4.BÖLÜM "GEÇMİŞ"

535K 22.8K 19.9K
                                    

Instagram: hikayelerindeyasar

Bir eli sinirle ilkyardım çantasını açarken diğer eliyle son model telefonunu tutuyordu, karşıdan gelen konuşmaları dinlerken güzel kaşları çatılmıştı.

"Bak," dedi telefonunun karşısındaki kişiye. "O piçin ne kadar fazla ceza alabiliyorsa o kadarını almasını istiyorum, ne demek lan gün ortasında bir kadını dövmek!" Sinirli bir soluk alırken onun benim kuzenim Ahmet'ten bahsettiğini anladım. Maalesef Ahmet'i döve döve yere yığdıktan ve polis arabaları kapının önüne geldiğinden beri onun gözlerinin içine bakamıyordum. Benim yüzümden ne hallere düşüp rezil olmuştu. Polisler gelince onları çok rahat bertaraf edip suçlu olarak kuzenimin götürülmesini sağlamış sonra da kendi emri altındaki bir avukat ordusunu Ahmet'in bütün ömrünü karartmak için adliyeye göndermişti.

Yardım çantasından tentürdiyodu çıkarıp kapağını açarken telefondaki diğer kişiyi dinledi. Kuzenimin Kuvars Demirhan ile başa çıkmasının imkanı yoktu, hayır bütün bu olanları hak ettiğini çok iyi biliyordum ama yine de yıllarını bir hapishanede, dört duvar arasında geçirecek olması çok çok fazla geliyordu. Bir özür yeterdi bana, bir de artık vurmaması...

Kuvars elindeki şişeyi açıp pamuğa tentürdiyodu döktükten sonra geri kapadı. Pamuğu Ahmet vurduğu için patlayan dudağıma değdirirken acıyla olduğum yerde kımıldadım, çok şiddetli vurmuştu ve dudağıma sadece dokunulunca bile sızım sızım sızlıyordu.

Kuvars hızla pamuğu çekip gözlerini bir anlığına kapatıp geri açtıktan sonra sordu. "Acıttım mı?"

Başımla hayır işareti yaparken gözleri nihayet bir sürenin ardından benim dolu gözlerimle buluştu.

"Bana yalan söyleme."

Hala telefonda olduğu için karşı taraf bir şey söylemiş olacaktı k, "Sana demedim," dedi telefondaki sese. "Davayı hızlandırın, ben o kadar uzun bekleyemem, hemen ceza almasını sağlayın."

Ardından telefonu kapatıp hızla yanındaki masaya attıktan sonra bana doğru geri döndü. Defterim yanımda olmadığı için ona kuzenimden şikayetçi olmayacağımı nasıl söyleyebileceğimi bir süreliğine düşündüm, çünkü eğer bunu şimdi söylemezsem daha sonra söylememin bir anlamı olmayacaktı ve ondan sonrada amcam oğluna yaptıklarımı duyunca beni burada öldürecekti.

Eli çenemi tutarken bu sefer pamuğu yumuşacık bastırdı ve dudağımdaki patlağı temizledi, daha sonrasında parmak uçları dudaklarımda gezindi. Şimdi benim oturduğum koltuğun tam karşısındaki masada oturuyordu ve tamamen bana dönüktü.

Bu kalp atışlarımı hızlandırırken onun eli bu sefer yanağıma kaydı, sanki dokunmaya kıyamadığı kırılgan bir parçaymışım gibi öylece asılı kaldı. Gözleri tekrar kapanırken bu az öncekine oranla biraz daha uzun sürdü ve en sonunda açıldı o yeşil dünyalar.

O sırada ben hızla ayaklanıp kenarda köşeye bıraktığım küçük not defteri ve kalemlerden birini ararken Kuvars bana ne yaptığımı çözmeye çalışır gözlerle baktı. Nihayetinde bulup oturduğum yerime geri döndüğümde hızla yazmaya başladım ama elime dokunan elle başımı tekrar kaldırıp ara vermem gerekti.

"Bir süredir işaret dilini öğreniyorum," dedi. Ben şaşkınlıkla ona bakarken duraksadım. Niye ki diyesim geldi, her zamanki gibi sustum. Benim şaşkın bakışlarıma karşılık eli ensesindeki saçlara gitti, onları karıştırırken ben onun yüzünü incelemeye ve bir cevap aramaya devam ettim.

"İş hayatında gerekiyor, biliyorsun."

Başımı sallarken bu sefer işaret dilini kullandım, bu açıklama beni tatmin etmişti ama bu seferde nasıl anlatacağımı bilemedim.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin