BÖLÜM 24 Yalnızca Ateşimi Ölçüyordu

250 22 5

RESİMDEKİ MIMHYUN 

KEYİFLİ OKUMALAR <3 :)

Şarkıyı mutlaka dinleyin :)

-Sanırım lavaboya gitsem iyi olacak.- dedim ve zoraki bir şekilde gülümsedim. Oturduğum koltuktan kalktım ve kapıya doğru yürüdüm. Başım öyle çok ağrıyordu ki, etrafımdaki her şey hareket ediyor gibiydi.

Tavandaki avize, koltuklar, masa, Sung Jong Suk ve Minhyun.

Her şey etrafımda pervane misali dönerek dengemi bozmaya başladı.Sonrasında ise her yer karardı.

***

Yumuşak.

Yumuşak bir yerdeydim. Sesler. Yanıbaşımda birilerinin seslerini duyuyordum. Bana tanıdık gelmiyorlardı. Henüz kendimde değildim. Sonra gözlerimi açmaya çalıştım ama açamadım. Kendimi çok yorgun ve ağırlaşmış hissediyordum. Sanki bir şey beni bu yumuşak yere yapıştırmıştı.

Sonra sesler netleşmeye, bana tanıdık gelmeye başladı. İlk tanıdık gelen ses Hana'nın sesiydi. Yerimde kıpırdandım ama sanırım henüz kimse kıpırdandığımı fark etmemişti. Konuşmalar devam ediyordu. Yattığım yerin yatak olduğunu anladığımda diğer şeyleri de idrak etmem kolaylaştı:

-Bana her şeyi açıklamanız için 1 dakikanız var!-

-Açıklancak bir şey yok.-

-Ne..? -

-Bak sakinleşmen gerekiyor tamam mı? Ortalıkta gezinip, bağrıp çağırmana gerek yok.-

-Ne..?-

-Ne ne?-

-Bence o çeneni bir an önce kapatsan iyi olacak. Çünkü Sun Hee'min yerinde olmana çok ama çok az kaldı! Seni yataklık etmeme çok ama çok az kaldı!-

Sonunda gözlerimi aralamayı başardığımda yatağın yanında duran iki karartı gördüm. Karartılar belirginleşirken gözlerim iki katı açıldı. Ayrıca burası Minhyun'un odasıydı.

Hana? Burada ne işi vardı? Demekki az önce duyduğum sesin sahibi gerçekten de Hana'ydı.

Görüşüm netlik kazandığında Hana'nın karşısına dikilmiş ve ona şaşkın şakın bakan Chun Hee'yi gördüm.

-Siz kavga mı ediyorsunuz?- dedim sesimin olabildiğince yüksek çıkmasına çalışarak. Ama konuşmak bile benim için zordu şu an. Neden böyleydim anlamıyordum.

-Sun Hee!-  Hana bana o kadar sıkı sarılmıştı ki Chun Hee araya girmek zorunda kaldı.

-Hey onu boğacaksın! -

Hana Chun Hee'ye baktı ve ona ölümcül bakışlarından birini attı. Chun Hee'nin yüzünde yine o şaşkın ifade belirdi.

-Nasılsın? Kendini nasıl hissediyorsun?- dedi Hana. Yüzüne baktığımda benim için ne kadar endişelendiğini gördüm ve kendimi berbat hissettim.

Yutkındum ve sesimin güçlü çıkmasına gayret ettim. -İyiyim.-

-Şu an berbat göründüğün için sana kızmayacağım. Ama bana her şeyi kendi ağzından açıklamak zorundasın.- Chun Hee'ye öfkeli bir bakış attı ve devam etti: - Çünkü gerçekten delirmek üzereyim.-

-Ah özür dilerim. Kapıya kaçıklar giremez yazmalıydım. Bir dahakine hatırlat olur mu?- dedi Chun Hee. Savunmacı bir şekilde ellerini havaya kaldırdı.

Hana o kadar öfkeli görünüyordu ki üzerimdeki yorganın altına girdim.

-Burada neler oluyor?- Minhyun'un sesini duyar duymaz kalp atışım hızlandı. Yorganın altında kalmayı sürdürdüm.

♥Beni Sevebilir Misin?♥ (Seni Sevebilir Miyim'in devamı)Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!