"Kuzey'e giden kendinden çok peşindekileri düşünüyor; ne yaparlar, nasıl davranırlar. Güney'e giden ise tam tersi; nerede daha rahat ederim, beni ne etsinler"

"Kim haklı?"

"Bunu hep birlikte öğreneceğiz"

"Unutmadan, şunu hiçbir zaman aklınızdan çıkarmayın. Nasıl ölmek istersiniz? Bunun için yapacağınız/yapamayacağınız neler var?"

"Kuzey yolu çorak, engebesiz, öyle aman aman soğuk değil ama gitgide ıssızlaşmakta. Güney yolu yumuşak, neredeyse umut vadediyor, tabii kıyı kesimler böyle, iç kesimlerin kuzeyden farkı sert sıcaklık değişimleri. E tabii denize kıyı olan yerler daha kalabalık –ki bu kalabalık asla Bolic kadar değil"

Durdu, güldü; "Bolic?" dedi sayıklar gibi, "Bolic doğup büyüdüğü yer"

"İsterseniz bir de onların gözünden bakalım yolculuklarına, dışardan konuşması her zaman eksik olacak" dedi ve kendi gözlerini kapatırken, "Biborinın!" diyerek açtı kendi gözlerini Öykücü.

Evdekilerin birkaçı, gözlerini öykünün sonuna kadar açmamak üzere kapattı. Bazıları önüne bakar kaldı, genç bir kaçı da fırsat bilmiş gibi belli etmemeye çalışarak kesişiyordu. Neredeyse ağzının içine bakarak dinleyenler ya en küçükleri çocuklardı ya da en yaşlılardı. Onlar için ya ilk dinledikleri ya da son duydukları öykü olabilirdi.

Pean'i kullanıyordu isim olarak, ne de olsa bu ismi bilen kişilerin hepsi ölmüştü bildiği kadarıyla. Önüne oturttuğu oğullarıyla kuzeye doğru ilerlemekteydi. Qysha'nın ne yaptığını/yapacağını pek düşünmüyordu, sert iklim, kendisi kadar peşine düşecek biri olursa ona da sorun çıkartacaktı, yerini sağlamlaştırana kadar tek amacı buydu.

"Sağlamlaştırmak" diye tekrarladı Öykücü. "Herkesin bir dayanağa ihtiyacı var. Onun dayanağı oğlu mu?"

"Belki de"

"Gene de bunun için küçükler"

"Sırtını dayayacağı bir şey"

"Bir erkek? Hatta iki? İkizler ya"

"Pean gibi birinin bir erkeğe ihtiyacı yoktur" kendine soruyor, kendi cevaplıyordu. "Bir kaleye ihtiyacı vardır"

Pean Karoom'a kadar neredeyse aynı yerde iki gece konaklamadan ilerledi. Karoom'a vardığında kalenin içinde bir yer edinmek için birçok meziyeti vardı; silah kullanma, Bhurba'lardan gördükleri, Nana'dan aldığı bilgelik, Kharkym ile aldığı nezaket ve tabi yabana atılmayacak bir güzellik yani kadınlığı.

Çocukları olmasına rağmen, kısa sürede Kalede kendine sağlam bir mevkii edindi, Karoom Bey'i ile evlendi. Böylelikle ikinci hedefini de gerçekleştirmiş oluyordu. Kendisini ve/veya oğlunu almaya gelseler, tek başına karşı koymayacaktı artık. Tamam, Oathia ordusuyla baş edemezdi ama en azından oğlunu kaçırtıp kurtarabilirdi.

Bey'den de bir oğlu oldu Pean'in; ikizlerden biri Qahr, diğeri Qym ve Bey'den olan oğlu Salym. Yaşadığı süre boyunca bildiği her şeyi onlara anlattı/öğretti, hiç ayırmadı; ne sevgisini ne de ihtimamını. Buraya varmadan önce yaşadığı her şeyi masalmış gibi değiştirerek anlatıyordu kah uyumaları için kah da anlamaları için. Anlamalarını bekliyor muydu?

Muhakkak ama hemen değil belki sonra, belki çoook zaman sonra, belki de kendisi öldükten sonra olsa da.

Şimdi düşününce dün gibi geliyor ama en büyük çocukları yirmisine geldiğinde çaldı ölüm kapısını. O gün geldiğinde, oğullarına tek bir cümle vasiyet etti;

"Diğer kardeşlerinizi bulun!"

Tabii ki binbir bilinmezlikle bırakmıştı onları. Ölen babalarının isimlerini bile bilmiyorlardı. Kardeşleri mi vardı? Kimdi? Yaşıyor muydu? Son anları da olsa zorlayarak aldıkları ikinci cümle, "bilmedikleri hiçbir şey olmadığıydı", tabii ki bir anlamı yoktu, hiçbiri için. Bir şey bilmediklerine eminlerdi ama her şeyi bildiklerini söylüyordu anneleri ve son nefesini veriyordu, ne kadar zorlayabilirlerdi ki?

İki KadınHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin