Ben seni çok sevdim.
Ben seni çok sevdim.
Belki zordur anlaması, sessizliğimden.
Ben seni çok sevdim.
Ben seni çok sevdim.
Sen oku kelimeleri, gözlerimden...

⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆⋆

"Ne haber dostum? Uzun zaman oldu, zaten evden çıkmıyorsun."

"İyidir Mert."

"Ne oldu dostum?"

İşte bu adamı seviyordum. Söylemeden bir derdim olduğunu bilirdi.

"Ilgın hastahaneye yattı."

"Gerçekten mi?"

"Evet. Durumu bu kadar kötü işte."

"Abicim sen onun hakkında ne düşünüyorsun?"

"Ne düşünüyorum biliyor musun? Bu tıpkı yerçekimi bütün dengen değişir. Birden seni ayakta tutan şey, dünya değil o olur. Onun istediği herşeyi yapar, istediği herşey olursun. Dostu, kardeşi, aşkı olur onu korursun."

"Abicim sen onu seviyorsun. Neden söylemiyorsun. Çağırsana?"

"O gitti Mert artık bu apartmanda değil. Annesi onu zorla götürmüş. Başka bir yere taşındılar. Sanırım, benim düşüncelerimden etkilenmesinden korkmuş annesi."

"Siz birbirinizi seviyorsanız bence ayrı kalmayın."

"Onun düşüncelerini bilmiyorum. Ama buluşucaz hastahaneye gidicem."

"Ne zaman?"

"Annesi yanında olmadığı bir zaman."

"Anladım."

"Acaba nasıldır?"

Mert gelip omzuma vurdu. Desteklemek için, ona yandan bakıp gülümsedim.

Acaba nasıldır?

ILGIN'DAN..........................................................

"Anne çok kötüyüm. Çok yorgunum."

"Doktor bey, birşey yapamaz mısınız?"

"Sadece birkaç seferliğine ağrı kesici verebiliyoruz."

Deyip serumuma bir iğne batırdı hemşire. Sadece 5 dakikada bütün ağrılar geçti. Bir anda kendimi rahatlamış buldum ve gözlerimi kapadım.

Uyandığımda sabah olmuştu iyi bir uyku çektim. Odada kimse yoktu. Telefonumu alıp annemi aradım.

"Anne nerdesin?"

"Kızım ben biraz eve gidiyorum. Biliyorsun başka yerlerde banyo yapamıyorum. Evdede biraz işler var."

"Tamam anne."

"Dikkat et canım. Görüşürüz."

"Tamam."

Bahadır'ı arayabilirdim. Ama bu halimi görünce ilk önce hemşireyi çağırıp yeni bir giysi istedim. Ve banyoya girdim, evet odada banyo olması iyiydi. Ama sanırım bende anneme çekmişim başka yerlerde banyo yapamazdım, ama mecburiyet.
Banyomu yapıp iç çamaşırlarımla mavi giysiyi giydim. Şimdi Bahadır'ı arayabilirim.

"Alo Bahadır?"

"Efendim Ilgın."

"Imm... Gelebilirsin. Ama çabuk ol!"

"Tamam."

Bahadır geliyor. Bir heyecan bastı. Saçlarımı açık bırakıp şekil verdim. Yatağa uzandım. Heyecandan ayağımı sallıyordum.

Kapı çalındı. 'Gel' dedikten sonra Bahadır kafasını içeri uzattı ve kendi geldi. Elindede dondurmayla.

"İnanmıyorumm!"

Dondurmayı hemen elinden kaptım.

"Valla çiçek falan iyiki getirmedin. Bu herşeyi değer."

"Biliyorum. Ama yavaş ye daldın."

"Ama çok güzel."

Şuanda ağzım, burnum dondurma oldu ama aldırmıyordum.

"Nasılsın Ilgın?"

"Bu dondurmayla daha iyiyim."

"Gerçekten nasılsın? Nasıl birşey uyguluyorlar?"

"Şu makineyi kalbime takıyorlar. Ve sinyal verip kalbimin ritmini değiştiyorlarmış. Çok acıyor."

Bunu gülerek söylemiştim. Oda şaşırmıştı.

"Ne kadar bir acı?"

"Dayanabileceğim. Ama fazla dayanamayacağım."

Dondurma bitmişti. Yanımda duran ıslak mendili açıp bana verdi.

"Saol. Ee sen nasılsın?"

"İyi. Sana birşey sorucam. Niye gittiniz?"

"Annem senin düşüncelerinden etkilenmemi istemiyormuş. Ama bende doğru olduğunu düşünüyorum."

"Sakın bir daha böyle şeyler deme. Sen burda doğru olanı yapıyorsun."

"Bunları konuşmak istemiyorum."

Bir anda bir sessizlik oldu. Sadece birbirimize bakıyorduk. Sonra giysimin yakasını tuttu aşağı doğru çekti. Makinenin kablolarının bağlandı yere baktı oralar morartmıştı. Biraz utanmıştım. Oda elini çekerek yan tarafa baktı. Sonra bana bakarak yaklaşmaya başladı. Şuanda öleceğim. Tam o an olacaktı kii!

Dışardan sesler geliyordu hayır! Annem mi geldi?

--------------------------------------------------------------------------------------------------

Sa yb geldi işte okuyun -,-

Bahadır'ın o sözü Alacakaranlık'tan alıntı çok sevdiğim sözlerden biriydi...

∞ HASTA SEVGİLİM ∞Bu hikayeyi ÜCRETSİZ oku!