160 19 11
                                    


Jimin

"Taehyung-sshi çek şunu yüzümden! Hey, sana diyorum!"

Elindeki kaplumbağayı bana doğru tutmuş gülüp duruyordu beni korkutarak. Anlamıyordum beni korkutmaktan neden bu kadar zevk alıyordu ki?

Hayvanları severdim. Ama nedensizce küçüklükten beri kaplumbağalardan korkuyordum. Taehyung da şuan Suga'nın kaplumbağasına bakmak için birkaç günlüğüne eve getirmiş benim bu zaafımı kullanıyordu.

"Hey o küçücük baksana evine saklandı senden korkusundan."

Neyse ki onu burnuma kadar sokmaktan vazgeçmiş benden uzaklaştırmıştı. Tabii ben de derin bir nefes almıştım. Tatlı tatlı bir bana bir de kaplumbağaya bakıyor ve eliyle hayvanın alt gövdesine dokunup duruyordu.

"Acaba gıdıklanır mı Jimin-sshi?"

Koltuktan kalktım gözlerimi devirerek. Bu masum hallerini seviyordum fakat elindekini tekrar üstüme tutma ihtimalini düşündükçe dikkatim dağılıyordu.

"Ne demezsin gülmekten ölüyordur şimdi."

Cevap vermedi. Hayvanla uğraşmaya ve onu incelemeye dalmıştı.

"Bence ona işkence çektirmeyi bırak Taetae. Akvaryuma koy da dinlensin biraz. Baksana korkusundan kafasını bile çıkarmıyor hiç."

Kafasını salladı. Ayağa kalkıp dikkatlice onu akvaryumuna koydu ve evinden çıkmasını izledi. Yüzümde nedensizce bir tebessüm oluştu. Gözlerim kahverengi, yumuşak saçlarına kaydı. Yavaşça yanına gittim ve saçlarını karıştırdım. Gülümseyerek bana döndü. Gülüşünü görünce ben de gülümsedim. Bana verdiği hayat dolu enerjisini ve asla sönmeyen neşesini çok seviyordum. Çocuk gibiydi. Dışarıdan çok soğuk ve ifadesiz görünürdü ama sevdiği insanların yanında asıl benliğini gösterirdi tüm tatlılığıyla. Şimdi ise her zamanki gibi kahveleri bolca mutluluk saçıyor, gözleri tek bir renk olsa da binbir renk bandırıyordu içinde.

"Hadi film izleyelim."

Aniden gelen bu teklifime karşın bir anlığına durgunlaştı.Bir süre düşündü. Kabul etmeyeceğini düşünmeye başladım ve nedensizce bu kendimi kötü hissetmeme neden olmuştu.

"Olur. Ne izleyeceğiz peki?"

Verdiği cevap ile rahatladım. Ne diye düşünme gereği duymuştu ki?

"Ben bulurum bir film. Sen içeride bekle bakalım."

Kafasını salladı. Mutfağa doğru ilerledi.

"Yiyecek birşeyler hazırlayacağım."

Düşünceliği ile gülümsedim. Onun gibi bir arkadaşa sahip olduğum için çok şanslıydım kesinlikle. Bilgisayarı masaya koyup ünlü filmlerden birini açtım. Birkaç dakika sonra Taehyung da elinde patlamış mısırlarla yanıma oturmuştu zaten. Filmi oynat tuşuna basarak başlattım ve izlemeye başladık. Fakat sanırım yalnış bir film seçimi yapmıştım bilmeden. Filmde uygunsuz sahneler çıkmaya başladı. Bununla birlikte bildiğim bir filmi açmadığım için kendime lanet ettim. Ne diye içeriğini bilmediğim bir filmi açmıştım ki?

Utançtan yerin dibine giriyordum televizyondan iğrenç sesler geldikçe.

Bir anlık cesaretim ve merakımla Taehyung'a baktığımda yüzünü buruşturmuş bir şekilde bilgisayar ekranına baktığını gördüm. Elindeki patlamış mısırı masaya koydu ve koluma bitane yumruk geçirdi.

"Aça aça böyle bir film mi açtın Jimin-sshi. Midem kalktı."

Kolumdaki acıyla inledim. İstemsizce bu tepkisine gülümsemeden edemedim.

"Ya nereden bileyim birbirlerini yediklerini tanıtım çok masumdu oysa."

Kıkırdadı. O sırada geçmeyen kolumun acısıyla bir tane de ben yumruk geçirdim ona.

"Elin çok ağır be hayvan!"

Kaşlarını çattı.

"Ben bu kadar sert vurmadım, haksızlık."

Ve bir anda beni gıdıklamaya başladı intikam almak ister gibi.

Zaaflarımı çok iyi biliyordu pislik.

Hunharca kahkaha atmaya başladım. Gülmekten domates gibi kızardığıma emindim. Eğer devam ederse çatlayacaktım. Elimle onu ittirdim fakat bu dengemi kaybetmeme neden oldu ve sendeleyerek koltuktan yere düştüm. Fakat Taehyung da düşmemi engellemek isterken o da benim üstüme düşmüştü.

Kafamdaki acıyla gözlerim kapanmıştı. Sanırım kafalarımız çarpışmıştı. Daha sonra göz kapaklarımı araladığımda ise yüzünün yüzüme sadece birkaç santim uzaklıkta olduğunu gördüm. Eliyle kafasını ovalıyordu. Bense onu hareket etmeden izliyordum. Kafasından elini çektiğinde o da yüzüme baktı.

Açıkçası daha önce hiç onu bu kadar yakından izleme fırsatı bulamamıştım. Ve şuan kusursuz yüzüyle karşımdaydı. Gözleri kahverenginin en güzel tonlarındandı ve diğerlerine kıyasla büyüktü. Burnunun ucunda ve sol yanağında küçük birer ben vardı. Teni pürüzsüzdü. Gözlerim orta boydaki pembe dudaklarına kaydığında orda da küçük bir tane ben olduğunu gördüm ve gülümsedim.

Bakışlarımdan ve konumumuzdan rahatsız olmuş olacak ki üstümden yavaşça kalktı, yüzüme bakmadan özür diledi. Başka birşey demeden arkasını döndü ve salondan ayrıldı. Sanırım utanmıştı.

Yavaşça derin bir nefes alarak ayağa kalktım. Nefesimi tuttuğumu yeni farketmiştim. Üstümde neden böyle bir etki bıraktığını anlamlandıramadım. Düşünmemeyi seçip bilgisayarı kapattım, çantasına koydum.

Daha sonra merakla odasının yanına gittim, kapısından sessizce içeriye göz gezdirdim. Arkası dönük bir şekilde yatıyordu. Rahatsız etmemek için sessizce kapıyı geri kapadım ve garip düşüncelerimle ben de uyumak için odama ilerledim.

*********

Really? | Vmin (texting)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin