9 - "Tanga"

86.3K 3.1K 463
                                    

Önceki bölümün kısalığını affettirmek adına bu bölüm 9.5 sayfa :D Playistte ilk defa kararsız kaldım gibi. Ben yazarken Demi Lovato - Heart Attack'i dinlemiştim isterseniz siz de onu dinleyebilirsiniz.

Ayrıca bir dahaki bölüm "Portakal Çiçeği" ile ortak olacak, eğer oradaki karakterleri merak ediyorsanız BeyzaErdem'in profilinden ulaşıp okuyabilirsiniz.

Dünyanın en güzel ve en huzurlu uykusundan patlayan bir flaş ile uyandım. Karanlık depoda gözümü alan flaş, acıyan gözlerimi zorla aralamama sebep olmuştu. Gözlerimi açar açmaz ilk karşılaştığım şey, alnıma değen yumuşak dudaklar ve tenimi okşayan sıcak nefesti.  Uykusunda dudaklarını size sürten bir Ayaz Haznedar, tüm sistemlerinizi alt üst edebilirdi. Tıpkı şuan bana yaptığı gibi.

Kitaplarda ve filmlerde sürekli güldüğüm şu “uyuyan masum erkek” klişesini yaşadığımı hissediyordum derinlerde bir yerde. Zira şuan karşımdaki görüntünün başka bir açıklaması olamazdı.

Siyah saçları, kendisine tezat oluşturan beyaz yastığa dağılmış, pembe dudakları aralık, sıcaktan yanakları kızarmış, fırtınalarını ince derinin altına gizlemiş Ayaz Haznedar, tüm masumluğu ve bunu yalanlamak isteyen çekiciliği ile uyuyordu. Pembe dudaklarından süzülen ılık nefesi şakağımı okşuyor, yumuşak, uzun parmakları sanki arada kaçıp gidecekmişim gibi belimi sıkıyordu. Gece sıcaktan terlemiş olsa gerek birkaç tutam saçı alnına yapışmıştı.

Onu şuan, bu pozisyonda günlerce izleyebileceğimi fark ettim. Sıcak bir yaz akşamında gökyüzünü izlemek gibiydi. Ayaz, yüzümü okşayan o ılık rüzgâr, manzaramı süsleyen dolunay ve ona eşlik eden milyonlarca yıldızın bir karışımı gibiydi. Mükemmel ve eşsiz.

“Mükemmel çıktınız.”

Güneş’in muzip fısıltısı, bu zamandan kopup gelmiş anı bozarken Ayaz’ın uzun kirpikleri hareketlendi. Beni mahrum ettiği fırtına rengi gözleri nihayet safirlerime çarparken iç çekti. “Günaydın.”

Çatallı ve boğuk, uykudan yeni kalktığını haber veren sesi kulaklarımı okşarken gülümsedim. “Günaydın. “

“Evet evet bana da günaydın.” Diye söylendi Güneş gözlerini devirirken. “Bu arada, çok tatlı çıktınız.” Sırıtışı gözlerine kadar ulaşırken ben de yatakta doğruldum. Sırtım sızlıyordu, ama Ayaz’ın moralini bozmamak için sesimi çıkarmadım. Mutlu görünüyordu. “İstediklerini aldım abi.”

Güneş’in attığı poşeti yakalayan Ayaz, içinden bir şeyler çıkarırken yataktan kalkmaya çalışan beni engelledi. “Dur bir güzelim, sırtına krem süreceğim dün Güneş’e aldırmıştım.” Onun söylediği ‘güzelim’ kelimesi içimi kıpır kıpır ederken duraksadım. Tişörtümü kaldırmış ve parmaklarına döktüğü kremi sırtıma sürmeye başlamıştı. Soğuk krem ve onu sırtıma yayan Ayaz’ın parmakları içimin çekilmesine neden oluyordu. Heyecandan nefes bile alamıyordum.

Ayaz elinden gelen en hızlı şekilde sırtıma kremi sürüp tişörtümü indirdikten sonra üzerime çeki düzen vermek için lavaboya uğradım. Ben dönene kadar Güneş, bana tost getirmişti. Ayrıca Ayaz da masanın üzerine yayılmış bir sürü kâğıtla uğraşıyordu. “Ne yapıyorsunuz siz?”

“Ayaz yeni hedeflerimiz için yaptığı planı anlatıyordu. Zorlu ikizleri. Duyduğunda dudağın uçuklayacak Safir.”

Adımlarımı hızlandırıp masanın kenarına vardığımda Ayaz’ın üzeri işaretli birçok haritaya baktığını fark etmiştim. Başımı bir açıklama beklercesine salladıktan sonra yandaki sandalyeye çöküp tostumu yemeye başladım. Gerçekten acıkmıştım. “ Zorlu Holding’in büyük patronları Seyit ve Halit Zorlu bizim yeni hedeflerimiz. İkisiyle tek tek uğraşmaktansa, bir taşla iki kuş vurmaya karar verdik. Bu akşam ikisini de ağa alıyoruz.” Güneş neşe ile ellerini çırparken ben sakince tostumu yemeye devam ettim. Ayaz’ın aklında nasıl ilginç bir plan vardı merak ediyordum. “İkizler beni tanıyor, maalesef ki babam yüzünden bu aptal mafya âleminin hepsi beni tanıyor.” Derin bir iç geçirdikten sonra başını Güneş’e çevirdi. “İstanbul da olsaydık onu da tanırlardı ama bu sefer şansımız döndü sanırım, Güneş’ten haberleri yok. Onları indirmeye ikiniz beraber gideceksiniz. Bu akşam ikisi önemli bir belgeyi tartışmak üzere şirkette tek kalacaklar, güvenlik dışında kimse olmayacak. Bu akşam bu işi halletmek zorundayız.”

RuhsuzHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin