Alternatif Son

824 41 23
                                        

Yeterli bir son olmadığını anladım ve beni bu konuda uyaran insanlara çok teşekkür ediyorum. Bölüm yeniden düzenlendikten sonra tekrar yayınlanacaktır. Lütfen yorumlarınızı bana göndermeyi unutmayın.

İskelenin en uç noktasında, dalgaların yüzüme attığı su damlalarıyla kendime geldiğimi hissettim. Karaya çıkalı bir saat olmuştu ve üs neredeyse tamamen tahliye edilmişti. Her şey yarın yapılacak toplantıyla sona erecekti. Mikroçipler ve taşıyıcıları çoktan evlerine dönmüşlerdi. Aslında bu biraz hayal kırıklığına uğramama neden olmuştu. Bunca zaman birlikte savaştığım insanlar kaçarcasına benden uzaklaşmıştı.

"Ne zaman uyuyacaksın?" dedi Berk usulca yanıma yaklaşarak.

"Uykum geldiği zaman..."

Ona bakmadım. Hala beni engelleyen bir şey olduğunu hissediyordum. İçimde bir yerlerde ona karşı olan hislerimle çatışan başka bir şey var gibiydi.

"Ne zaman eski haline..." dedi ve duraksayıp başını öne eğerek konuşmaya devam etti. "Ne zaman rahatlayacak ve bizi düşüneceksin?"

Derin bir nefes aldım. Biz diye bir şeyden bahsetmek benim için şu an çok zordu. Hislerimin olduğunu asla inkar edemezdim ancak bu kadardı. Ona geri dönmem için yeterli bir sebep değildi. Ona baktığımda her şeyi hatırlıyordum. Yaptıkları, söyledikleri, iyi ve kötü her şeyi... Ama sorun olan kısmı kötü olanların ağır basmasıydı. En başta benliğimi kabul edemeyen biri beni sonrasında gerçekten anlayıp kabul edebilir miydi? Ya da ben yaptıklarını unutabilecek miydim?

"Açık konuşmak gerekirse: Bilmiyorum ve şu an istemiyorum. Senden uzak durmak ve sana koşmak arasında sürekli gidip geliyorum."

Bakışlarını önce benim gözlerime odakladı ve orada gördüğü ciddiyetten sonra yaşadığı hayal kırıklığıyla biraz önce baktığı yere geri döndü.

"O halde doğru olduğunu düşündüğün şeyi yap. Yanında olmam seni zorluyorsa yarın toplantıdan sonra gideceğim. Ancak şunu unutma; her şeye rağmen seni gerçekten sevdim. Sevmeye devam edeceğim ve belki klasik olacak ama seni bekleyeceğim."

Arkasını döndü ve otele doğru yürümeye başladı. İçimde savaşan taraflardan en çok yaralı olan onu engellemek için uzandı ancak tam o sırada bir ses ikinci bir hamle yapmamı engelledi.

"Çevrendeki herkese normal bir yaşam sürmesi için izin verdin ancak ona vermeyecek misin? Seninle olduğu sürece istediği hayatı yaşayamayacağını biliyorsun."

Çipin sesi damarlarımdaki kanın çekilmesine sebep olmuştu. Bunu beklemiyordum. Onun böyle bir tepki vermesi çok garipti.

Ama haklısın... Girdiğim ikilem yüzünden onun hayatını mahvetme hakkım yok. Eğer bir gün olur da ona geri dönmeyi seçersem bekleyerek geçirdiği yılların tüm suçu benim olacak ve belki bu yüzden hayatı boyunca pişmanlık hissedecek. Ona bunu yapamam. Ayrıca ona istediği aile hayatını veremem. Benim gibi biri asla normal bir hayat yaşayamaz.

"Son anda yetiştin çip."

"Aslında sayısal verilere bakılacak olursa..."

Gözlerimi bıkkınlıkla devirip lanet sayısal verilerini kendine saklamasını söyledim ve kalbimi sıkan yumruklara lanet okuyarak sahile baktım. Onu üzmeyi asla istememiştim ancak şimdi üzülmesi ömrü boyunca üzülmesinden iyiydi. Onsuzluğa alışmam gerekiyordu.

En azından bunu yapmaya çalışacaktım...

...

"Hazır mısın?" dedi Manuel gülümseyerek. Yüzü her zamanki gibi rahatlatıcıydı.

HACKER 2Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin