7.BÖLÜM "DERBİ"

441K 23.1K 16.1K
                                    

 Kuvars'ın telefon trafiği akşamın ilerleyen saatleriyle son bulurken, ben de mutfağın bir köşesinde payıma düşen işleri hızlıca yapmaya başladım. Bu sırada ellerim titriyor, arkama dönüp Kuvars'ın yeşillerine bakmak isteyen gözlerim önümdeki işe odaklanmakta zorluk çekiyordu. Hani okul sonunda annesine kavuşmayı bekleyen bir çocuk özlemiyle yalnız bir kadının şiirlerinden sızan aşk tezatlığı arasındaki duygu farkı gibiydi, bir yanım istekli, diğer yanım yılgın, bir umut çıkmayacak, sonucu biliyorsun diyordu. Üzerine bir de adama borçlanmaya devam ediyorsun, kendini acındırır gibi! Hâlbuki en korktuğum şey acınmak değil miydi?

Arada kalmışlık zihnimi kemirirken bir su almak için en üst raftaki bardaklara doğru uzandım, normalde bu raftaki bardakları tercih etmezdim ama. Boyumun kısalığı nedeniyle rafa ulaşamayan ellerime oflarken arkamda bir nefes hissedene kadar şansımı denedim.

Uzun parmaklar hemen uzanıp en üstteki bardaklardan birini kavrayıp önüme koyarken arkamdaki bedenin etkisiyle yığılmanın eşiğinde öylece duruverdim.

"Al bakalım," dedi bardağı bana doğru iterken. Eli belimi kavramıştı, eli bir ateş gibi belimi yakıyordu şu an! Bu anın gerçekliğine inanamıyordum!

Beni kendine döndürürken onun kokusunda gerçekliğe tutunmaya çalıştım.

"Birkaç doktor ayarladım, haftaya çarşambadan bir sonraki haftanın cumasına kadar gerekli tahliller, ardından da muayeneler yapılacak, Cemre."

Eli yüzüme gitti, sonra dokunmaya kıyamıyormuş gibi geri çekti, o bir saniyelik bir an bile ayaklarımı yerden kesti, belimdeki eli olmasaydı düşeceğimin sinyalini verdi bana.

Başımı sallayabildim zar zor.

"Merak etme," dedi karşımda dimdik dururken. "Sana ant içerim ki, gereken her neyse yapacağım senin için. "

Bu duygusallık silsilesi içerisinde ben diyecek tek söz bulamazken benden geriye çekildi. Diyecek bir iki sözü daha varmış gibi çenesi oynadı ama sonrasında vazgeçti.

"Teşekkür ederim. Çok borçluyum size karşı."

"Borç yok," dedi hemen ardından sertçe. "İkide bir de bana teşekkür edip edip durma." Bakışları karardı. "İki yıldır burada olmana rağmen nasıl gelip böyle bir konuyu benimle paylaşmadığını da anlayamıyorum zaten."

Edecek tek kelime bulamadım, gidip ne dememi bekliyordu, daha işaret dili bildiğini bile öğreneli birkaç gün olmuştu. Onu tanımıyordum, ona dair bildiğim tek şey sabah koşusunu kaçta yaptığı, yumurtasını nasıl sevdiği ve yemek öğünlerinin saatiydi. Bu Ahmet olayı olana kadar doğru düzgün konuşmuşluğumuz, vakit geçirmişliğimiz, bana halimi hatırımı sormuşluğu yoktu ki.. Uzak bir adamdı. Bir anda çıkıp "Kuvars Bey, bana tedavi yok diyorlar ama bir de siz bakar mısınız, belki bana yardımcı olabilirsiniz," mi diyecektim. Bunu yaptığım an kenara atıp üzerinde tepinerek çiğnediğim onurum büyük ihtimalle beni tamamen terk edecekti.

Eli burun kemerini sıkarken konuyu kendi değiştirdi.

"Maç başlamak üzere." Bunu gerçekten beklemiyordum, bir anda duyduğum bu cümleyle gözlerim irileşti ama gerçekten de bugün derbi vardı, Kuvars Demirhan'ın bir dakikasını bile kaçırmaktan imtina ettiği derbi...

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin