İyi geceler, en tatlı okuyucular! Bir gece vakti ve yeni bölümle gene ben :) Herkesin merakla yeni bölüm beklediğini fark edince elimden geldiğince hızla yazdım. Umarım sizi bu sefer çok bekletmemişimdir ve beğenirsiniz bölümü. Geçen haftalarda uzun süre yazmadığım için mi bilemedim ama hikâyeye karşı olan ilgi azaldı ve bu beni üzüyor. Motivasyon düşüklüğü yaşayıp yeni bölüm yazasım gelmiyor :/ Çare sizde sevgili okuyucular..

 

Multimedya da ki resim, dans eden ZeyKer çifti için temsili..

 

Bu bölümün ithafı “badgril_123” e gidiyor :*

 

Keyifli okumalar..

 

 

 

“Hayal edebildiğin her şey gerçektir.” Diyoruz Keremle aynı anda, birbirimize bakıp gülümsüyoruz. Gözlerine dikkatle bakınca o soğuk kalenin yavaş yavaş eridiğini görüyorum. Zafere ulaştığımı gözümle görmek beni gülümsetse de onu değiştirmiş olmak garibime gidiyor. Bir bakıma ben onu değiştirmedim, bana onu değiştirmeyeceğimi söylemişti sadece başarımı kutluyorum.

“Ay ne kaday uyumluşunuz.” Diyor Defne bize hayran şekilde bakarken “Umayım geyçek oluy.”

 

“Umarım..” sözleri dökülüyor Keremin dudaklarından ama sanki bunu içinden söylediğini düşünürmüşçesine iç çekiyor. Şaşkın bakışlarımı üzerinde hissedince hemen kendine geliyor.

“Sıya Zeynep abya da.”

 

“Eh madem Kerem verdi bende vereyim. Bunu ben yapmadım ya da almadım Defnecim sadece.. Aman neyse seni daha fazla bekletmeyeyim.” Deyip elimdeki küçük kutuyu uzatıyorum. Heyecanla elimden alıp kutuyu açıyor. Yüzüne baktığım da bomboş baktığını görüyorum galiba beğenmedi.. Keremle şaşkınca Defneye baktığımız da hiçbir şey anlamıyoruz. Tepki vermediği için biraz endişeleniyoruz. Kerem daha fazla dayanamayıp konuşmaya başlıyor.

“Defne? İyi misin?”

 

“Bebeğim hediyeyi mi beğenmedin yoksa?” diyorum korkak bir ifadeyle.

“H-Hayıy Zeynep abya asya böyle biy şey düşü-“ cümlesini tamamlayamadan ağlamaya başlıyor.

Keremle aynı anda birbirimize bakıp yanına gidiyoruz. O ayakta, biz karşısında ki koltuğa oturmuş ağlamasını izliyoruz. Neden ağladığını çözemediğim için kendimi kötü hissetmeye başlıyorum. Melek kolyesi görüp bir çocuk neden ağlar ki? Kollarımı açıp kucağıma alıyorum. Yüzünü boynuma gömüp ağlamasını arttırıyor. Ağlayışları hıçkırıklara dönüşünce istemsiz olarak gözlerim dolmaya başlıyor. Kıyamıyorum ağlamasına, dayanamıyorum. Bir damla gözyaşı içimdeki acıyı aleve veriyor. Küçücük bedeni kollarımın arasında sert bir şekilde sarsılırken artık kendimi tutamayıp gözpınarımdan bir damla yaşın akmasına izin veriyorum. Kerem’e baktığım da ise onun da aynı şekilde dolu gözlerle bizi izlediğini görüyorum. Gözlerinden damla yavaşça akarken istemsiz olarak elimi yüzüne götürüyorum. Yanağını avucumun içine denk getirerek başparmağımla gözyaşını siliyorum. Yaptığım şeyin farkına varıp hemen elimi çekiyorum. Elimi Defnenin saçlarını götürüp onun yanında olduğumu bilmesi için daha çok sarıyorum kollarımı. Bir anda aklıma gelen şeyle neden ağladığını az çok çözebiliyorum. Aynısını küçükken bende yaşamıştım çünkü.. Ama biraz daha farklıydı sanki..?

Ya Sen Olmasaydın? (Düzenleniyor)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!