30. Bölüm ~İŞLER DEĞİŞİYOR~

579 52 26

Asu Lina'dan..

Barış'ların evindeki bol öpücüklü yemekten sonra Berkan'lar ile parkta buluşma kararı almıştık. Üzerimi giyinip saçlarımı yaptım ve aşağı indim. Annemler de salonda oturuyorlardı. Salona kafamı uzatıp '' Ben çıkıyorum millet. Hadi Allah'a emanet.''dedim ve kafamı geri çekiyordum ki klasik soru yağmuruna tutuldum. Abim ''Nereye gidiyorsun hayırsız az evde otur da yüzünü görelim.'' dedi ama hafif bir ima sezmiştim ses tonundan. Annem '' Nereye gidiyorsun kızım? Otursana bizimle.'' demişti beni düşünürcesine. ''Kızlarla buluşucaz başka zaman oturum.'' deyip direk tüğdüm evden. Yolda giderken Kumsal'la karşılaşmıştık. Birlikte konuşa konuşa parka gitdiyorduk. Parka girdiğimizde herkes tam kadro buradaydı. Berkan'lardan Ece yoktu sadece. Herkesle selamlaştıktan sonra Alesya ve Kumsal dün hakkında konuşmaya başladılar. Gülüşürken Berkan '' Size bir şey söylememiz gerekiyor.'' diyerek bölmüştü. Direk meraklı meraklı sorularımızı yönelttiğimizde '' Ece size gösterecek.'' demişti Miraç. Ne gösterecekti ki? İyice meraklanmaya başlamışdım. Şuan Kumsal gibiydim meraktan çatlayacaktım. Eş zamanlı olarak Ece parka girdi. Elinde laptop çantası vardı. Çantayı görünce daha da çok meraklanmaya başladım. '' Selam millet!'' diyerek banklardan birine oturdu. Hala meraklı gözlerle ona bakıyorduk. Hepimizde teker teker gözünü gezdirip ''Yav bakmayın öyle.'' deyip çantanın fermuarını açmaya başladı. Dikkatle onu izlerken ''HİİHH!! Pamuk şeker!'' diye böğüren Alesya'yla ortamdaki tüm gerilim yerle bir olmuştu. Aynı zamanda da yerinden kalkıp koşmaya başlamıştı. Karşıdaki pamuk şekerciye doğru koşuyordu. O gidince Araf da arkasından gitti. Onlar gidince Ece de çantayı açmamıştı. Aradan kısa bir süre geçtikten sonra Alesya 2 tane pamuk şekerle geri döndüğünde tekrar gözler Ece'ye dönmüştü. Daha da meraklanmaya başlamıştım. Kumsal da zor duruyordu kendini. Eyer biraz daha böyle devam ederse Kumsal patlardı. ''Ya hadi ne göstereceksin?'' deyip yerinde dikeldi. Sıkılmış bir şekilde oflarken Ece'nin telefonu bir anda çaldı. ''Efendim Kerem. -Hayırdır noldu? -Tamam yarım saate ordayım.'' deyip endişeli bir şekilde çantayı da aldı ve kalktı. Hepimiz hayal kırıklığıyla çantaya bakıyorduk. Ece '' Kızlar kusura bakmayın benim acil gitmem gerekiyor. Başka zaman gösteririm ben size. Haydi görüşürüz.'' deyip kısa sürede gözden kayboldu. Arkasında ise 4 adet Küçük Emrah bırakmıştı. ''Yaa ben çatlarım ama.'' deyip küçük çocuk gibi bakmaya başladı Kumsal. Bizde de aynı durum vardı. Meraktan çatlıyorduk ama yapacak bir şey yoktu. Ece'nin gidişini izlerken Alesya'nın ''Ya öküz müsün ya!?" diye bağırmasıyla gözler ona döndü. Asena, Alesya'nın pamuk şekerine saldırmıştı. Resmen avuçlamıştı pamuk şekeri. Asena keyifle pamuk şekerini yerken bu sefer Alesya Küçük Emrah moodundaydı. Asena da piç gibi sırıtıyordu. Onların haline gülerken. Geldiğimizden beri sessiz olan Oktay'ın telefonu çaldı. "Efendim abi. -Yok abi olmadı o iş. -Zamanı gelince olacak abi. -Bir sıkıntı mı var? -Tamam abi hemen geliyoruz biz." Deyip telefonu tekrar cebine koydu. Berkan'a işaret edip onun da kalkmasına sebep oldu. Kendi aralarında konuştuktan sonra Berkan "Kızlar bizim bir işimiz çıktı. Acil gitmemiz gerek." diyerek geldi ve bana sarıldı. "Görüşürüz Asu." dedi ve hızla ayrıldılar yanımızdan. Hep beraber parktan toz oldular. Bana mı sarılmıştı o? Allaaahhh! Ay utandım. Şaşkın şaşkın Asena'nın yanına oturdum. Elinde son bir lokma pamuk şeker kalmıştı. Tam ağzına sokuyordu ki... Üstün becerilerimle şekeri benim ağzıma sokmasını sağladım. Ben at gibi sırıtırken kafamdan gelen 'Şap!' sesiyle kafam Asena'ya döndü. "Ulan Allah seni kahretmesin. Ne vuruyorsun köpek?" Bir tane de ben yapıştırdım. Sonra bir tane daha 'şap' sesi. Bu sefer acı yanağımdaydı. Ben ona vururyordum, o da bana. Arada bir kısır döngü oluşmuştu. Tabi biz bir birimize vururken Kumsal'la Alesya rahat durur mu? "Açılın laann!" Diyerek Allah ne verdiyse vurmaya başladılar. Ortaya karışırık vuruyorlardı bize. Biz ne yapıyoruz ya? '' Lan biz ne yapıyoruz anasını satayım? Durun lan!" deyip kaosun içinden çıktım. Ben çıkınca onlar da durmuştu. Kısa bir sessizliğin ardından psikopat gibi gülmeye başladık. Durup durup tekrar gülüyorduk. Kumsal zar zor gülüşünü durdurup "Allah bizi kahretmesin ne gülüp duruyoruz lan?" Deyip tekrar gülmeye başladı. Kısa bir süre gülüp tekrar durdurduk kendimizi. Asena "Hadi bir daha." Deyip tekrar hepimizi gülmeye davet etti. Bu sefer haykıra haykıra gülüyorduk. Bu sefer gülüşümüzü Asena'nın çalan telefonu durdurdu. Zar zor kendini durdurup açtı telefonu. "Efendim Duhan. -Kızlarla parkta oturuyoruz. -Benim evin aşağı sokağında. -Ne zamana gelirsin? -Tamam. Hadi görüşürüz." Deyip kapattı. Ardından bize döndü. Telefonu cebine koyduktan sonra "Kızlar Duhan geliyor. Evde sıkılmış." dedi."Oohh! Şenlik var desenize." deyip güldü Kumsal. Tabi ki biz eksik kalır mıyız? Biz de gülerken yine bir gülme senfonisi oluştu. Aklıma gelen fikirle gülmemi kestim. "Hadi alışveriş merkezine gidelim." deyip hevesle kızlara döndüm. "Aa! Evet Duhan gelsin de gidelim."dedi Alesya da. "Gidelim de size bir sürprizim var." deyip kaşlarımı bir aşağı bir yukarı oynatmaya başladım. Aynı zamanda da sırıtıyordum. "Yine kim bilir ne boklar olanların." dedi Asena. "Gidince görürsün bebeğim. " deyip öpücük attım. Bu sırada da parkın sokağına nereden görsek tanıyacağımız Duhan'ın arabası girdi. Biz de parkın dışına çıktık. Arabayı hemen önümüzde durdurup "Şşt! Atlayın bakalım güzellikler." deyip seksi gözlüklerini taktı. Yakışıklıydı ve bir de puşt. Her kızın düşeceği bir tipi vardı. Ama bize sökmeeezz!! Hem ben birine düştüm zaten. O kişi kim mi? Hıhıhıhıhıı o da bana kalsın. Fazla beklemeden direk arabaya bindik ve ilerlemeye başladık. Kısa bir sessizliğin ardından Kumsal "Hayırdır hangi rüzgar attı seni buraya?" dedi Duhan'ı kastederek. Dikiz aynasından bir bakış atıp "Şey ya öylesine sizi göreyim dedim." deyip umursamıyormuş gibi aynaları kontrol edip tekrar yola döndü. "Kusura bakma Duhancım ama yalan söylediğin her halinden belli." dedim. Çünkü yalan söylüyordu ve bu her yerden belliydi. "Ulan Asu sen de az detaycı değilsin ha." dedi şaşkınlık içerisinde. "Ben öyleyim oğlum. Benden kaçmaz hiç bir şey." dedim bilmiş bir şekilde. "Ya geçen bir lavuk geldi okula. Yeni gelmiş. Bir kızla takılıyorum ben de. Geldi yanımıza işte kızın yüzüne falan dokunuyor 'Nasılsın' falan dedi. Ben de kalktım dedim 'sen nasıl benim yanımdaki kıza dokunursun. ' dedim çaktım kafayı çocuğun burnuna."dedi. Anlatırken o kadar hırslı anlatıyordu ki tekrar sinirlenmişti. Terlemişti bile. "Ee sonra ne oldu?" Bunu soran kişiyi tabi ki de söylemiyorum. Çünkü biliyorsunuz. "Sonra işte müdür yardımcısı, nöbetçi öğretmen falan geldi. Tuttu ikimizi aldı müdürün odasına. Konuştular falan bizle. 10 gün uzaklaştırmayı kitlediler bize. Ulan zaten devamsızlığı fullemişim bir de bana uzaklaştırma veriyorlar. Sınıfta kalacam anasını satayım."dedi ve biraz soluklandı. "Gerizekalı sen de niye devamsızlık yapıyorsun? Sanki sınırsız devamsızlık hakkın var?" deyip Duhan'ın kafasına bir şaplak geçirdi Alesya. Çıkan sesle beraber hepimizi yine bir gülme almıştı. Duhan daha fazla gülmemize dayanamayıp kulağının tekini eliyle kapattı. Diğer eliyle de direksiyonu tutuyordu. Zorlanıyordu tutarken. Biraz daha gülersek canımızı tehlikeye sokacaktık. Kendimizi iyice tehlikeye sokmamak için gülmemizi kestik. "Allah belanızı vermesin sizin. Ya bu nasıl gülüş Allah'ım kaydımı niye aldırdım ki ben? Hergün bunların gülüşünü duyucam şimdi. Lanet girsin." Lafını bitirir bitirmez hepimizin ağzından "Ne!" Ünlemi çıktı. "Lan sen kaydını mı aldırdın?" diye sordu Asena. "Hee aldırdım. Hem de nereye biliyor musunuz?" deyip sırıtmaya başladı. Al işte! "Nereye aldırdın? Hiç sorasım gelmedi ama neyse."dedi Alesya. "Tabi ki de sizin okula."deyip tekrar bir sırıtış yolladı. "Allah seni kahretmesin. Ne işin var lan senin bizim okulda?"dedi Kumsal. "Ya başka okul yoktu. Ben de sizin okula geleyim dedim. Kötü mü ettim ya?"deyip bize döndü. Bu sırada alışveriş merkezine de gelmiştik. Otoparka giriş için bilet sırasındaydık. "Hı hı çok iyi yaptın. Allah çarpsın okulda bir rezillik falan yaparsan tanımam seni orda."dedim. Alesya da beni onaylayarak "Vallahi ben de tanımam." dedi. Bu sırada da otoparka girip arabayı park etmiştik. Teker teker arabadan indik. Direk alışveriş arabalarının koyulduğu yürüyen merdivenin ortasına bağdaş kurdum. Peşimden de Kumsal geldi. O da yanıma oturdu. Hemen telefonu çıkartıp meşhur boomeranglarımdan çekinmeye başladık. Tabi ki Duhan eksik kalır mı? Gelip bütün güzel boomeranglarımın içine etmişti. Kısa sürede alışveriş merkezine girmiştik. "Ee Asu hanım hani sürpriz?" dedi Asena. Sürprizi şuan yapmayacaktım. En son arabaya binmeden önce yapacaktım. "Sürpriz sonra bebeğim. Hadi burger'a gidelim." deyip öpücük attım ve önden önden burger'a yürümeye başladım. Acıktığımı hissediyordum zaten yemek yeyip biraz kızlarla gezmek vardı şuan aklımda. En son da sürprizi yapacaktım. İnşallah bozulmaz planımız. Burger'a geldikten sonra hepimiz aynı menüyü istedik. Bir masaya geçip oturduk. Bir kaç dakika içinde menüler de hazır olmuştu. Hemen alıp yemeye başladık. Son kalan hamburger lokmamı da ağzıma atarken sırtımdaki soğukluk ve ıslaklıkla gözlerim fal taşı gibi açıldı. Gözüm direk hayvan gibi anıran Alesya'ya gitti. Sırtıma kolasındaki buzu atmıştı. Tabi ki intikam almasak olmaz değil mi?
Kendi kolam zaten bitmişti. Elimi bardağın içine atıp bir kaç parça buz aldım. Aynı hareketi diğerleri de yapmıştı. Herkes kendine buz zulası yaptı. Bir anda herkes bir birine buz atmaya başladı. Benim tek odağım Alesya'ydı. İntikam için tek ona atıyordum. O da bana atıyordu. Aynı zamanda da gülüyorduk ve insanların hepsi bize bakıyordu. Çoğu kınayarak, bazısı da gülerek izliyordu. Elimdeki son buz parçasını da Duhan'ın tişörtünden içeri attım. Atmamla yerinde sıçrayıp mekan da dört dönmeye başladı. "Yav Allah seni kahretmesin ya. Napıyorsun sen acaba ya!?" İnleye inleye içindeki buzu almaya çalışıyordu. En sonunda buzu bulduğundan iki burger çalışanı gelmişti. "Merhaba efendim." demişlerdi çalışanlar. Neden geldikleri hakkında hiçbir fikrim yoktu. Kızlarla birbirimize baktıktan sonra "Merhaba, buyrun." dedim. "Müşterilerimize verdiğiniz rahatsızlıktan dolayı sizi dışarı almamız gerekiyor efendim." demişti.nDirek bir birimize baktık ve gülmeye başladık. Neden gülüyoruz onu da bilmiyorduk ya! Resmen Burger'dan kovulmuştuk ama yine de gülüyorduk. "Lütfen dışarı çıkar mısınız?"demişti görevli. Görevli'nin ikazıyla biraz da olsa ciddileşip mekanı terk ettik. Allah'tan iyice yemiştik de karnımızı doyurmuştuk. Burger'dan çıktıktan sonra karşıda bir kafe vardı. "Kafeye mi gitsek ya?" dedim ve kızlara döndüm. Alesya "Hayır ya. Yukarıda oyun aletleri var oraya gidelim."dedi hevesli bir şekilde. Güzel fikirdi. Bayadır eğlenmiyorduk. "Hadi yarış! Yürüyen merdivenlere gidip aşağı doğru inenle yukarı çıkıcaz. Hadi koşun bakalım Psikozlarım."dedim heyecanla. Daha önce bir çok kez yapmıştım bunu ve gerçekten çok eğlenceliydi. Benle beraber Kumsal da koşmaya başladı. Yürüyen merdivenlere geldiğimizde insanların merdiveni boşaltmasını bekledik. Herkes inince çıkmaya başladık. Hızlı hızlı koşuyordum. Kumsal da uçuşa geçmişti. Yan tarafta normal bir şekilde yukarı çıkan insanlar tip tip bize bakıyordu. Biz takıyor muyduk? Tabi ki hayır. Koştura koştura yukarı çıkmayı başarmıştım ama kazanan Kumsal olmuştu. Diğerleri de normal merdivenden çıkıp yanımıza geldiğinde oyuncakların olduğu yerlere gittik. Her birimiz 5'er bilet aldık. İlk önce korku tüneline binmeye karar verdik. Biraz korku iyi olabilirdi. Hepimiz yerimize oturduk. Tünele girdiğimizde etrafımızda bir sürü yaratık vardı ama bunlar korkunç değildi. Hatta kahkahalarla ilerliyorduk. Çok kısa bir tüneldi. Sürekli karşıma bir şey çıksın diye beklemiştim ama hiçbir şey çıkmamıştı. Çok sıkıcı bir tüneldi. Tünelden çıktıktan sonra Alesya'nın fikriyle uçan salıncaklara bindik. Dönerek uçuyordu. Çok güzeldi. Yanımda Kumsal oturuyordu. Hemen bir boomerang çekip storyme attım. Tabiki konumu etiketlemeyi unutmamıştım. Kumsal'ı da etiketlediğim için o da kendi storysine atmıştı. Salıncaklar durduğunda indik. Bu sefer pelerine binmeye karar verdik. Giriş için kartı geçirirken Kumsal'ın telefonu çalmaya başladı. Telefonu çıkartıp arayana baktı. Anında ofladı. Buradan arayanın Barış olduğunu anlayabiliyorduk. Meşgule atıp telefonunu sessize aldı. Hepimiz geçip yerimize oturduk ve dönmeye başladık. Eğlenceliydi. Kısa süre sonra pelerinden de indik. İner inmez bu sefer de Alesya'nın telefonu çaldı. "Efendim anne. -Hayır. Alışveriş merkezindeyiz. -İlla bugün gitmek zorunda mıyız? -Tamam gelirim 1,2 saate. -Hadi görüşürüz." deyip kapattı. Ardından bize döndü. "Kızlar akşam teyzemlere gidecekmişiz. Dönelim mi?" dedi. "Ne kadar zamanın var?" dedim çünkü sürpriz yapacaktım. Kolundaki saate bakıp "1-2 saat vaktim var." Dedi. Bu bizim için iyiydi. Sürprizi çok rahat bir şekilde halledebilirdik. "O zaman hadi sürprize gidelim." deyip önden önden ilerlemeye başladım. Ama herkes olduğu yerde duruyordu. Kumsal hariç o hemen peşimdeydi. "Lan hadisenize." deyip Kumsal'ın koluna girdim. Direk yürüyen merdivenlere geldik ve aşağı otoparka inmeye başladık. "Yav ne sürprizi yapacaksın? Sabahtan beri yapacam yapacam deyip duruyorsun." dedi Alesya bezmiş bir şekilde. "Ya hızlı yürüyün anlarsınız. Haydi haydi seri olalım lütfen."deyip biraz daha tempomu arttırdım. Arkamızdakiler de bize yetiştiler. Otoparka iner inmez telefonumu çıkartıp Tik Tok'u açtım. Meraklı gözlerle bana bakıyorlardı. "Söyleyeyim mi sürprizi?" deyip kızlara baktım. Duhan arabaya yaslanmış bize bakıyordu. "Söyle artık Allah aşkına." dedi Asena bıkmış bir şekilde. "Tik tok çekiceezz!" diye bağırdım. "Ne?"diye ilk tepki Alesya'dan gelmişti. "Ne ne? Tik tok çekicez işte."dedim ve her zaman aklımda olan şarkıyı aradım. Şarkı 'Aşkım baksana bana.' diye başlayan şarkıydı. "Şimdi kızlar plan şu:" deyip anlatmaya başladım. Bir kişi kamera önüne geçecekti ve biz de onu kendimize baktırtmaya çalışacaktık. "Şimdi kim geçecek kameranın karşısına?" deyip kızlara baktım ve çok heyecanlanmıştım. Kumsal ve Asena'nın hevesi vardı Ama Alesya için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Duhan zaten kendi telefonunda takılıyordu. "Ben geçerim."dedi Asena. Telefonu arabanın bir yerine sabitleyip Asena'yı telefonun karşısına koyduk. Hız ayarlamasını yapıp şarkıyı açtım. Teker teker çıkıp hareketlerimizi yapıyorduk. Son partta hepimiz değişik hareketler yapmaya başlamıştık ki kadraja 4 koca silüet girdi. Onların girmesiyle şarkı da bitmişti. Telefonu yerinden alıp gelen silüetlere döndüm. Yok artık! Burada da mı bizi buldular? Yok böyle bir şey Allah çarpsın. Hayır tamam konumlu hikaye atıyoruz da neden geliyorlar ki? "Ne işiniz var sizin burda?" diye sordu Alesya. "Pardon? Gezmek için geldik. Size mi soracaktık?" dedi Çağan normal bir tavırla. "Gezmek için bizim bulunduğumuz avm'ye gelmek de ne bileyim." dedim manalı bir şekilde. "Biz nereden bilelim kızım burada olduğunuzu?" dedi Ateş ama pot kırmıştı. Cebimden telefonu çıkartıp Instagrama girdim. Hikayeme bakanları açıp Ateş'in gördüğünü gösteren kısmı Ateş'e gösterdim. "Hikayemi görmüşsün Ateş." Dedim kendimi haklı çıkaran bir sırıtışla. Eliyle geçiştirir gibi yapıp "Her neyse işte. Siz ne yapıyorsunuz burda? Saçma sapan hareketler falan?"deyip güldü. Ardından Çağan devam etti. "Yoksa *ik*ok mu çekiyorsunuz lan?" dedi. ''*ik*ok ne lan? Tik Tok çekiyoruz. Şimdi gidebilirsiniz.'' deyip elimle 'geç' işareti yaptım. ''Bizle de çeksenize.'' deyip sırıtmaya başladı Ateş. Çüş! Piçizler ve Tik Tok çekmek? Aslında güzel fikir olabilirdi düşmanlarımızla bir hatıramız olurdu. Kızlara baktım 'Ne yapalım?' dercesine. ''Çeksek mi?'' dedi Kumsal kararsızca. '' Çekelim bakalım görelim Piçizler'in rezilliklerini. Kesin beceremez bunlar.'' dedi Asena gülerek. ''Niye beceremiyormuşuz? Çok da güzel yaparız.'' dedi Çağan kasıla kasıla. ''Hadi şarkı bulun o zaman.'' dedi Barlas. ''Şey çekelim mi? Buray-Deli Divane.'' dedi Alesya. ''Oo! Dişi Goril iyi dedi hadi ona çekelim.'' dedi Çağan hevesle. ''Tamam o zaman siz koreografiyi yapın.'' deyip şarkıyı ayarladım. '' Şimdi şarkının nakaratında giricez tamam mı?'' deyip ben de yerime geçtim. Telefonu yine aynı yerine koymuştum. Şarkı başladıktan sonra herkes hareketlerini yapmaya başlamıştı. Şarkının 'Ah onu istiyor gönül.' kısmında Barış'ın Kumsal'a bakarak söylediği tabi ki gözümden kaçmamıştı. Şarkı bittikten sonra hep birlikte videoyu izledik. Çok güzel olmuştu. Barış'ın Kumsal'dan başka hiçbir yere bakmaması hiç kimsenin gözünden kaçmamıştı. "Ulan Barış iyice aştın kendini. Bu ne lan gözünü malum kişiden bir ayırmamışsın." dedi Çağan ve pişmiş kelle gibi sırıtıyordu. Barış'ı utandırmıştı salak çocuk. İyi de yapmıştı ama olsun yine de salak. Psikozlara göre tüm Piçiz üyeleri salaktır. Şekil A örnek 1:Çağan. Barış Çağan'a dönüp ilk önce baktı. Sadece bakıyordu. Bize döndü. Ardından tekrar Çağan'a döndü ve işte beklenmeyen an. Otoparkta yankılanan bir 'Şap' sesi ve şaşkın gözlerle ona baktığımız Barış. Barış, Çağan'ın kafasına bir şaplak atmıştı ama öyle bir şaplak ki tüm otoparkta yankılandı. "Ananı avradını amel defterini kapattın it." deyip Çağan da Barış'ın kafasına vurdu. Allah'tan Barış sakin bir çocuktu da tekrar vurmadı. Tekrar videoya dönüp efektlerini yaptım ve paylaştım. "Kızlar haydi gidelim saat geçiyor." dedi Alesya acelesi olduğu için. Çekme işini bitirene kadar 1 saat geçmişti bile. "Gidelim o zaman." deyip arabaya bindim. Piçizlere görüşürüz deme gereksiniminde bulunmamıştım. Kızlar da bir şey demeden arabaya bindi. Duhan da geldiğimizden beri sesini çıkarmamıştı. Arabaya biner binmez arabayı çalıştırıp gazlamıştık. Kısa sürede Alesya'yı evine bırakıp biz de evlerimize dağıldık. Eve gider gitmez direk tiktoğa girdim. Videolar baya izlenme almıştı. Özellikle de piçizlerle çektiğimiz video rekor kırmıştı resmen. 100 bin izlenme 78 bin beğenme vardı. Telefonu bir kenara koyup banyoya girdim. Kısa bir duş alıp üzerimi giyindim. Acıkmıştım. Mutfağa indim. Annem mutfaktaydı. Dilek teyzeyle beraber yemek yapıyorlardı. Hemen ben de işin ucundan tuttum. Kısa sürede masa hazırdı. Abim de gelince yemeğimizi yedik. Çok hızlı bir şekilde yemeğimi yedim. Çünkü yorgunluktan ölüyordum. "Hadi size afiyet olsun." deyip bir hışımla masadan kalktım. Mutfaktan çıkacakken annem seslendi. "Nereye kızım 2 dakika yüzünü görseydik." dedi. "Anne çok yorgunum yarın görürsün yüzümü. Bir yere gitmeyeceğim." deyip yukarı çıktım. Çıkar çıkmaz kendimi yatağa atıp. Telefonumu aldım. İnstagram'a girdim. Bir sürü story vardı yine. Sadece yakın arkadaşlarımın storylerine bakıp kendi storylerimi kaç kişi görmüş diye baktım. Son kontrolleri yapıp telefonu şarja taktım. Saat daha anca 9 olmuştu. Ama çok uykum vardı. Telefonu sessize alıp kendimi yorganın altına soktum. Devamı rüyamda...

Sabah...

PSİKOZLARBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!