2.BÖLÜM ''BENİMLESİN''

691K 23K 29.3K
                                    


Her yeni gün hayallerime giden yolda bir adımdı, benim için. Bu adımları boşa sarf etmeyi öylesine istemiyordum ki, bu yüzden sabah beş olmadan açılıyordu gözlerim... Yine öyle oldu, hızla gözlerimi açıp, küçük, sade odamdaki yatağımdan doğruldum, günlerden cumaydı.

Kopardığım takvim yaprağını kenara koyup odamın bana ait olan banyosuna geçip dişlerimi fırçalayıp kısa bir duş aldım. Saçlarımı havluya sarıp az sayıda olan kıyafetlerimden bir siyah tişört ve bir siyah tayt seçip hızlıca üzerime giydim, spor ayakkabılarımın bağcıklarını bağlayıp ıslak saçlarımı güzelce kurutup omuzlarımda açık bıraktım. Kendinden dalgalıydı zaten saçlarım, toka kullanmayı pek sevmiyordum.

Hızlıca saati kontrol edip Kuvars Bey uyanmadan kendimi sahil yoluna attım, sabah soğuğunu yüzümü vurup kulaklarımı kızartmasına rağmen denizden esen rüzgârını seviyordum, her zamanki yerinde çiçek satmaya çalışan kadınları görmek içimi yaşam enerjisiyle dolduruyordu. Bir gün dönüp onlara "Günaydın," diyebilecek miydim, bir gün ben de normal insanlar gibi konuşabilecek miydim bu soru aklımın bir köşesine yerleşiyor, beni benim de normal olduğum engelli olarak sınıflandırılmadığım bir dünyanın hayallerine gönderiyordu.

Odamdaki küçük çalışma masamın üzerindeki bir dolu test kitabı bu hayallerimin en büyük anahtarıydı. Yanında çalıştığım Kuvars Bey bana okuluma devam etmem için yardımcı olmuş, onun sayesinde liseyi açıktan bitirebilmiştim. Şu an üniversite sınavına çalışıyor, tıp kazanmak için geceleri varımı yoğumu ortaya koyuyordum. Hastalığım için daha önce birkaç kere izin günümde devlet hastanesine randevu almış, yazılı olarak doktorlara sorunumu anlatmıştım, sonuçta oradan oraya sevk edilmiş ama bir çözüm olmadığı söylenmişti, belki çocukluktan müdahale edilse bunlar olmazdı denmişti. Maalesef ailemin ölümünden sonra onların şiddetiyle büyüdüğüm diğer ailem amcamlar öylesine kendileriyle meşguldüler ki onlara fazlalık yaptığım bir dakika bile katlanamıyorlardı.

Gerisin geri ellerimde yeşerttiğim yeni umut tohumlarımla çalıştığım yalıya dönüp içeri girdim. Eve temizlik için gelen temizlik şirketi çalışanları dışında evin tek daimi çalışanı bendim, bu yüzden Kuvars Bey uyanmadan kahvaltıyı hazırlamam gerekiyordu. Fazla gürültü yapmaktan sakınarak mutfağa girdiğimde beni şaşırtan bir manzarayla karşılaştım.

Kuvars Demirhan, belindeki siyah havlusu kaslı göğsünden damlayan su damlaları ve ıslak saçlarıyla mutfağımda duruyordu. Daha önce su istemek için bile buraya gelmişliği yoktu ve onu burada görmek elimi ayağımı birbirine dolaştırmıştı.

Elindeki siyah kupayı dayadığı kahve makinasından kendine zift gibi bir kahve doldururken onu incelemeye devam ettim. Konuşamayacağım için mutfakta duran küçük not defterim ve kalemime uzanırken Kuvars bana seslendi.

"Yine erkencisin," diye söylendi, o her zamanki erkeksi sesiyle bana dönmeden.

Sanki görebilecekmişçesine gözlerimi büyüte büyüte başımı salladım.

Ne yapacağımı bilemediğim bir beş saniye geçirdikten sonra bacaklarım vücudumu taşıyamayacakmışçasına kamburlaştım. Hani herkesin içinde taşıdığı, kimseye söyleyemediği en derin, gizli arzuları olurdu ya... İşte benim için o kişi karşımdaki bu adamdı. Sosyoekonomik farkımızı geçip benim konuşamama engelimi de saymazsak fiziksel olarak bile yan yana getirilmemiz pek hoş durmazdı. O yakışıklı, bakanın içini titreten bir güzelliğe sahipti. Uzun boylu, kumral ve kaslı bir adamdı, yeşil, orman rengi gözleri ve gür kirpikleri vardı. Dudağının kenarındaki gülünce belli olan gamzeden bahsetmek bile istemiyordum, o o kadar kusursuzdu ki... Büyük ihtimalle dünyadaki kadınların yarısından fazlası onun bir gülümsemesi için çok şeyi feda edebilirlerdi. Bense kısa boylu, normal kiloda, kahverengi gözlü kahverengi saçlı yurdum kızlarından biriydim işte. Yana yana gelmemizin teklif edilmesinin düşünülmesi bile en az altı aydan hapis yatmaya sebebiyet verebilirdi.

LALHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin