım Çiğdem ile dünyayı gezmeye karar vermeden önceki acınası yaşantım şimdi çok uzak geliyor bana.

Ben on beş yaşındayken ağabeyim Burak intihar etti. On yedi yaşındaydı o zamanlar. Sevgilisinden ayrılınca yapmıştı bunu.

Annem bundan yedi yıl önce ben on sekiz yaşındayken kanserden öldü. İki yıl sonra babam kalp krizi geçirdi.

Ben ise onların ölümlerini biliyordum. Hepsinin geleceğini biliyordum. Bu lanetli yeteneği ilk hatırlayışım çocukken beraber oynadığım arkadaşıma 20 yaşında öleceğini söylememe denk geliyor.

O zamanlar arkadaşım bunu bir oyun sanmıştı kuşkusuz. Fakat hakikaten de 20 yaşındayken motosiklet kazası geçirip öldüğünde ben bu yeteneğimin çoktan farkına varmıştım zaten.

Burak'ın öleceğini anneme söylediğim için sağlam bir tokat yediğimi de hatırlıyorum. Burak intihar ettiğinde annem sanki onu ben öldürmüşüm gibi günlerce benimle konuşmamıştı.

Büyüdükçe bu yeteneğimin sadece insanların ölümlerini görmemle sınırlı olmadığını anladım.

Açıkça insanların geleceklerini görebiliyordum. Benim yerimde bir başkası olsaydı bunu fırsata çevirebilirdi ama ben bu gücümden rahatsızdım. Çünkü özellikle insanların yüzüne fazla odaklanıp geleceklerini okuduğumda geceleri uyuyamıyordum. Kırmızı elbisesi olan bir kadının siluetini görüyordum rüyamda.

Aslında tam olarak da rüya değildi. Uykuyla uyanıklık arasında bir yerde oluyordum.

Bu olmaya başladığında çocuktum ve anneme anlattığımda çok telaşlandı ve klasik yöntemlerden biri olarak beni sağdan soldan bulduğu bir hocaya götürdü.

Götürdüğü hoca kısa beyaz sakalları ve sürekli gülümseyen yüzü ile sevimli bir adamdı. Annemden para da almadı.

Koruyucu duaları okuduktan sonra bizi gönderdi ama kırmızı saçlı kadın gelmeye devam etti. Bana hiçbir şey yapmıyordu o kadın ama yapmak istiyordu. Sanki bir şeyler onu engelliyormuş gibi çekingen gözlerle bakıyordu bana.

Biraz daha büyüdüğümde ondan korkmamaya başladım. Benim için sıradan biriydi. Nasılsa bana hiçbir zararı dokunmuyordu. Hatta öyle ki artık oda arkadaşı gibi bir şey olmuştuk.

Üniversitede herkesin okuyup da işsiz kaldığı İşletmeyi bitirdikten sonra yine tüm işsizlerin son umudu olan giyim mağazalarının birinde satış danışmanı olarak çalışmaya başladım.

Bir süre sonra bunun da beyhude olduğuna karar verdim çünkü ailemden bana kalan üç evle çalışmama aslında gerek yoktu.

Ben de kendimi yıprattığım bu işten ayrıldım.

Üniversitede edindiğim tek arkadaş olan hatta hayatım boyunca edindiğim tek arkadaş olan Çiğdem, benim aksime bir şirkette finans uzmanı olarak çalışıyordu.

Çiğdem, hayatımda benim gerçek doğamı bilen tek kişiydi. Yani her şeyi biliyordu. İnsanların geleceğini görebilme gücümü, kırmızı elbiseli kadını.

Hatta çoğu zaman bende kalırdı ve kırmızı elbiseli kadını görmeye çalışırdı.

"Burçin!"

"Hı?"

"Şu an burada mı kırmızı elbiseli kadın?"

Uykudan gözlerimi zar zor açarak cevap veriyordum.

Bir Şamanın RuhuHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin