Ce sera notre petit secret.

2.5K 159 65
                                    



Bu güzel bir şeyin başlangıcı olabilir
Bu yeni bir şeyin başlangıcı olabilir
Her şeyi kaybetmeye değer tek kişisin
Sen yeni bir şeyin başlangıcısın
/Ed Sheeran-This.

*****

Bahçemdeki çimenler, güneşin yakıcı sıcaklığından ötürü oldukça ısınmışlardı. O yüzden espadril ayakkabılarımı elime alarak, karşı komşumun bahçesine dek yalın ayakla yürümüştüm ve bu, tanrıya muhteşem gün için teşekkür etmeme neden olmuştu.

Jake, az ileride elinde tuttuğu bahçe hortumuyla, sıcaklıktan boğulan çimenleri suluyordu. Üzerine hemen hemen her zaman giydiği sıkıcı gömleklerinden birini giymiş, birkaç düğmeden daha fazlasını açık bırakmıştı ve bu mesafeden dahi vücudunun ne kadar dinç olduğunu görebiliyordum.
Bir anda parmaklarım, göğüsünün sıcaklığını hissetmek için çırpınmaya başladılar. Ayaklarımın altındaki sıcak çimler anında soğumuşlardı ve bunun garip hissettirdiğine emin olsamda, bu duygudan kopmak istemiyordum.

Beni görünce yüzündeki durgun ifade yerini daha huzurlu bir gülümsemeye bıraktı. "Derse geç kaldın."

"Sanırım düzenimi oturtamadım, üzgünüm. Arada okuldaki derslerime de yetişmem gerekiyor." Sanki öğretmeni karşısında mahcup olan küçük bir çocuk misali ensemi ovaladığımı görünce daha büyük ve samimi gülümsedi.

Ellerini belime koyarak beni eve doğru hareket ettirdiğinde, "bugün ders yok, beraber bir davete katılmamız gerekiyor." Demişti.

"Ne daveti ?" Omzuma inen askılılarımı bir kez daha kaldırdım. Bu Jake'in ilgisini çekmiş olacak ki, sözüne devam etmeden önce bir süre beni süzüp, yaptığım hareketleri adeta hafızasına kazıdı.

Dudaklarını yalayarak devam etti, "Arkadaşlarım olacak. Ve birkaç aile dostu... Yukarıda senin için bir elbise var."

Sevinçle yerimde zıpladım. Ardından hızla koşarak merdivenlere yöneldim ve hiç düşünmeden birer ikişer çıkarak, Jake'in odasına girdim.

*****

Elim yeniden kadifeye sürtündüğünde, başımı deri koltuğa daha fazla yaslayarak gözlerimi yumdum. Her şey olması gerekenden daha fazla toz pembeydi. Sanki bir anda üzerimizdeki kara bulutlar yerini güneşe bırakmış, bana istediğim aşkı son damlalarına dek vermişti. Evet, istediğim aşk buydu.

Jake, insanların sorularına cevap vermek zorunda olmadığımı söylemişti. O yüzden gelen tüm misafirlerin sadece ellerini sıkıyor, kim olduğuma dair sordukları iğneleyici soruları kibar bir şekilde geçiştiriyordum. Sonuç olarak buradaydım ve Jake'in itibarını düşürecek bir şey yapmak istemiyordum.

"Merhaba." dedi, arkamda duran kişi. Hızla ona dönmek için manevra yaptığımda, istemsizce çarpıştık ve bardağının içinde bulunan tüm içki beyaz gömleğiyle buluştu. Evet, birkaç dakika öncesine kadar Jake'i rezil edecek şeyler yapmayacağımı söylesemde, bu fazla uzun sürmemiş ve kendimi ele vermiştim.

Gömleği kırmızı büyük bir lekeyle kaplanan adamın yüzüne bakmadan gömleğinin eteklerini çekiştirdim. "Çok üzgünüm. İsterseniz yukarıdan temiz bir gömlek getirebilirim."

"Fena olmaz." Hayır, sesi tanıdık gelmiyordu. Fakat burnumun dibinde dolaşıp duran kokusunu neredeyse tanıyor gibiydim. O yüzden kafamı kaldırarak, karşımda gülümseyerek dikilen adama baktım. Ara ara beyazlayan siyah saçlarını tamamiyle geriye taramış, kusursuz görünmesi adına sakallarınıda büyük özenle tıraş ettirmişti. Burun deliklerime ulaşan losyon kokusu beni cezbetse de kafamı yeniden öne eğmeliydim.

"Beni takip edin."

*****

Jake'in odası her zamanki gibi loş ve sade gözüküyordu. Buraya en son gelişimde, henüz onun sınırları içerisinde değildim. Bu yüzden kendimi bir daha burada bulamayacağımı düşünmüş, kendime itiraf edemesem de bunun için içten içe üzülmüştüm.

Ancak yine buradaydım. Jake'in sınırları içerisinde.

"Burada bolca beyaz gömlek var," dolapta elime gelen, gayet normal duran bir beyaz gömleği aldım ve arkamda dikilen adama uzattım. Sanki buraya geldiğimizden beri benimle göz teması kurmaya çalışıyor gibiydi.

Gömleği ellerimin arasından aldığında, hiç beklemeden düğmelerini çözmeye başladı. Fakat ters giden bir şeylerin olması, kaçınılmazdı.

Jake odanın kapısını açtığında gördüğü manzarayla birlikte adama doğru koşmuş ve lekeyle bezeli gömleğinin yakalarını yumruklarının arasına alarak onu yere sermişti. Şimdi adam ondan daha kuvvetli, daha çevik ancak daha yaşlı görünüyordu.

"Jake ! Sakin ol. Düşündüğün gibi deği-" Elbisemin eteğini iyice yukarı çekerek onun yanına oturdum. Ellerim yumruklarını bulduğunda kafasını bana doğru çevirdi. "Lütfen sakin ol. Sadece gömleğini kirletmiştim ve-"

Hiç beklemeden adamı bir çırpıda yerden kaldırdı, ayaklarını yerde sürüyerek onu odanın dışına çıkardı ve sonrasında şiddetli bir şekilde kapıyı arkasından kapattı. Odanın atmosferi daha kapı kapanır kapanmaz değişmişti ama bunun hakkında yorum yapmak, şu an için mantıklı sayılmayacağı için susmayı tercih etmiştim.
"Demek onu odama aldın."

"Jake, düşündüğün gibi-"

"Ne düşünüyorum, biliyor musun ?"

Gözlerinde gezinip duran öfke bacaklarımın titremesine, hakimiyetini kaybedercesine öne ve arkaya gitmesine neden oluyordu. Ondan ilk kez bu denli korkmuştum fakat onun umrunda olmadığını, kollarımı kavrayan ellerinden anlayabiliyordum.
"Beni gafil avlamanın peşindesin," kulağıma eğildi. "Ama hiçbir zaman sırrımı öğrenemeyeceksin, Maisie Paris."

staytonight. ||gyllenhaal. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin