Madam Giyotinin Son öpücüğü

203 1 0

Fransa 19. yüzyılın 70'li yıllarında çoktan başlattığı bir dönemin son yıllarındaydı. Bugüne gibi birçok kurbanlar  bu şekilde idam edilmiştir. Yeni oluşurken sağlanmış bu infaz türü halk ve ülke tarafından çok rahatlıkla kabul edilmiştir. Hatta bunu idam edilen kişilere inandırmışlar ki, bu sizin ölümünüzü daha rahat ve acı çekmeden hayata geçirmenin tek yoludur. Bu geçmişe bakarken gerçekten de böyleydi. Çünkü tüm idam türleri insanın acı çekerek ölmesiyle sonlanmış. Düşünün size kalan son dakikalar ölümden önce değil ölümden sonradır. Bu alet ile ölen kişilerde ölümünden sonra yaşam belirtileri kendini göstermiştir. Giyotin ile ilgili bir öykü var ki, insanda korku yaratıyor. Kimya ilminin babası, büyük bilim adamı Lavoisier Fransız Devrimi döneminde idama mahkum edilir. Başının kesileceği günün arifesinde   dostu, bilim adamı - matematikçi Legrangeni cezaevine çağırır ona şunları söyler:  

- Ben yarın ölüyorum. Ama bir şey beni çok ilgilendiriyor. Acaba kafa vurulduktan sonra da beyin bir süre daha çalışıyor?  

Sorusundan sonra, ekliyor:   

- Ben idam edilirken gel ve iyice bak! Kafam sepete düştükten sonra gözlerimi iki kez kırparsam bil ki kafa kesildikten sonra da beyin bir süre daha çalışır.

Legrange arkadaşının isteğini yerine getirir ve Lavoisier'nin kafası sepete düştükten sonra gözlerinin iki kez kırpıldığını dehşet içinde görüyor.   Bu infaz türü ilk önce meydanlarda kitle önünde yapılıyordu. Hatta idam saatlerini gösteren biletler bile satılıyordu. Biletlerden kimin saat kaçta infazı yazılıyordu.  Bu dönemlerde halk toparlanıp adeta mezheke oyunlarında gidiyorlardı. İdam edilen kişiye gülüyor, onu tahkir ederek eğleniyorlardı. Bu infazı ilk kez iptal etmek istediğinde halk bunun aleyhine olmuştur. İnfaz sırasında cellat idam edilen kişinin kafasını sepetden çıkarıp halka gösterirmiş. Hatta aileler küçük çocuklarını bile bu törenlere getiriyorlardı. Belli dönem geçtikten sonra nüfus artık bunu kınamaya başladığı için idam saatleri sabah erkenden geçirilmeye başlandı ki, bu törenlere sadece amatörler gelsin. Daha sonra merkezi şehirlerden kaldırılarak gözden ırak bölgelerde geçirilmeye başlandı ve 20. yüzyılın ortalarından hapishanelerde yerini sabitledi. Artık insanlar bu korkunç infaz sahnelerini tarihten okuyorlardı. Fransa'nın diğer Avrupa ülkeleri arasında kendi kültürel nüfuzunu düşük düşürdüğüne göre infaz kınak nesnesine dönüşmüştür.   Böyle bir döneme tesadüf eden kurbanlardan biri Hamide idi. Hamide Candubi Tunus asıllı bir göçmendi. Tunus kendisi de vakti ile Fransa'nın esaretinde olmuş bir Afrika ülkesiydi. 20. yüzyılda halen rasizm Fransa'da hüküm sürdüğü bir zamanda Candubi beyaz bir fıransız kızı katletti. Bu sebepden de yargı karşısına çıkmalıydı. O, kendini savunmak için iki avukat tutmuştu. Mahkeme sırasında Hamide kendini savunarak şöyle dedi:   

-Hakim, siz çok yanılıyorsunuz. Bu tanıkların sözüne inanmayın. Ben Elizabeth Bousqueti seviyordum. Evet, yaş farklılıklarımızın çok olmasına rağmen, ben onu seviyordum. O da ayrıca beni seviyordu. Kendisi bana onunla cinsel ilişkiye girmeyi teklif etti. 

Karşı tarafın avukatı sordu:   

-Peki o zaman neden öldürdün?  

Hamide kendisinden emin bir şekilde cevap verdi:   

-O bir mazoşistdi.   

Aditoriumda oturan kişiler arasında büyük bir kaos oluştu. Bazıları bunun ne olduğunu bile anlamadı.Hamide ise şöyle devam etti:   

-Evet, o mazoşistdi. O, ilişki sırasında acı çekmekten, ağrı hissetmekten haz alıyordu.Kendisi bunu istemişdi.O hatta sigarayı onun döşünde ve cinsiyet organında söndürmemi istedi. O, mazoşist olduğu için bundan keyif alıyordu.   

Madam Giyotinin Son öpücüğüBu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!