10 - "Statis"

104K 3K 617
                                    

Bu bölüm, BeyzaErdem'in "Potakal Çiçeği" adlı hikayesinin 23. bölümü ile ortak bir bölümdür. O hikayedeki mekanda geçmektedir. Hikayeyi, bölümde geçen "Zühre" isimli karakterin ağzından okumak isterseniz Portakal Çiçeği'ni ziyaret etmenizi tavsiye ederim.

Bölümde 2 soundtrack var. Sırası ile ilki Muse - Supermasive Black Hole, ikincisi ise Ayaz ve Giray sahnesinde çalan Adam Lambert - Runnin. Ayrıca multimediamız da var.

Bu bölümüm ithafı BeyzaErdem'e gidiyor. Nihayet ithaf için beklediğim bölüm geldi be kızım!!

Bölüm 13 sayfa bu arada , Ruhsuzun şu ana kadarki en uzun bölümü oldu, iyi okumalaaar :*

“Güneş’i unuttuk gibime geliyor Ayaz.”

Yola çıktığımızdan beri aklıma takılan şeyi bulduğumda, yolu yarılamıştık. Berbat bir kuzendim, kesinlikle berbat bir kuzen.“O önden Adana’ya gidecek ayarlaması gereken şeyler var. Unuttuğumuz falan yok onu Safir sakin ol.” Rahatlamanın vücuduma yayıldığını hissederken derin bir iç geçirip başımı cama yasladım. Gittiğimiz yolda tarlalar ve bazen ağaçlar süratle akıyordu. Araba kullanma işini yine Ayaz’a devretmiştim. Şu aralar sinirlerim, araba kullanamayacak kadar gergindi. En son araba kullandığımda adamın tekini korna ile akraba ediyordum.

“Antalya’ya neden gidiyoruz?” Bir an duraksadıktan sonra devam ettim. “Daha doğrusu Antalya’da nereye gidiyoruz? Bir arkadaşımı görmeye demiştin. Barı vardı.” Ayaz beni onaylarcasına omuz silkerken bakışlarını yoldan ayırmadı. “Statis adında bir bara gideceğiz.” Diye mırıldandı sakince. “İstanbul’da tanıştığım ve yardımımın dokunduğu birinin barı. Kendisi aslen buralı, burada yaşıyor. Bir iş için İstanbul’da kaldı bir süre. Biz de o sırada tanıştık.” Bakışları bir an gözlerimi bulurken başımı salladım. “Kardeşim gibidir.”

Söylediklerine karşı sessiz kalırken yolu izlemeye devam ettim. Genellikle araba kullandığımdan, pek buna fırsat bulamazdım. Çok sık yolculuğa çıktığım halde yolu izleyebildiklerim nadirdi. Bu yüzden uyku getirici normallikte devam eden yol, her zaman hoşuma giderdi. Kendimi yeni bir şey yapıyormuş gibi hissederdim.

Ayaz’ın arkadaşı hakkında söyledikleri kafamı kurcalarken giderek bulanıklaşan ağaçları izlemeye devam ettim. İlk defa bir arkadaşından bahsettiğini duymuştum. Gerçekten önemli biri olmalıydı. Zira Ayaz hayatına gereksiz insanları sokmazdı. Hiç arkadaşı olduğunu sanmıyordum, bu bar sahibi dışında.

Statis… İlginç bir isimdi.  Kulağa orijinal ve gizemli geliyordu. Bir de bende koklama isteği çağrıştırmıştı. Güzel kokusu olan bir şeyin adı gibiydi. Unutmazsam barın sahibine anlamını soracaktım.

Uyku göz kapaklarıma doğru yol alırken uyumamak için çırpındım. Arabanın içi gerçekten sıcaktı, bu da uykumu getiriyordu. Üzerimdeki eskitme kot ceketi çıkarıp arka koltuğa fırlattım. Ayaz, üzerimdekileri onaylamaz bir tavırla süzdü. “Bavulunu kesinlikle yakacağım Safir, her geçen gün o bez yığınına daha da uyuz oluyorum.” O derince iç geçirirken bende tatlı tatlı gülümsedim. Giysilerimi kıskanması hoşuma gidiyordu.

“Ayaz çok sıkıldım telefonunu versene.” Kaşları havalanıp bakışları bana dönerken söylediğim çok anlamsızmış gibi söylendi. “Kendi telefonun yok mu Destan, onunla oyalansana?”

Ona kocaman dil çıkarma isteğimi içeri bastırırken sabırla bir nefes aldım. “Şarjım yok. Ya Ayaz versen ne olur ya müzik dinleyeceğim işte! Radyo çekmiyor bu yol çok tenha.”

Ayaz bıkkın bir tavırla telefonunu çıkartıp kucağıma attığında neşe ile kıkırdadım. Telefonunu elime aldığımda çok yanlış bir şey yapmışçasına iri iri açılmış gözleri bana dönmüştü. Dudaklarından bir küfür savrulurken neden böyle davrandığına anlam vermeye çalışıyordum. Telefonun tuş kilidini açtığımda karın ağrısını anladım.

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin