22 » HATA

4.7K 314 114

Multide Atlas var ^^

--

Tripli bir şekilde yeniden öğürdüğümde omzumun arkasında bir gölge farkettim.

"Ne o gidemedin mi?" dedim ona dönme gereğinde bulunmadan, iğneleyici bir sesle ona dokundurma yaparken.

"Ya tamam, seni zaten bırakmayacaktım burada, sadece kenarda bekleyecektim ben." He-he eminim öyledir.

"Parmak at bari." Gözlerimi irileştirip ona döndüm. "Ha?"

"Kusman için diyorum." Hee, öyle desene be . Yanlış anlaşılıyor olum. Tövbest. Aklım fesat ne yaparsın.

"Eğer istifra edemezsen hastaneye gitmemiz gerekecek."

"O niye?" diye sordum dizlerimin üzerinde otururken kıpırdanarak.

"Mideni yıkamaları için." Yüzümü ekşilttim.

**

Lan varya, ucuz atlatmıştım ha. İstifra etmeyi başarmış, hastaneye gitmekten kıl payı kurtulmuştum. Odun Atlas'ımız, bir düşünceli olmuştu ki, neredeyse dudağımı uçuklatacaktı. Defalarca iyi olup olmadığımı sormuştu ve hastaneye götürmek için zorlamıştı ama tabii ki kabul etmemiştim.

Hastane kokusunu sevmiyorum da.

Odaya gelmiştik. Eh tabii ki kara fattik var mı diye Atlas'a etrafı dip köşe arattırmıştım , neyse ki eve baskın yapmamışlardı.

Ilık bir duş alıp çıkmıştım ve şimdi de Atlas duş alıyordu.

Su sesleri kulaklarıma dolarken ıslak saçlarımı tarama gibi bir gereksinim duymadan tepeden topuz yapıp yatağa yıkıldım. Çok üşengecim kahretsin, keşke ölsem.

Yatağa yatmamla aklıma ilk gelen, Atlas'ın bugünkü davranışları olurken hızla dolmaya başlayan gözlerimi elimin tersiyle sertçe sildim.

Belki de yarın buradan gitmeliydim.

Bunun için bana alınır mıydı?

Ben buraya bir umutla gelmiştim ama tüm umudum bugün yıkılmıştı. Sadece bu kötü hissettiriyordu ve yapmacık davranışlar sergilememe yol açıyordu.

Ben böyle olmayı sevmiyordum ki. Ben her şeye gülebilmesini bilen biriydim ve şimdi bunu düşünüp kendimi üzüyordum. Çok aptalım, cidden keşke ölsem.

Banyo kapısı aralandığında hızla gözlerimi yumup uyuyor taklidi yaptım. Muhtemelen gözlerim kızarmıştı ve Atlas bunu farkedip sorduğunda kendimi tutamayıp ağlayacaktım. Bu olsun istemiyordum.

Adım sesleri gittikçe yaklaşırken yatakta bir sarsıntı hissettim. Tepkisiz kalmak için büyük bir çaba sarfederken, Atlas'ın o boğuk , dingin sesini kulaklarımda işittim. "Su, uyumadığını biliyorum."

"Hiç iyi bir oyuncu değilsin." diye eklediğinde yanağımın içini ısırıp yavaşça gözlerimi araladım. Tabii kendi içimden kendime küfürler savurmayı da ihmal etmemiştim.

Ne beceriksizim ya, keşke ölsem.

Tamam, ben cidden depresif moduna girmiş bulunmaktayım. Tam anlamıyla.

Islak saçlarından firar eden damla önce şakağına, ardından elmacık kemiğini teğet geçerek yanağına doğru süzüldüğünde sertçe yutkundum. Su damlası yanağından çenesine son süratle akıp oradan da boynuna yönelerek yolunu çizdi ve köprücük kemiklerini hızla geçerek siyah tişörtüne karışıp yok oldu . Nefes nasıl alınıyordu ya?

"Su, bugün olanlar için üzgünüm." Hipnoza uğrayan bedenimi başımı iki yana sallayıp bir reaksiyonda bulunarak bu durumumdan kurtulabildim.

"Unuttum bile." dedim omzumu silkerek. Yalancı. Bunun üzerine dudakları yavaşça yukarı kıvrılırken keyifle gülümsedi. "Diyorsun?"

"Diyorum." Tereddüt etmeden yanıtladım onu.

Başını belli belirsiz sallayıp yanıma yattı. "O zaman gönül rahatlığıyla uyuyabilirim." Beni kendine ani şekilde çektiğinde nefesim tekledi. Göğsüne başımı yaslayıp onun vücut sıcaklığının benim vücuduma işlemesine izin verdim.

"İyi geceler Su."

İç çekip başımı iyice göğsüne gömdüm ve, "İyi geceler Atlas." deyip gözlerimi yumdum. Neden bana bu kadar huzur veriyordu ki? Onun yanındayken, ona bu kadar yakınken bu kadar rahat olabilmem nasıl mümkün olabiliyordu?

Onunla birlikte uyuyacağımı tahmin etmemiştim. İstekli görünmek istemediğimden dolayı geldiğimiz zaman sırayla uyuyacağımızı söylemiştim. Ama bir de şuanki halimize bakın. Elleri belime dolanık bir şekilde ve benim göğsüm onun kaslı göğüslerine dayalı bir biçimde ve ayaklarımız birbiririne oynattığımız an değecek kadar yakın ve kulaklarımın altında çırpınan kalbinin melodik sesini duyabiliyorum ve ve ve...

Huzurlu hissediyorum, sadece onun kollarında olmak fazla mutlu hissettiriyor...

"Su?" Bana seslenmesiyle irkildim ve kollarında istemsizce titredim. "Şşh korkma, uyumuş muydun ya üzgünüm ben şey-" Sözünü yarıda kesti ve derin bir nefes aldı. "Uyumana devam et Su." Onun bu sıkıntılı çıkan sesi tabii ki gözlerimi aralamama neden oldu. Başımı göğsünde kaydırarak ona aşağıdan baktığımda gözlerimiz çakıştı. Bu da, zaten bana bakıyor olduğunun kanıtıydı.

"Bir şey mi oldu?" diye sordum kısık sesimle. "İyi geceler öpücüğü isteyecektim ama boşver." dedi omzunu silkerek. Bu haline kıkırdadım.

Göğsünden destek alarak doğruldum ve onu öpmek için yanağına eğildim. "Ama bir tane ye-" derken başını çevirdiğinde dudaklarımız birbirine çarptı ve benim içimdeki tüm hayvanlar devreye girip filleri de uyandırdı. Allah'ım!

Beni öpmesini istiyorum, beni öpsün istiyorum!

Ellerim göğsü üzerindeyken öyle put gibi duruyordum. Gözlerimiz birbirine odaklıydı ve sanki şuanda zaman durmuştu. Zaman kavramını yitirmiş gibiydim ve yanıyordum.

Üstelik sadece dudakları benimkilere değmiş bir vaziyetteyken.

Dudaklarım alev almıştı.

Beni öpmesini beklemeye bir son verip kendimi geri çektim. Ne de olsa o geri çekilecekti, ne de olsa beni öpmeyecekti ve bu da tamamen yanlışlıkla olmuştu. Onun ilk geri çekilmesindense benim çekilmem beni daha az kırardı.

Yanağına öpücük kondurdum ve yataktan çıkıp ona arkamı döndüm. "B-ben biraz hava alacağım." Üzerimdeki geceliklerime aldırış etmeden kapıyı açıp dışarı çıktım ve arkamdan yavaşça geri çekip kapattım.

Yanlış olan neydi? Arkadaş olmamız mı? Benden bu yüzden mi hoşlanmıyordu? Yoksa gerçekten hoşlabileceği biri değil miydim? Neden beni sadece arkadaş olarak görmek zorundaydı ki? İnsan hiç bir zaman kime aşık olabileceğini seçemiyordu.

 Ve bakın hatam beni nerelere kadar sürüklemişti...

-----------

Sürpriiiiiiiiiz :D Aiy çok mutlu oldum 42bin olduuuk. Bunun şerefine bölüm yazmak istediiim, bilmiyorum güzel oldu mu? Umarım beğenirsiniz yavv. Bol bol oy ve yorum isteriiim. Beni o güzel yorumlarınızdan mahrum bırakmayıın nağlır :D Öpüyoruum gıdılarınızdan :D

AFİLLİ SAÇLARWhere stories live. Discover now