Bölüm 2: Üç Vampirin Arasında

58.8K 6.7K 16.8K
                                    


Takvimler 14 Aralık 2018'i gösteriyordu. Gecenin geç saatlerinde çenem kasılmıştı, ağzımı açamayacak bir haldeydim ki hemen ardından göğsüm sıkışmaya başlamıştı. Nefes alamıyordum.

Annem ambulansı ararken bayılmıştım sanırım. Çünkü geri kalan hiçbir şeyi hatırlamıyordum. Büyük bir boşluğun içindeydim.

Hastaneye geldiğimde sedyeyle odaya götürdüklerinde biraz sarsılmıştım. Bu sayede göz kapaklarımı aralamıştım.

Pek kendimde değildim ama damar yolunu açmak için kolumu nasıl hırpaladıklarını hatırlıyorum. İğneyi hissedince gözlerimi tamamen açtım. Koluma baktığımda iğrenmiştim. İğne sanki derimi söküp atacakmış gibi duruyordu.

İnce, uzun parmakları olan bir kadın, iğnenin üzerini bantla kapattı ve rahatsız edici görüntüyü görmemi engellemiş oldu.

Kadının suratına çevirdim gözlerimi. Görüşüm yavaş yavaş netleşirken onun suratını inceliyordum. Bembeyaz yüzü onu sanki hastaymış gibi gösteriyordu. Siyah, dalgalı saçları ve kıpkırmızı dudakları vardı.

Derin bir nefes almaya çalıştım. Şu an gayet iyiydim. Gece yatarken neden nefes alamadığımı anlayamamıştım. Yalnızca sol kolum üşüyordu, o da serum yüzünden olmalıydı.

İki yatak olan bir odadaydım. Annem yatağın karşısındaki mavi koltukta oturuyordu. Göz göze geldiğimiz anda telaşlı ayağa kalktı.

"Taehyung iyi misin? Ağrın var mı?" Diye sorduğunda başımı olumsuz anlamda salladım.

Hemşire yumuşak sesiyle, "Kolunu oynatma. Doktor birazdan seni tekrar görmek için gelecek." dedi, gözlerimizi ayırmadan.

"Tekrar mı?" diye sorduğumda kurumuş boğazım yüzünden sesim çatallanmıştı.

Annem söze girdi, "Taehyung, hastalığın ilerlemiş. Tedaviye başlamamız gerekiyor."

"Ben iyiyim. Eve gitmek istiyorum sadece."

Annemin suratındaki endişeli ifade beni deli ediyordu. Her şeyin kötüye gittiğini, iyi olmadığımı belli edercesine acıyan gözlerle bakıyordu bana.

"Taehyung, itiraz etme. Senin iyiliğin için. Tekrar kriz geçirmeni istemiyorum."

Kapı açıldığında beyaz önlüklü, uzun boylu bir adam girdi. Suratına baktığımda tüm bedenim kaskatı kesilmişti.

O buradaydı. On yıl sonra yeniden bulmuştu beni.

Kaçmak istemiştim. Bedenim korkudan titremeye başlamıştı bile. Yanıma yaklaştığında yaka kartındaki ismi okuyabiliyordum.

Jeon Jungkook.

"Kim Taehyung?" dediğinde yutkundum. Cevap veremedim. Benden cevap alamayınca kaşlarını kaldırdı ve beni süzdü. Ardından anneme döndü, elindeki reçeteyi anneme uzattı.

"İlaçlara hemen başlamak zorundasınız. Neden tedavi için bu kadar geciktiniz? Oğlunuzun durumunun ağırlaşmasını beklemiş gibisiniz."

"B-ben..." dedi kekeleyerek, "Gidip ilaçları alacağım. Burada nöbetçi eczane var mı?" Doktordan çok hemşireye ithafen söylüyordu. Hemşire kapıya doğru ilerledi ve annemle birlikte yürüdüler.

Hemşire anneme eczaneyi tarif ederken olayların ciddiyetini yeni kavramıştım. Anneme gitmemesi için seslendim fakat beni duymadı. Hemşire, kapıyı kapatmadan önce bana ters bir bakış attı.

Odada yalnız kalmıştık. On yıl geçmişti fakat onu görür görmez aynı korkuyu yeniden hissetmiştim. Bu duygu hiç mi azalmazdı, hiç mi unutulmazdı? Unutmamıştım.

Soredemo | Taekook Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin