19 » MISIR

5.4K 294 46

Multideki Atlas ^^

--

Yemek faslımız bitmiş, sahile gelmiştik. Kesinlikle size Atlas'ın aksanlı geğiriklerinden bahsetmeyeceğim, hatta konuşurken geğirme gibi daha bir çok değişik fantezilerinden de. Çünkü şuanlık konumuz bu değil.

Ve tabii ki, benim Atlas'ın yüzüne eğilip ' Holoskooooğ ' diyerek nefesimi üflememi es geçmek istemiyorum. Ay çocuğun burnunun direği kırıldı.

Az önce konumuz bu değil derken, ciddiydim, şimdi ki konumuz ne biliyor musunuz? Gecenin bir yarısı denize girmek! Ah-ha-ha!

"Gece gece denize girilir mi ya!" Soğuk kumları ayaklarımla iteleyerek ilerlerken Atlas durakladı ve bana döndü. Aramızda bir kaç adımla doldurabileceğim bir mesafe vardı.

"Geceleri deniz ılık olur Su." dedi bilmişçe. "Hem de daha temiz." eklediğinde gözlerimi devirdim. Ama çaydanlığı devirir gibi devirdim. Of çok kuulum kahretsin!

Götünden element uyduruyor. Ay aman çocuğa da kızmamak lazım şimdi, sonuçta birlikte girmemiz için teklif sunuyor yane. "Durum öyle olsaydı herkes gece denize girmeyi tercih ederdi Atlas, bak bakayım denize bu saatte giren var mı?"

"Normalde olurdu ama bugünlük, benim şansımdan mıdır bilinmez, yok Su." dedi sırıtarak. Gözlerimi kararlılıkla kıstım ve elimi belime koydum. "Bu da palavra attığının göstergesi oluyor." dedim lafı yapıştırarak.

"Yoo, bu onların aptallığı oluyor." Of, padişah konuştu dağılın.

"Hadi Su, hadi!" Başımı iki yana salladım. "Ya gece gece denize mi girilirmiş Atlas, banane ya." Omzumu silkip mızmızlandığımda gözlerini içtenlikle devirdi. "Gerçekten geceleri daha mı sıcak oluyor be?" diye sordum göz ucuyla ona bakarken. "Evet." diye beni yanıtladı. "Bence uyduruyorsun, nereden uydurdun ki bunu şimdi?"

"Cidden öyle , uydurmadım." dedi ciddiyetle. "Bu durumu değiştirmiyor, girmeyeceğim."

"Korkak." dedi sırıtarak. Bu dediğiyle birlikte gözlerimi irileştirdim. "Sensin korkak!" diye cırladığımda bir adım geriledi. "Kimin korkak olduğu gayet belli oluyor." Ona oflayıp arkamı döndüm. Ardından rüzgarın etkisiyle dalgalanan dipsiz denizin güzelliğine baktım. Girebilir miyim lan?

Kalite kontrol yapabilirdim. Yani doğru söyleyip söylemediğini bu durumda anlamış olacaktım.

Sendeleyen adımlarım eşliğinde ilerledim ve deniz kenarına vardığım an bekledim. Dalgalar kuma batan ayağıma çarptığında içimden ufak bir ürperti geçti, ama rüzgarın ılıklığı kadar su da ılımandı. "Morardığını görür gibiyim Su." Atlas'ın keyifli ama bir o kadar da iğneleyici çıkan sesine aldırış etmedim.

"Yalnız bu kıyafetlerle girersek, geri çıktığımızda buz kütlesine döneriz, biliyorsun değil mi?" Ona arkamı dönmeden sorduğumda elimde tuttuğum ayakkabılarımı sallandırdım. Dalgalar bir kez daha ayaklarıma çarpmıştı, fakat bu defa daha hızlı ve sert bir şekilde çarptığından dolayı bacaklarıma kadar sıçramıştı.

"Ben eve gidip havlu alırım hemen." Atlas oldukça rahat bir şekilde beni yanıtladı. Bu da bir kaçış yolu olmadığından ofladım. Korkmuyorum canım. Sadece... karanlık işte... Ve ıhmm Köpek balığı ya da katil balina karaya vurur da beni yerse... Abi beni yemezler de Atlas'ı yerlerse ben hepten isyana kalkışırım. Ay! Düşünsenize. 'Şok şok şok, Karaya vuran katil balina Atlas adındaki meteor, taş, kaya bir orangutanı yalayıp yuttu, ondan geriye eser kalan Su, denizin suyuna akıp karıştı.' Haber anlayışım ve ben...

"Eee ne diyorsun?" Düşüncelerimden sıyrılmamı sağlayan kişiye döndüğümde sırıtıyordu. Ellerini ceplerine soktu ve omuzlarını dikleştirip ayak parmakları üzerinde sallandı. O ayakkabılarıylaydı.

İnce ama dolgun dudaklarını yavaşça aralayıp ağır bir tavırla dilini dudakları arasında gezindirdi. Dudaklarını ıslatmasıyla sertçe yutkunmam bir olmuştu. Hayveaan! Ben ölem diye yapıyor bunu. Yere yıqılayım ve dalgalarda beni alıp götürsün diye yapıyor.

Mavi gözleri gecenin bu karanlığına rağmen net bir şekilde parlıyorlarken cevabını beklercesine kaşlarını havalandırmıştı. Gözleri, sorgularcasına suratımda geziniyordu. Benim gözlerim de onun mükemmel yüz hatlarını incelemekle meşguldü.

"Bence ne yapalım biliyor musun?" diye başladığımda bana dikkat kesildi ve diyeceğimi bekledi. "Bence sen gir, yani çok istiyorsan. Ben de seni burada bekleyeyim. Tabii zatürre olmaman için eve gidip havlu alabilirim. Ama benimle gelmek zorundasın çünkü kara fattik bizim odaya baskın yapmış olabilir ve hiç yetmiyormuş gibi sülalesini çağırmış, eve pusu kurmuş ve bizi indirmek için bekliyor olabilirler, beni koruman lazım."

"Saçmalamayı kes bir önce." dedi sertçe. "Girmek istiyorum ve sen de gireceksin."

"Anca beraber kanca beraber." diye ilave ettiğinde ufladım. "Zorunda mıyaaam?"

"Hadi gidelim ve havluları alalım." dediğinde dudaklarımı büzüp küçük Emrah moduna girdim. Gelmişem dağlara taşlara, ermişem muradıma . Yok ben Atlas'ıma erdim. Eremedim. Aramızda mesafeler var, görünmeyen mesafeler. Yıkhamıyore .

Ben de bu azim olduktan sonra yıkhacağım! Türkçe'yi katlediyorum resmen ya, neden ben? WHY!

"Evde kara fattik varsa, o evde uyumam ben bilesin ha. Demedi deme sonra." Atlas ile pansiyona doğru yöneldiğimizde sessizliği bozdum. Banane abi, o evde kara fattik varsa ben yokum yani, bu kadar basit.

Bir amıca gördüğümde Atlas'ı dürtükleyip "Atlaaaaağs" diye anırdım. Çocuğun kulak gitti. Sağır olmadıysa ben de Su değilim. Kulağının böcüğünü öldürdüm. Yaşasın kötülük. Yaşasın götlük!

"Atlas bak amıca mısır satıyooor!" Mis gibi de koktu bak şimdi. Zalimin oqlu açtı kapağı tabii.

"Eee ne yapayım Su?" Vay arkadaş. Yanımda ayaklı odun yürüyor . Ben de bunu yanımda gezdiriyorum. Tüh kalıbına senin. Sıfatını süpürge gibi süpürdüğümün çocuğu ya.

"Al miselaaa!" Misal ve meselanın karışımından oluşan orjinal lafımı ortaya koyduğumda Atlas öyle mal gibi kaldı.

Atlas şok.

Atlas iptal.

Atlas wefad.

'Para mı var amıha kodumun gızı' bakışları atıp yürümeye devam etti. Yıqıldım. Kemerlere geliyoz para yok, para var ama yok. Yani pinti köpek. Mısır kaç para lan! Kaç para! Alsan nolcaktı! Centilmenlik yapsan ne olacaktı!

----

Merhaböğöğöğ :D Nassınız luan adasd saat 11 olmadan yetiştirdim, çok dakikim çok adsdda Aiyyyy 35 bin olmuşuuuz yerim beee çok teşekkür ederim ciddenn. Yarın bayraam. Bayramınız mübarek olsuuuun, hepinizin bayramını kutlarım şimdideeen. Umarım bölümü beğenirsiniz, bir kısmını okulda yazmıştım, onu geçirdim ve eklemeler yapıp bitirdim. 18. bölüme gelen oy ve yorumlarınız için çok teşekkürler. Yorumları arttırma ihtimaliniz var mı ki be? Valla çok sevinirim bol bol yorum yaparsanııız. Gelecek bölümde görüşürüük yavrumlar ^^

AFİLLİ SAÇLARBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!