26- Sevgi

519 21 2


Medya : Asel Akıner

Keyifli Okumalar :)

ASEL AKINER

Yüzüme vuran güneş ışığı ile gözlerimi yavaşça araladım. Yattığım yerde esnedikten sonra yatakta doğruldum.

Kulağımı ayak sesleri doldurduğunda kafamı yatak odasının kapısına doğru çevirdim.

Devrim görüş açıma girdi. Altında siyah eşofmanı, üstünde ise siyah, salaş tişörtü vardı. Saçları darmadağınıktı. Gözleri ise şişti. Yeni uyandığı çok belli oluyordu. Bana çarpıcı gülümsedilerinden gönderdi. "Günaydın."

Soğuk ifademi korudum. "Günaydın." dedim ve bakışlarımı ondan çektim. Örtünün altından çıkarak bacaklarımı yataktan sarkıttım. Ayağa kalktım ve yatak odasının içerisinde olan tuvalete yöneldim. "Sana kahvaltı hazırladım." Arkamı dönmeden olduğum yerde durdum. "Pek aç değilim."

"Ama menemen yaptım!" dedi sesini yükselterek. "Menemeni sevdiğini biliyorum."

Onu arkamda bırakarak tuvalete girdim.

Onunla aramda ki bu soğukluğa dayanamıyordum. İçimde ki öfke ve üzüntüyü yok etmeye çalışsam da başaramıyordum. Kafamı kemiren bir sürü soru vardı. Düşünmek istemesem de deliye dönüyordum. Onun başka birini sevmesi ve onu unutamaması beni deliye döndürüyordu.

Farkındaydım birini unutmak zordu ama bunca zamandır bunu benden saklaması da hoş değildi. İlk baş da bana bunu söyleseydi şuan bu halde olmazdım.

Annemlerin yanına geri dönmeyi düşünmemiş değildim fakat daha yeni evlenmişken oraya gitmeyi doğru bulmuyordum.

Bir kaç gün Burçinde kalmayı düşünmüştüm ki hala da düşünüyordum ama bir yanım Devrimi tek bırakmak istemiyordu. Ona öfkeli olsam da kahretsin ki onu düşünüyordum.

Dişlerimi fırçaladıktan sonra yüzümü yıkadım. Tuvalette biraz daha oyalandıktan sonra tuvaletten çıktım.

Çıktığımda, yatakta oturan Devrimle karşılaşmayı asla beklemiyordum.

Gözlerini hızla bana çevirdi. "Aramız daha ne kadar böyle olacak?" dedi sert sesiyle. Ayağa kalktı ve bana doğru gelmeye başladı. Otomatik olarak adımlarım geriledi. "Neden böyle yapıyorsun?"

"Ne yap-yapıyorum?" dedim gözlerinin içerisine bakarak. Gözlerinden adeta alev fışkırıyordu. Fazla öfkeli olduğunun farkındaydım. "Aramızı düzeltmek yerine yine çocuk gibi davranıp benden uzaklaşıyorsun."

Sırtım tuvalettin kapısına çarptığında durmak zorunda kaldım. Üstüme yürüdü. Derin nefesler alıyordu. Ondan korkmaya başlıyordum.

"Çocuk gibisin Asel." diye bağırdı. "Artık biraz büyü."

Gözlerim doldu. Öfkeyle gözlerime bakmaya devam etti. "Şımarık bir kız çocuğu olmaktan vazgeç."

Şımarık kız çocuğu...

Çocukluğumdan beri anneme göre de şımarık bir kız çocuğu olarak büyümüştüm. Anneme göre de beni çok el üstünde tutmuşlar, fazla ilgi göstermişlerdi. Anneme göre de hala ben şımarık bir kız çocuğuydum.

Anlamıyordu. Anlayamıyordu. Onu sevdiğimi ve unutamadığı birinin olmasına ne kadar kahrolduğumu anlayamıyordu. Belki de Devrim anlamak istemiyordu. Sanki hiç bir şekilde benimle empati kurmak istemiyor gibiydi. Zaten isteseydi böyle olmazdı...

Dudaklarımı oynatamadım. Ağzımdan doğru kelimeler çıkamadı. Devrime bir cevap veremedim. 'Ben şımarık bir kız çocuğu değilim' diyemedim. Bağıramadım. Onun yerine yanından geçtim ve tekrardan tuvalete girdim. Kapıyı arkamdan kitledim ve sırtımı kapıya yaslayarak yere oturdum.

OLANAKSIZ  #wattys2019Read this story for FREE!